Kırmızı Peri ile Yeşil Peri
Kırmızı Kanatlı Peri Alaz ve Yeşil Kanatlı Peri Yaprak'ın dostluğu, yemyeşil ormanı nasıl kurtardığını anlatan büyülü bir masal.
Bir varmış bir yokmuş, göz kamaştıran renkleriyle parlayan, her çiçeğin ayrı bir şarkı söylediği, her ağacın fısıltılarla sırlarını paylaştığı büyülü bir orman varmış. Bu ormanın kalbinde, pırıl pırıl kırmızı kanatlarıyla süzülen Alaz adında neşeli bir peri yaşarmış. Alaz'ın kanatları, gün batımının en sıcak kızıllığını, en canlı ateş rengini barındırırmış ve her çırpışında etrafa küçük, ışıltılı pırıltılar saçarmış. Onun en yakın dostu ise, ormanın derinliklerinde, yemyeşil yaprakların arasına gizlenmiş, kanatları bahar filizleri gibi taze ve canlı olan Yaprak adında bir periymiş. Yaprak, ormanın her köşesini bilir, her bitkinin dilinden anlar, narin dokunuşlarıyla solan çiçekleri bile yeniden canlandırırmış. İki peri, birbirine zıt renkleriyle adeta ormanın dengesini temsil edermiş; Alaz'ın coşkulu enerjisi, Yaprak'ın sakin ve bilge ruhuyla harmanlanırmış.
Günlerden bir gün, ormanın üzerine ansızın garip bir gölge düşmüş. Güneş ışıkları soluklaşmış, çiçekler boyunlarını bükmüş, kuşlar cıvıl cıvıl şarkılarını kesmiş. Yaprak, narin parmaklarıyla toprağa dokunduğunda, toprağın cansızlaştığını hissetmiş. Yaprak, endişeyle Alaz'a dönmüş, "Kırmızı Kanatlı Dostum, ormanımız hasta oluyor gibi. İçindeki yaşam enerjisi çekiliyor sanki," demiş. Alaz, kıvrak kanatlarını hızla çırparak ormanın üzerine yükselmiş, her bir ağacın tepesine konup, her bir çiçeğin yaprağını dikkatle incelemiş. Fırrr diye bir ağacın tepesinden diğerine atlarken, ormanın renginin solduğunu, yeşilin yerini grimsi tonlara bıraktığını fark etmiş. İki peri, ormanı kurtarmak için ne yapacaklarını düşünürken, yaşlı ve bilge Meşe Ağacı'nın fısıltılarını duymuşlar: "Ormanın kalbindeki Işıltılı Pınar, gücünü yitiriyor. Onu yeniden canlandıracak olan, iki zıt rengin birleşimidir."
Meşe Ağacı'nın sözleri üzerine, Alaz ve Yaprak, ormanın en derinliklerine, kimsenin kolay kolay ulaşamadığı Işıltılı Pınar'a doğru yola koyulmuşlar. Yolculukları boyunca, solmuş çiçeklerin arasından geçmiş, kurumuş dere yataklarını aşmışlar. Pınar'a ulaştıklarında, pınarın sularının bulanıklaştığını, ışıltısının kaybolduğunu görmüşler. Pınarın etrafındaki taşlar bile matlaşmış, sanki tüm canlılığını yitirmiş gibiymiş. Yaprak, narin ellerini pınarın soğuk sularına uzatmış, tüm sevgisini ve şifacı gücünü sulara akıtmaya çalışmış. Alaz ise, kanatlarını tüm gücüyle çırparak, kızıl pırıltılarını pınarın üzerine serpiştirmiş. İki perinin farklı enerjileri, pınarın üzerinde dans etmeye başlamış. Kırmızı ve yeşil ışıklar, birbirine karışarak, pınarın bulanık sularını yavaşça temizlemeye, ona yeniden o eski ışıltısını vermeye başlamış.
Kırmızı ve yeşil ışıkların dansı, pınarın sularını berraklaştırmış, adeta bir elmas gibi parlamasını sağlamış. Pınardan yayılan enerji, tüm ormanı sarmış, solan çiçekler yeniden açmış, ağaçlar gürleşmiş, kuşlar cıvıl cıvıl şarkılarını söylemeye başlamış. Orman, eski canlılığına ve neşesine kavuşmuştu. Alaz ve Yaprak, dostluklarının ve farklılıklarının gücünü bir kez daha anlamışlar. Çünkü asıl güç, farklılıkları bir araya getirip, ortak bir amaç uğruna birleşmekteymiş. Gökten üç ışıltılı pırıltı düşmüş, biri kırmızı kanatlı Alaz'a, biri yeşil kanatlı Yaprak'a, biri de dostluğun ve birliğin değerini bilen tüm minik kalplere.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
6
Beğenmedim
3
Sevdim
11
Güldüm
0
Kızdım
0
Üzüldüm
0
Şaşırdım
1
