Altın Yumurtlayan Kaz

Altın yumurtlayan kaz bulanların aç gözlülük ile olan sınavıdır.

Altın Yumurtlayan Kaz

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, küçük bir köyde yoksul bir çift yaşarmış. Kadının adı Fatma, kocanın adı Hasan'mış. Fatma ve Hasan çok çalışırlarmış ama çok fakirlermiş. Küçük bir kulübede yaşarlarmış, her gün ekmek parası için ter dökerlermiş. Ama şikayet etmezlermiş, "Elimizdekilere şükrederiz" derlermiş.

Bir sabah Hasan tarlaya giderken yolda garip bir ses duymuş. "Gak gak gak!" diye ses geliyormuş. Sesi takip etmiş, çalılıkların arasında beyaz tüylü güzel bir kaz bulmuş. Kaz yorgun görünüyormuş. Hasan merhamet etmiş: "Zavallıcık, gel seni eve götüreyim" demiş. Kazı kucağına almış, eve getirmiş. Fatma şaşırmış: "Nereden buldun bu güzel kazı?" diye sormuş. "Yolda buldum, bakacağız ona" demiş Hasan.

Kazı beslemişler, su vermişler, güzel bir yuva yapmışlar. Kaz çok mutlu olmuş. Ertesi sabah Fatma kümese baktığında inanamadığı bir şey görmüş. "Yaaaa ne bu?" diye bağırmış. Kaz altın bir yumurta yumurtlamış! Yumurta "pırıl pırıl!" diye parlıyormuş. Hasan koşmuş: "Altın! Gerçek altın!" demiş sevinçle. Hemen pazara götürmüşler, yumurtayı satmışlar, çok güzel para almışlar.

Günler geçmiş, kaz her sabah bir altın yumurta yumurtlamış. "Gak gak!" der, altın yumurta bırakırmış. Fatma ve Hasan artık yoksul değillermiş. Yeni bir ev yapmışlar, güzel giysiler almışlar, iyi yemekler yemişler. "Ne mutluyuz!" dermiş Fatma. "Evet, bu kaz bize bereket getirdi" dermiş Hasan. Her gün bir altın yumurta onlara yetiyormuş.

Ama zamanla Hasan'ın içinde açgözlülük uyanmaya başlamış. "Her gün bir yumurta iyi ama ya daha fazlasını alsak?" diye düşünmüş. Bir gün sabah kümese gitmiş, kaza bağırmış: "Hadi bakalım, bugün iki yumurta ver! Üç olsa daha iyi!" Kaz üzgün üzgün bakmış: "Gak..." diye üzüntülü ses çıkarmış. Ama Hasan dinlememiş, "Daha fazla istiyorum!" diye ısrar etmiş. Kaz üzüntüden hastalanmış.

Fatma'ya da demiş: "Bak Fatma, bu kazı çok besliyoruz, daha fazla yumurta vermeli!" Kazı daha çok yemeğe zorlamışlar. Zavallı kaz yorulmuş, mutsuz olmuş. Hasan bağırmaya devam etmiş: "Neden sadece bir yumurta? Sen özel bir kazsın, daha fazla verebilirsin!" Kaz her gün daha çok baskı hissetmiş. "Gak gak..." diye üzgün sesler çıkarmış.

Bir sabah Hasan kümese gittiğinde kaz orada yokmuş. Pencere açıkmış, beyaz tüyler uçuşuyormuş. "Fatma! Kaz kaçtı!" diye bağırmış. İkisi de dışarı fırlamışlar, gökyüzüne bakmışlar. Kaz gökyüzünde uçuyormuş, uzaklaşıyormuş. "Gak gak gak!" diye veda ediyormuş. Fatma ağlamış: "Hüüüü! Kazımızı kaybettik!" Hasan da pişmanlıkla yere oturmuş: "Açgözlülük yaptık! Ona iyi bakmadık, daha fazlasını istedik!" demiş.

Komşuları yaşlı Ahmet Dede durumu duymuş, gelmiş. "Evlatlarım, açgözlülük insanı mahveder. Kaz size her gün bir altın yumurta veriyordu. Bu yetmedi mi size? Daha fazlasını isteyince onu üzdünüz, kaçırdınız" demiş. "Kanaat altın küptür derler. Elinizde ne varsa ona şükredin, daha fazlasını hırsla istemeyin" demiş bilgece. Fatma ve Hasan çok pişman olmuşlar. "Keşke sabırlı olsaydık" demişler.

O günden sonra Fatma ve Hasan derslerini almışlar. Tekrar eskisi gibi çalışmaya başlamışlar. Bu sefer ellerindeki her nimete şükretmişler, asla açgözlülük yapmamışlar. Yavaş yavaş, dürüst çalışmayla tekrar ayaklarının üzerine kalkmışlar. Ama altın yumurtlayan kazı hiç unutmamışlar. O kaz onlara hayatlarının en önemli dersini vermişti: Kanaat etmek, şükretmek ve elimizdekilere değer vermek.

Gökten üç altın yumurta düşmüş: Biri ayna olmuş, çünkü açgözlülük ve sabırsızlık elimizdeki güzellikleri kaçırırmış. Biri masalı dinleyen çocukların kalbine kanaat olmuş. Biri de herkesin kalbine şükür ve sabır olmuş.

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 11
Beğenmedim Beğenmedim 1
Sevdim Sevdim 4
Güldüm Güldüm 0
Kızdım Kızdım 0
Üzüldüm Üzüldüm 1
Şaşırdım Şaşırdım 0