Hayvanlar Şehri Masalı
Pati Metropolü'nde, şehrin enerji kaynağı olan "Mavi Kristal" çalınır!
Bir varmış bir yokmuş... Aslanların takım elbise giyip işe gittiği, zürafaların boyunlarına uygun gökdelenlerde yaşadığı, hamsterların tekerlekli asansörler kullandığı Pati Metropolü adında teknolojik ve muazzam bir şehir varmış. Bu şehirde her şey çok düzenliymiş, ta ki o sabaha kadar!
Şehrin güvenliğinden sorumlu karakolda iki ortak çalışırmış: Biri, yerinde duramayan, kahve içmiş gibi sürekli "zıp zıp" zıplayan, uzun kulaklı polis tavşan Roka. Diğeri ise onun tam tersi; konuşması bile yavaş olan, bal yemeyi çok seven, dev gibi ama pamuk kalpli polis ayı Bambam.
O sabah, şehrin meydanındaki "Sonsuz Enerji Müzesi"nden alarmlar çalmaya başlamış!
Şehri aydınlatan efsanevi Mavi Kristal çalınmıştı! Kristal olmazsa şehrin tüm ışıkları sönecek, hamster tekerlekleri duracaktı.
Komiser (sert bakışlı bir Kartal), "Roka! Bambam! Hemen olay yerine!" diye bağırmış.
Roka, "Anlaşıldı amirim!" diyip fişek gibi fırlamış. Bambam ise sakince şapkasını düzeltmiş, "Geliyorum... amirim..." diyerek ağır ağır yola çıkmış.
Müzeye vardıklarında cam kırılmış ama ortada kimse yokmuş. Roka, "Hırsız kaçmış! Hızlı olmalıyız Bambam, koş koş!" diye dönüp duruyormuş.
Bambam ise yere eğilmiş, burnunu çekmiş. "Acele etme Roka," demiş Bambam. "Burada garip bir koku var. Çilekli sakız ve... biraz da boya kokusu."
Roka, "Boya mı?" demeye kalmadan, havada süzülen bir çilekli sakız balonu görmüş! Balon kendi kendine hareket ediyormuş.
"İşte orada! Görünmez hırsız!" diye bağırmış Roka.
Meğer hırsız, renkten renge girerek görünmez olabilen yaramaz bukalemun Bukalemun Renkli imiş! Renkli, yakalanacağını anlayınca paniklemiş ve "Pırr!" diye koşmaya başlamış. Ama koşarken rengini değiştirmeyi unutmuş ve bir anda kıpkırmızı olmuş!
Şehirde büyük bir kovalamaca başlamış!
Roka, süper hızlı polis motoruna atlamış, "Vınnnn!" diye trafiğin arasından zikzaklar çizerek gitmiş. Bambam ise motorun yan koltuğunda (sepetinde) gözlüklerini takmış, elindeki tabletten şehrin haritasını inceliyormuş.
Renkli, metro istasyonuna dalmış, kalabalığa karışıp mavi olmuş. Sonra parka girip çimenlerin arasında yeşil olmuş. Roka onu bir türlü göremiyormuş.
"Onu kaybettik Bambam! Çok hızlı renk değiştiriyor!" demiş Roka üzülerek.
Bambam sakince gülümsemiş. "Gözlerinle göremezsin Roka, ama aklınla görebilirsin. Haritaya bak, acıkmış olmalı. Şehirdeki en meşhur sinekli dondurmacı nerede?"
Roka hemen anlamış! "Tabii ya! Merkez Parkı'nda!"
İkili parka varmış. Tam da Bambam'ın dediği gibi, Bukalemun Renkli bir bankta oturmuş, elindeki Mavi Kristal'i dondurma sanıp yalamaya çalışıyormuş.
Roka sessizce arkasından yaklaşmış, Bambam ise diğer taraftan elinde kocaman bir ağ ile beklemiş.
Roka, "Sobeee!" diye bağırmış. Renkli korkudan havaya sıçramış ve tam Bambam'ın kucağına, yumuşacık göbeğine düşmüş. "Boing!"
Renkli ağlamaya başlamış: "Özür dilerim! Ben onu dev bir şeker sandım, çok parlıyordu!"
Bambam, Renkli'nin sırtını sıvazlamış: "Merak etme ufaklık, kristali yerine koyarsan ceza almazsın. Ama bir dahaki sefere parlayan her şeyi yeme."
Mavi Kristal müzeye geri konmuş, şehir tekrar ışıl ışıl olmuş. Roka ve Bambam, gün batımında birer çörek yiyerek kutlama yapmışlar. Roka, "Senin sakinliğin olmasa onu asla bulamazdım Bambam," demiş. Bambam da, "Senin hızın olmasa ona asla yetişemezdik Roka," demiş.
Gökten üç polis rozeti düşmüş: Biri hızlı Roka'ya, biri akıllı Bambam'a, biri de farklılıkların gücüne inanan tüm çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
29
Beğenmedim
6
Sevdim
28
Güldüm
6
Kızdım
3
Üzüldüm
3
Şaşırdım
3
