Güneş Tutulması Masalı
Okulun son haftası gelmiş, karne heyecanı tüm sınıfı sarmıştır ancak güneş tutulması da bu zamana gelmiştir.
Bir varmış bir yokmuş... Papatyaların açtığı, kuşların neşeyle şarkı söylediği güzel bir Haziran ayında, Yıldızlar İlkokulu'nda büyük bir heyecan yaşanıyormuş. Okulun son haftasıymış ve bugün büyük günmüş: Karne Günü!
Çocuklar sabah erkenden, en güzel kıyafetlerini giyip okula koşmuşlar. Sınıfın yaramazı Mert, neşeli Defne, her şeyi merak eden Burak ve tatlı Alya, sıralarında heyecanla bekliyormuş. Sınıfın kapısı açılmış ve içeriye her zamanki gibi güler yüzüyle Hatice Öğretmen girmiş.
Hatice Öğretmen'in elinde sadece karneler yokmuş. Kocaman bir kutuyla gelmiş!
"Günaydın çocuklar!" demiş öğretmen. "Bugün karne alacaksınız, hepiniz çok çalıştınız. Ama bugün, karnelerden bile daha büyük bir sürprizimiz var. Doğanın bize hazırladığı harika bir gösteri izleyeceğiz: Güneş Tutulması!"
Bütün sınıf "Ooooo!" diye şaşırmış.
Mert parmak kaldırmış: "Öğretmenim, Güneş hastalanıp tutulacak mı yoksa?"
Sınıftakiler kıkır kıkır gülmüş. Hatice Öğretmen de gülümsemiş. Masasının üzerine bir Dünya maketi, küçük bir Ay maketi ve bir de el feneri koymuş.
"Hayır Mertçiğim," demiş Hatice Öğretmen. "Güneş hastalanmayacak.
Güneş tutulması, uzaydaki harika bir saklambaç oyunudur. Bizim dünyamız Güneş'in etrafında döner. Ay ise Dünya'mızın etrafında döner. Bazen Ay, tam Dünya ile Güneş'in arasına girer. Ay, Güneş'in ışığını kapatır ve gündüz vakti hava sanki akşam olmuş gibi kararır."
Burak heyecanla atılmış: "Yani Ay, Güneş'in önüne geçip ona 'Cee-eee!' mi yapacak?"
"Tam olarak öyle Burak!" demiş Hatice Öğretmen. "Ama çok önemli bir kuralımız var. Güneş'e asla çıplak gözle bakamayız, gözlerimiz çok zarar görür."
Öğretmen, elindeki kutuyu açmış ve herkese ortası simsiyah, kartondan yapılmış tuhaf gözlükler dağıtmış. Alya gözlüğü takmış, "Öğretmenim bu gözlükle hiçbir şey göremiyorum, her yer kapkaranlık!" demiş.
Hatice Öğretmen, "Bu özel bir tutulma gözlüğü Alya. Sadece o parlak Güneş'e baktığınızda işe yarar," diyerek çocukları okulun bahçesine çıkarmış.
Bahçede tüm okul toplanmışmış. Birdenbire hava serinlemeye başlamış. Rüzgar hafifçe esmiş. Ağaçlardaki kuşlar akşam olduğunu sanıp susmuş ve yuvalarına çekilmiş. Sokak lambaları bile yanmış!
Hatice Öğretmen, "Gözlüklerinizi takın çocuklar, başlıyor!" demiş.
Mert, Defne, Burak ve Alya özel gözlüklerini takıp gökyüzüne bakmışlar. Gerçekten de muazzam bir manzara varmış! Kapkara bir daire (Ay), o parlak Güneş'in önüne yavaş yavaş geçiyormuş. Güneş, gökyüzünde sadece incecik, parlayan bir yüzük gibi kalmış.
Defne, "İnanamıyorum! Gökyüzünde ışıktan bir yüzük var!" diye sevinçle bağırmış.
Birkaç dakika sonra Ay, Güneş'in önünden yavaşça çekilmeye başlamış. Güneş tekrar "Merhaba!" diyerek ışıklarını saçmış. Kuşlar tekrar ötmeye başlamış, hava ısınmış.
Tutulma bitince Hatice Öğretmen çocukların karnelerini dağıtmış. Çocuklar hem karnelerini almanın hem de hayatlarında ilk defa Güneş Tutulması izlemenin mutluluğuyla havalara uçmuşlar. O gün eve dönen Mert, Defne, Burak ve Alya, uzay bilimcisi olmaya karar vermişler.
Gökten üç ışık hüzmesi düşmüş: Biri çocuklara bilimi sevdiren Hatice Öğretmen'e. Biri uzayın sırlarını merak eden zeki çocuklara. Biri de karnesini alıp yaz tatiline koşan tüm mutlu öğrencilere.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
31
Beğenmedim
2
Sevdim
33
Güldüm
4
Kızdım
1
Üzüldüm
1
Şaşırdım
11
