Çekirge ile Horoz
Sadece sabahları ötmekten sıkılan Horoz, ünlü bir şarkıcı olmak ister.
Bir varmış bir yokmuş... Rengarenk çiçeklerin açtığı, ineklerin otladığı neşeli bir çiftlikte, kendini çok beğenen, tüyleri pırıl pırıl, ibiği kıpkırmızı bir Horoz yaşarmış. Bu Horoz, sadece sabahları insanları uyandırmaktan sıkılmış. O, bir yıldız gibi şarkı söylemek, bütün çiftliği kendine hayran bırakmak istiyormuş.
Bir gün Horoz, çitin üzerine çıkmış, boğazını temizlemiş ve başlamış şarkıya: "Ü-ürü-üüü! Gıdak gıdak!" Ama sesi o kadar detone ve kaba çıkmış ki, uyuyan kuşlar kaçışmış, inekler otlamayı bırakıp kulaklarını tıkamış. Horoz çok üzülmüş. "Sesim gür ama şarkımda bir eksik var, kimse beni dinlemek istemiyor," demiş.
Tam o sırada, çitlerin dibindeki uzun otların arasından incecik, ritmik bir ses gelmiş. Horoz aşağı bakmış. Orada, arka bacaklarını birbirine sürterek keman çalar gibi sesler çıkaran, zıpır mı zıpır, yemyeşil bir Çekirge varmış.
Horoz, "Sen ne yapıyorsun orada ufaklık?" diye sormuş.
Çekirge zıplayıp çitin üzerine konmuş. "Seni dinliyordum Horoz Kardeş," demiş. "Sesin çok güçlü ama ritmin yok. Müzik sadece bağırmak değildir, bir düzeni olmalıdır. Gel güçlerimizi birleştirelim! Sen şarkı söyle, ben ritim tutayım."
Horoz'un aklına bu fikir yatmış. "Tamam," demiş. "Hadi o zaman, ilk seyircimiz şu kulübede yatan Koca Köpek Çomar olsun."
Çomar'ın yanına gitmişler. Çekirge bacaklarını sürtmüş, Horoz ona uyarak neşeli bir şarkı söylemiş. Uykucu Çomar gözünü açmış, kuyruğunu "pat pat" diye yere vurarak müziğe eşlik etmiş. İkili ilk başarılarını kutlamışlar.
Ama asıl sınav şimdi geliyormuş. Samanlıkta uyuyan, çiftliğin en huysuz ve sese tahammülü olmayan kedisi Tekir'in yanına gitmişler. Tekir, onları görünce tıslamış: "Gidin buradan! Gürültü istemiyorum, uyuyacağım!"
Horoz tam korkup geri çekilecekken Çekirge fısıldamış: "Korkma! Bu sefer gürültülü değil, yumuşacık bir ninni çalacağız."
Çekirge çok yavaş ve huzurlu bir ritim tutturmuş. Horoz da sesini alçaltmış, rüzgar gibi yumuşak bir melodi mırıldanmış. Huysuz Tekir'in kulakları gevşemiş, gözleri kapanmış ve oracıkta mışıl mışıl uykuya dalmış. Horoz ve Çekirge birbirlerine bakıp sessizce gülümsemişler. Başarmışlardı!
Ertesi sabah güneş doğarken çiftlikte büyük bir sürpriz varmış. Horoz ve Çekirge, ahırın en yüksek çatısına çıkmışlar. Çekirge ritmi vermiş, Horoz en güzel sesiyle şarkıya girmiş:
Ortaya o kadar eğlenceli ve uyumlu bir müzik çıkmış ki; tavuklar dans etmeye, inekler kuyruk sallamaya başlamış.
Çiftlik sahibi bile uyanıp, "Radyo mu açık kaldı? Ne güzel bir şarkı bu!" diye pencereyi açmış.Horoz ve Çekirge o gün anlamışlar ki; iki yetenek birleşince en huysuzları bile mutlu edecek harika bir sanat ortaya çıkarmış. Gökten üç müzik notası düşmüş: Biri sesi gür Horoz'a. Biri ritim ustası Çekirge'ye. Biri de arkadaşlarıyla uyum içinde oyun oynayan çocuklara. Masalımız da burada mutlulukla bitmiş.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
43
Beğenmedim
6
Sevdim
30
Güldüm
3
Kızdım
4
Üzüldüm
1
Şaşırdım
2
