Pamuk Prenses ile Şirinler
Ormanda Yedi Cüceler'in evini ararken kaybolan Pamuk Prenses, yanlışlıkla Şirinler Köyü'ne gelir.
Bir varmış bir yokmuş... Ağaçların gökyüzüne uzandığı, kuşların ninniler söylediği kocaman, yeşil bir orman varmış. Bu ormanda, cildi kar gibi beyaz, dudakları kan gibi kırmızı, kalbi ise pamuk gibi yumuşak olan Pamuk Prenses dolaşıyormuş. Pamuk Prenses, en yakın arkadaşları olan Yedi Cüceler'in evine gitmek için yola çıkmış ama ormanın karışık patikalarında yönünü şaşırmış. Sağa dönmüş, sola dönmüş ama cücelerin o şirin kulübesini bir türlü bulamamış.
Yürümekten yorulduğunda, rengarenk çiçeklerin arasından süzülen tatlı bir koku almış. Kokuyu takip edince, ağaç köklerinin arasına gizlenmiş, evleri kırmızı ve beyaz dev mantarlardan yapılmış, masalsı bir köye gelmiş. Burası, Şirinler Köyü'ymüş!
Pamuk Prenses bu minik mantar evleri görünce çok şaşırmış. Tam o sırada, evlerin kapılarından masmavi, minicik canlılar ona bakıyormuş. Şirinler, karşılarında dev gibi bir insan görünce önce biraz korkmuşlar. Ama Pamuk Prenses, o dünyanın en tatlı ve nazik sesiyle, "Korkmayın minik dostlarım, ben Pamuk Prenses. Yolumu kaybettim, size zarar vermem," demiş.
Bunu duyan kırmızı şapkalı, beyaz sakallı Şirin Baba, cesaretle öne çıkmış. "Hoş geldin Pamuk Prenses. Benim adım Şirin Baba. Burası Şirinler Köyü. Senin ne kadar iyi kalpli olduğunu masallardan biliyoruz," demiş.
Şirin Baba'nın arkasından sapsarı saçları ve beyaz elbisesiyle Şirine koşarak gelmiş. "Aaa! Pamuk Prenses! Senin o güzel elbiseni çok yakından görmek istiyordum!" demiş.
Pamuk Prenses ve Şirine hemen harika iki arkadaş olmuşlar. Pamuk Prenses, ormana sığmayan neşesiyle Şirinler'e katılmış. Şirine ile el ele tutuşup Şirin Çilekleri toplamaya gitmişler. Şakacı Şirin ona komik şakalar yapmış, Obur Şirin ise çileklerden devasa bir pasta yapmış. Pamuk Prenses, cüceleri ararken bulduğu bu mavi dostlarıyla o kadar eğlenmiş ki, zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamamış. Birlikte şarkılar söyleyip dans etmişler.
Akşam yaklaşırken, Pamuk Prenses üzülerek, "Sizinle vakit geçirmek harikaydı ama Yedi Cüceler beni merak etmiştir. Oraya nasıl gideceğimi bilmiyorum," demiş.
Şirin Baba, kütüphanesinden sihirli orman haritasını çıkarmış. "Hiç merak etme güzel kızım. Biz ormanın her karışını biliriz. Cücelerin evi, Şelale Tepesi'nin hemen ardında. Sana yolu göstereceğiz," demiş.
Şirinler, ellerinde minik fenerlerle Pamuk Prenses'in önüne düşmüşler ve onu Yedi Cüceler'in kulübesinin yakınına kadar güvenle götürmüşler.
Pamuk Prenses, Şirine'ye sımsıkı sarılmış. "Farklı dünyalardan olsak da, sevgi ve yardımlaşma bizi en yakın dost yaptı. Yardımlarınız için teşekkür ederim!" demiş.
Pamuk Prenses evine, cücelerin yanına dönerken, Şirinler de neşeyle köylerine dönmüş. O gün herkes anlamış ki; dış görünüşümüz, boyumuz veya rengimiz ne kadar farklı olursa olsun, iyi niyetli bir kalp herkesle dost olabilir ve yardımlaşmak dünyadaki en güzel sihirdir.
Gökten üç şirin çilek düşmüş: Biri şefkatli Pamuk Prenses'e. Biri yardımsever Şirinler'e. Biri de arkadaşlarına sevgiyle yaklaşan tüm akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
88
Beğenmedim
16
Sevdim
120
Güldüm
10
Kızdım
4
Üzüldüm
5
Şaşırdım
18
