Yedi Denizin Gezgini
Denizci Murat, evine dönerken fırtınalarla macera dolu şeyler yaşar.
Bir varmış bir yokmuş, uzak denizlerin azgın dalgalarında, yiğit mi yiğit bir denizci yaşarmış. Adı Denizci Murat'mış. Uzun yıllar gurbet elde kalmış, yedi denizi aşmış, ama aklı fikri hep memleketi Karadeniz'de, ailesi ve sevdiklerindeymiş. "Vira bismillah!" diyerek her seferinde yelken açar, yeni diyarlar keşfedermiş.
Bir gün, artık eve dönme vakti gelmiş çatmış. Denizci Murat, gemisini ve tayfasını toplamış, dümeni Karadeniz'e çevirmiş. Ama yollar uzun, denizler tuzaklarla doluymuş. Daha yolun başında, gökyüzü aniden kararmış, devasa dalgalar "gümbür gümbür" gemiye vurmaya başlamış. "Eyvah, fırtına kopuyor!" diye bağırmış tayfa.
Denizci Murat, fırtınaya pabuç bırakır mı hiç? Geminin dümenine "şut!" diye geçmiş. Direği tutmuş, "Haydi aslanlarım!" diye tayfasına cesaret vermiş. Yüksek dalgaların arasından gemiyi ustalıkla geçirmiş. Rüzgar "uğultuyla" eserken, Murat'ın tecrübesi sayesinde gemileri batmaktan kurtulmuş. Fırtına dindikten sonra herkes "oh be!" diye derin bir nefes almış.
Bir başka gün, masmavi denizin ortasında garip bir gölge belirmiş. Gemi yaklaşınca bir de ne görsünler? Dev gibi bir balık, koca ağzını "şlak şlak şlak" diye açıp gemiye doğru yüzüyormuş! Tayfa korkudan "Aman Allah'ım!" diye haykırmış. Balığın gözleri birer fener gibi parlıyormuş. Murat, balığı şaşırtmak için bir plan yapmış.
Denizci Murat, hemen tayfasına büyük bir ağ hazırlatmış. Balık gemiye yaklaştığında, "Haydi şimdi!" diye komut vermiş ve ağı dev balığın üzerine atmışlar. Balık şaşkınlıkla çırpınırken, Murat gemiyi hızla uzaklaştırmış. Balık, bir süre sonra ağdan kurtulmuş ama gemiye saldırmayı bırakmış, başka diyarlara doğru yüzüp gitmiş. "Oley!" diye sevinç çığlıkları atmış tayfa.
Yolculuk devam ederken, gemileri sisli bir adaya yanaşmış. Ada mis gibi çiçek kokuyormuş. Adadan çıkan yaşlı, güler yüzlü bir adam, onları "Hoş geldiniz, yorgun misafirler!" diye karşılamış. Adam onlara tatlı içecekler sunmuş, şarkılar söylemiş. Ama Denizci Murat'ın içine bir kurt düşmüş. Bu adada bir terslik varmış. "Hımmm," diye düşünmüş.
Murat, adadaki tatlı meyvelerden yememiş, içeceklerden içmemiş. Gecenin bir yarısı, tayfasının derin bir uykuya daldığını, uyanamadığını fark etmiş. Meğer adadaki yiyecek ve içecekler onları uyutan büyülü otlarmış! Yaşlı adam ise aslında kötü niyetli bir cadıymış, uyuyan denizcilerin gemilerini ele geçirirmiş. Cadı "hıhıhı" diye sinsi sinsi gülüyormuş.
Murat, zekasıyla cadıyı atlatmış. Cadı uyuyunca, sessizce gemiye dönmüş, tayfasını uyandırmak için özel bir bitki çayı demlemiş. Tayfa çayı içince "vızır vızır" uyanmış. Hemen yelken açmışlar, cadının adasından "fır fır fır" uzaklaşmışlar. Cadı uyanıp onları göremeyince "Aaaaaiiiii!" diye çığlık atmış.
Nice maceralardan sonra, bir sabah uzakta Karadeniz'in hırçın dalgaları ve tanıdık kıyıları görünmüş. Denizci Murat'ın gözleri dolmuş. Memleketine olan özlemi, onu bunca zorluğun içinden sapasağlam geçirmişti. Köydeki ailesi ve sevdikleri, onu limanda bekliyormuş. "Kavuşma zamanı!" diye bağırmış.
Denizci Murat, memleketine ulaştığında büyük bir coşkuyla karşılanmış. Herkes onun cesaretini ve zekasını konuşmuş. Karadeniz'in en yiğit denizcisi olarak nam salmış.
Onun hikayeleri nesiller boyu anlatılmış, denizcilere ilham kaynağı olmuş. Çünkü o, hem yedi denizin gezgini hem de memleketinin kahramanıymış. Gökten üç yelkenli gemi düşmüş: Biri Denizci Murat'ın memleketine kavuşması olmuş, çünkü zeka ve cesaret her zaman sevdiklerine ulaştırır. Biri masalı dinleyen çocukların kalbine özlem olmuş. Biri de herkesin kalbine yola devam etme ve umudun güzelliği olmuş.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
8
Beğenmedim
1
Sevdim
5
Güldüm
1
Kızdım
0
Üzüldüm
0
Şaşırdım
1
