Minik Penguen Piko
Kaymayı çok seven Piko, artık annesi gibi yürümek ister.
Bir varmış bir yokmuş... Dünyanın en uzak, en beyaz ve en pırıltılı köşelerinden birinde, buzdan dağların gökyüzüne değdiği yerde, Piko adında minik bir bebek penguen yaşarmış. Piko, gri tüyleri olan, yumuşacık, pofuduk bir topa benzermiş.
Piko'nun en sevdiği oyun, karnının üzerine yatıp buzda kızak gibi kaymakmış. Minik ayaklarıyla kendini iter, "Vınnn!" diye buzun üzerinde neşeyle süzülürmüş. Rüzgar tüylerini gıdıklarmış, Piko kıkır kıkır gülermiş. Kaymak çok eğlenceliymiş ama Piko artık büyüyormuş. Etrafına bakmış; babalar yürüyor, anneler yürüyor, abiler yürüyor...
Bir gün başını kaldırıp annesi Nila'ya bakmış. Annesi upuzun boyuyla, siyah beyaz parlak tüyleriyle dimdik duruyormuş. Sonra "paytak paytak, sağ sol, sağ sol" yürüyerek Piko'nun yanına gelmiş. Piko annesine hayran kalmış.
"Anneciğim," demiş Piko, "Ben de senin gibi yürümek istiyorum. Artık dünyayı yukarıdan görmek, senin boyuna yetişmek istiyorum."
Annesi Nila, Piko'nun başını sevgiyle okşamış. Piko'nun biraz uzağına, tam karşısına gidip durmuş. Sıcak kanatlarını kocaman açmış:
"Tabii ki yürüyebilirsin Piko! Sen güçlü bir penguensin. Hadi, karnını yerden kaldır. Korkma, ben buradayım ve seni bekliyorum."
Piko derin bir nefes almış. Önce minik kanatlarını iki yana açmış, tıpkı bir uçak gibi dengesini sağlamış. Sonra "Hooop!" diyerek zorlanarak da olsa küçük ayaklarının üzerine kalkmış.
Oooo! Ayakta durmak ne kadar da farklıymış! Her yer daha büyük görünüyormuş. Ama bacakları biraz titremiş. Piko bir adım atmaya çalışmış. Ayağını kaldırmış ama buz çok kayganmış!
Dengesi bozulmuş, sağa sallanmış, sola sallanmış ve... "Pof!" diye yumuşacık karın üzerine, poposunun üstüne oturmuş. Burnuna da minik bir kar tanesi konmuş.
Piko'nun dudağı bükülmüş, gözleri dolmuş. "Yapamıyorum anne, buz çok kaygan, bacaklarım titriyor," demiş.
Annesi Nila ona en tatlı sesiyle seslenmiş: "Üzülme Piko. Herkes yürümeyi öğrenirken düşer. Ben de bebekken çok düştüm. Önemli olan düştükten sonra gülümseyip tekrar kalkmaktır. Hadi, silkelen ve bir daha dene!"
Piko, annesinin bu güzel sözlerini duyunca içindeki cesareti hissetmiş. "Tamam," demiş, "Tekrar deneyeceğim!"
Silkelenip üzerindeki karları atmış. Yeniden, daha kararlı bir şekilde ayağa kalkmış. Gözlerini annesinden hiç ayırmamış.
Önce sağ ayağını atmış: "Tıpış..."
Durmuş, beklemiş. Düşmemiş!
Sonra sol ayağını atmış: "Tıpış..."
Heyecanlanmış!
Bir adım daha, bir adım daha... "Paytak... paytak... paytak..."
Piko, sağa sola sallana sallana, rüzgarı yara yara annesine doğru yürümüş. Her adımda kendini daha kocaman hissetmiş. Ve sonunda, annesinin o sıcak, güvenli kanatlarına ulaşmış!
Nila, Piko'yu sımsıkı sarmış. "İşte başardın! Benim cesur yavrum, artık yürüyebiliyorsun," demiş.
Piko o kadar mutlu olmuş ki, annesinin kucağında sevinçle zıplamış. O gün Piko, yorulana kadar karların üzerinde gezmiş. Akşam olduğunda ise gökyüzünde rengarenk kuzey ışıkları dans etmeye başlamış. Piko, annesinin yanına kıvrılmış. Attığı o cesur adımları ve annesinin sıcak kucağını düşünerek, mışıl mışıl, tatlı rüyalar ülkesine dalmış.
Gökten üç kar tanesi düşmüş: Biri cesaretle ayağa kalkan Piko'ya. Biri sabırla bekleyen anne Nila'ya. Biri de düşse bile kalkıp yeniden deneyen tüm minik çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
52
Beğenmedim
2
Sevdim
32
Güldüm
6
Kızdım
5
Üzüldüm
2
Şaşırdım
1
