Son Ejderha Yumurtası
Dört arkadaş efsanevi Altın Ejderha'nın kayıp yumurtasını bulmak için yola çıkar.
Bir varmış bir yokmuş... Uzak diyarlarda, bulutların üzerine kadar uzanan "Gizemli Dağlar"ın eteğinde dört sıkı dost yaşarmış. Bunlar; elinden haritasını hiç düşürmeyen maceracı Nehir, doğadaki her çiçeğin ismini bilen Eylül, en ağır kayaları bile kaldırabilen güçlü Cengiz ve her kilidi açabilen, icatlar yapan zeki Ömer'miş.
Bir gün Ömer, tavan arasında dedesinden kalma eski bir sandık bulmuş. Sandığın içinden tozlu, kenarları yanmış eski bir parşömen çıkmış. Bu bir haritaymış! Haritanın üzerinde, "Son İyilik Ejderhası'nın Kayıp Yumurtası" yazıyormuş. Efsaneye göre bu ejderha, dünyaya baharı ve neşeyi getiren son ejderhaymış ama yumurtası kaybolduğu için çok üzgünmüş.
Nehir haritayı açmış: "Bakın! Yumurta, Sarmaşık Ormanı'ndaki Unutulmuş Tapınak'ta saklı!" demiş. Dört arkadaş hemen çantalarını hazırlamışlar. Fenerler, ipler, büyüteçler... Tam bir macera ekibi olmuşlar!
Yolculuk başlamış. Sarmaşık Ormanı'na girdiklerinde her yer dev yapraklar ve antik taşlarla doluymuş. Karşılarına "gıcırdayan" eski bir asma köprü çıkmış. Köprü çok sallanıyormuş.
Cengiz öne atılmış: "Korkmayın, ben ipleri tutarım, siz geçin!" demiş. Güçlü kollarıyla köprüyü sabitlemiş. Arkadaşları güvenle karşıya geçmiş.
Tapınağın girişine geldiklerinde kapı kilitliymiş. Kapının üzerinde garip semboller ve dönen taşlar varmış.
Ömer gözlüğünü düzeltmiş: "Hımm, bu bir bulmaca! Eğer güneş, ay ve yıldız sembollerini yan yana getirirsek kapı açılır." Ömer taşları "tıkırt, tıkırt" diye çevirmiş. Ve büyük bir gürültüyle "GÜMMM!" diye taş kapı açılmış.
İçerisi "ışıl ışıl" parlayan mavi kristallerle doluymuş. Ama yumurtaya giden yolda, üzerine basınca ses çıkaran taşlar varmış. Eylül, "Şşş! Sessiz olun," demiş. "Sadece üzerinde çiçek resmi olan taşlara basmalıyız, yoksa yol kapanır." Eylül'ün doğa bilgisi sayesinde, tuzaklara basmadan, seksek oynar gibi neşeyle ilerlemişler.
Ve sonunda... Tapınağın en tepesindeki sunağın üzerinde, gökkuşağı gibi parlayan, kocaman, sıcak bir Ejderha Yumurtası duruyormuş!
Nehir, "İşte orada!" diye fısıldamış.
Tam yumurtayı alacakları sırada, tapınağın gölgesinden Hazine Avcısı Kargalar çıkmış. "Gak gak! O yumurta bizim! Onu satıp altın alacağız!" diye bağırmışlar.
Ama Cengiz kükremiş, Ömer ışık saçan bir ayna düzeneği kurup kargaların gözünü kamaştırmış, Eylül ve Nehir ise yumurtayı nazikçe bir beze sarmışlar. Kargalar "Pırr" diye kaçıp gitmişler.
Dört kafadar, yumurtayı dikkatlice Gizemli Dağ'ın zirvesindeki anne ejderhaya götürmüşler. Anne Ejderha Zümrüt, yavrusunun yumurtasını görünce sevinçten ağzından zararsız, renkli havai fişekler püskürtmüş!
Anne Ejderha, "Siz benim en değerli hazinemi kurtardınız," demiş. "Sizi 'Ejderha Muhafızları' ilan ediyorum." Ve her birine, karanlıkta parlayan ve onlara her zaman doğru yolu gösterecek olan Ejderha Pulu Madalyası hediye etmiş.
O günden sonra Nehir, Eylül, Cengiz ve Ömer, boyunlarında parlayan madalyalarıyla dünyanın neresinde bir yardıma ihtiyaç olsa oraya koşmuşlar.
Gökten üç ejderha pulu düşmüş: Biri haritayı okuyan Nehir'e, biri doğayı dinleyen Eylül'e, biri güçlü Cengiz ve zeki Ömer'e... Ve tabii ki macerayı seven tüm çocuklara!
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
26
Beğenmedim
5
Sevdim
28
Güldüm
6
Kızdım
2
Üzüldüm
2
Şaşırdım
2
