Kartal ile Güvercin Masalı
Anadolu'nun sarp kayalıklarında yaşayan güvercinler, gökyüzünün hakimi kartaldan korkarlar.
Bir varmış bir yokmuş... Güneşin her sabah altın gibi doğduğu, şelalelerin coşkuyla aktığı güzel Anadolu'nun "Kızıl Kanyon" adındaki sarp kayalıklarında, cıvıl cıvıl bir kuş sürüsü yaşarmış. Bunlar, gri ve beyaz tüyleri olan, barışın ve sevginin simgesi Güvercinlermiş. Güvercinler çok akıllı kuşlardır; evlerinin yolunu asla kaybetmez, yön bulma konusunda dünyanın en iyi yeteneğine sahip oldukları için çok uzaklara gidip geri dönebilirlermiş.
Bu kayalıkların en tepesinde, bulutların bile üzerinde uçan başka bir kuş yaşarmış: Gökyüzünün kralı, devasa bir Kartal! Kartalların kanat açıklığı o kadar büyüktür ki, rüzgara karşı hiç yorulmadan saatlerce süzülebilirler. Üstelik gözleri o kadar keskindir ki, bulutların arasından bakarken yerdeki minicik bir karıncanın yürüyüşünü bile görebilirlermiş. Güvercinler, Kartal'ın o büyük gölgesini gördüklerinde biraz korkar, hemen yuvalarına saklanırlarmış. "O çok büyük, kesin bize zarar verir," diye düşünürlermiş.
Bir bahar sabahı, Güvercin sürüsünün yuvalarının olduğu kayalıkta tatlı bir telaş varmış. Anne Güvercin'in yuvasındaki yumurtalardan biri çatlamış ve minik, tüyleri pofuduk bir Yavru Güvercin dünyaya gelmiş. Yavru güvercin çok meraklıymış. Annesi yemek ararken, yuvadan dışarı, kanyonun o derin boşluğuna bakmak istemiş.
"Sadece bir bakıp geri döneceğim," demiş yavru kuş. Kayanın ucuna doğru "pıtır pıtır" yürümüş. Ama kanyonda esen o meşhur rüzgarlardan biri aniden "Vuuuu!" diye esivermiş. Minik yavru dengesini kaybetmiş ve "Cik! Cik! İmdat!" diye bağırarak kanyonun derinliklerine doğru düşmeye başlamış!
Anne Güvercin bunu görünce "Yavrum!" diye çığlık atmış ve peşinden atlamış. Ama yavru o kadar hızlı düşüyormuş ki, Anne Güvercin'in hızlanıp onu yakalaması imkansızmış.
İşte tam o sırada, kanyonun çok ama çok yukarısında, bulutların üzerinde süzülen Kartal devriyedeymiş. O efsanevi, keskin gözleriyle aşağıda düşen minik gri noktayı saniyeler içinde fark etmiş.
"Bir yavru tehlikede!" demiş Kartal.
Dev kanatlarını geriye doğru katlamış, bir ok gibi hızlanarak gökyüzünden aşağıya doğru şimşek hızında dalışa geçmiş. "FİYYUUUUUV!"
Rüzgarı yara yara inen Kartal, yere çarpmak üzere olan Yavru Güvercin'in hemen altına süzülmüş.
O devasa, güçlü sırtını yastık gibi açmış ve yavru güvercin "Pof!" diye Kartal'ın yumuşacık tüylerinin üzerine düşmüş. Kartal, yavruyu sırtında güvene aldıktan sonra kanatlarını kocaman açarak hızını kesmiş ve gökyüzüne doğru zarifçe yeniden yükselmiş.
Anne Güvercin ve sürünün diğer üyeleri şaşkınlık ve korkuyla bakakalmışlar. Kartal, yuvanın olduğu kayalığa inmiş. Minik yavruyu nazikçe gagasının ucuyla alıp annesinin yanına, yuvasına bırakmış. Yavru kuş, "Teşekkür ederim dev kuş!" diyerek Kartal'ın kanadına sürtünmüş.
Anne Güvercin, Kartal'a minnetle bakmış. "Biz senden hep korkardık, büyük ve güçlüsün diye bize zarar vereceğini düşünürdük. Ama sen o gücünü benim yavrumu kurtarmak için kullandın. Bize canımızı bağışladın," demiş.
Kartal şefkatle gülümsemiş: "Biz kartallar büyük olabiliriz ama kalbimiz de bu kanyon kadar geniştir. Gerçek güç, küçükleri korkutmak değil, onları korumaktır."
O günden sonra Kızıl Kanyon'da güvercinler ve kartal harika dostlar olmuşlar. Güvercinler Kartal'a en güzel yolları göstermiş, Kartal da onları gökyüzünden korumuş.
Gökten üç kuş tüyü düşmüş: Biri gözleri keskin, kalbi yumuşak Kartal'a. Biri yuvasına kavuşan Yavru Güvercin'e. Biri de dış görünüşe aldanmayıp herkesin içindeki iyiliği gören akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
32
Beğenmedim
3
Sevdim
32
Güldüm
6
Kızdım
1
Üzüldüm
1
Şaşırdım
6
