Ada Masalı
Yuki ve Kenji, efsanevi "Pembe Ada"yı bulmak için yola çıkarlar.
Bir varmış bir yokmuş, uzaklarda, güneşin doğduğu topraklarda, denizin kenarına kurulmuş, her tarafı pembe çiçekli Sakura ağaçlarıyla dolu şirin bir balıkçı köyü varmış. Bu köyde Yuki adında, saçları kömür karası, gözleri badem gibi bir kız çocuğu ve onun en iyi arkadaşı Kenji adında, cesur mu cesur bir erkek çocuğu yaşarmış.
Köyün yaşlıları hep bir efsaneden bahsedermiş: "Denizin uzaklarında, asla yerinde durmayan, sürekli yer değiştiren sihirli bir ada vardır. Üzerinde en güzel çiçekler açar ama kimse onu iki kez göremez." Yuki ve Kenji bu hikayeyi çok merak ederlermiş.
Bir sabah, deniz çarşaf gibi dümdüzken ve etrafı hafif bir sis kaplamışken, Yuki ve Kenji küçük bambu sandallarına binip kürek çekmeye başlamışlar.
"Belki bugün şanslı günümüzdür Kenji," demiş Yuki.
Kenji, "Gözlerini dört aç Yuki, o adayı bulacağız!" diye cevap vermiş.
Sislerin arasından geçerken birden burunlarına mis gibi çiçek kokuları gelmiş. Sisin perdesi aralanmış ve karşılarında o efsanevi adayı görmüşler! Ada küçücükmüş ama üzerinde kıpkırmızı çatılı bir tapınak ve pembe yapraklarını döken harika ağaçlar varmış.
Çocuklar heyecanla sandalı kıyıya çekip adaya çıkmışlar. Her yer yumuşacık yosunlarla kaplıymış. Kuşlar değişik melodilerle ötüyormuş. Tam tapınağa doğru yürürlerken, bir anda yer ayaklarının altında "GÜMBÜRT!" diye sarsılmış.
Yuki korkuyla, "Deprem mi oluyor?" diye bağırmış.
Kenji, "Hayır," demiş, "Bu ada... hareket ediyor!"
O sırada adanın ön tarafından kocaman, yaşlı ama çok sevimli bir kafa sudan çıkmış. Bu, devasa bir Deniz Kaplumbağasıymış! Meğer çocuklar bir adaya değil, yüzyıllardır okyanusta yüzen dev kaplumbağa Nori Dede'nin sırtına çıkmışlar!
Nori Dede, yavaşça başını çevirip çocuklara bakmış ve derin, tonton bir sesle konuşmuş:
"Ooo, sırtımda misafirlerim varmış. Hoş geldiniz küçük yolcular. Yüzyıllardır kimse beni ziyaret etmemişti."
Yuki ve Kenji önce çok şaşırmışlar ama Nori Dede'nin gözlerinin ne kadar şefkatli olduğunu görünce korkuları geçmiş.
Yuki, "Özür dileriz Nori Dede, biz senin bir ada olduğunu sanmıştık. Sırtını acıttık mı?" diye sormuş nazikçe.
Nori Dede gülmüş (gülerken ada hafifçe sallanmış): "Hayır evladım. Sizin minik adımlarınız bana masaj gibi geldi. Yalnızlık bazen kabuğumdan daha ağırdır. Sizin neşenizi duymak beni gençleştirdi."
Çocuklar o gün akşama kadar Nori Dede'nin sırtında seyahat etmişler. Nori Dede onlara denizin altındaki mercan şehirlerini, balıkların dansını anlatmış. Yuki ve Kenji de ona köydeki oyunlarını anlatıp şarkılar söylemişler.
Akşam olduğunda Nori Dede onları köylerinin yakınına kadar bırakmış.
"Bu sırrımız olsun," demiş Nori Dede. "Beni arayanlar bulamaz, sadece kalbi temiz olanlar görebilir."
Yuki ve Kenji, sandallarına binip el sallamışlar. "Güle güle Nori Dede! Yine geleceğiz!"
Köyde kimse onlara inanmamış ama Yuki ve Kenji her denize baktıklarında, ufukta pembe bir parıltı gördüklerinde birbirlerine bakıp gülümsemişler. Biliyorlarmış ki dostları Nori Dede oralarda bir yerde yüzüyor.
Gökten üç sakura çiçeği düşmüş: Biri doğaya saygılı Yuki'ye, biri maceracı Kenji'ye, biri de sırtında dünyaları taşıyan sabırlı Nori Dede'ye.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
42
Beğenmedim
4
Sevdim
22
Güldüm
7
Kızdım
0
Üzüldüm
0
Şaşırdım
9
