Yıldız Kelebeği Masalı
Küçük Prens'in kelebeği Pırıltı, uzayın derinliklerinde kayıp bir yıldız bulmak için çıktığı macerada renkli bir dansa tutulur.
Bir varmış bir yokmuş, uzak mı uzak galaksilerin birinde, rengarenk gezegenlerin arasında, Küçük Prens’in en yakın dostu, kanatları yıldız tozuyla parıldayan bir kelebek yaşarmış. Adı Pırıltı’ymış. Pırıltı, her sabah Güneş’in ilk ışıklarıyla uyanır, minicik antenlerini havaya kaldırır, etrafındaki kozmik çiçeklerin nektarını içer, sonra da pırıl pırıl kanatlarını çırparak uzayda dans edermiş. Fırrr, fırrr diye süzülür, bazen bir kuyruklu yıldızın peşine takılır, bazen de sönmüş bir gezegenin etrafında döner dururmuş. Ama Pırıltı’nın en sevdiği şey, Küçük Prens’in anlattığı kayıp yıldız masallarını dinlemekmiş. O yıldızın, uzayın en derinliklerinde, rengarenk bir bulutun ardında saklandığına inanırmış.
Bir gün, Pırıltı, kalbinde tarifsiz bir macera ateşiyle uyanmış. Küçük Prens’in uyuduğu sırada, kimseye haber vermeden, o kayıp yıldızı bulmak için yola koyulmuş. Kanatları, her çırpışında minik yıldız tozları dökmüş, ardında ışıltılı bir yol bırakmış. Yolda, mor renkli bulutların arasından geçerken, bir gezegenin üzerinde, neşeli sesler duymuş. Bu, Minik Müzisyenler Gezegeni’ymiş. Gezegenin sakinleri, her biri farklı bir enstrüman çalan minicik yaratıklarmış. Pıt pıt, tıp tıp sesleriyle müziklerini uzaya yayıyorlarmış. Pırıltı, onların dansına katılmış, kanatlarıyla ritim tutmuş. Minik Müzisyenler, Pırıltı’nın ışıltılı kanatlarına hayran kalmışlar ve ona, kayıp yıldızı bulmak için yol gösteren bir melodiyi fısıldamışlar.
Melodinin peşinden giden Pırıltı, kendini rengarenk bir nebula bulutunun içinde bulmuş. Bulutun her zerresi ayrı bir renkte parlıyormuş. İşte tam oradaymış! Melodinin onu getirdiği yerde, tıpkı Küçük Prens’in anlattığı gibi, uzayın en derinliklerinde, pırıl pırıl parlayan, diğer yıldızlardan çok daha büyük ve daha ışıltılı bir yıldız duruyormuş. Bu yıldız, o kadar güzelmiş ki, Pırıltı’nın kanatları bile onun yanında sönük kalmış. Yıldızın etrafında, daha önce hiç görmediği renkte kelebekler uçuşuyormuş, her biri Pırıltı gibi yıldız tozuyla kaplıymış. Pırıltı, sevinçle kanatlarını çırpmış, bu büyülü yıldızın ışığında, diğer kelebeklerle birlikte kozmik bir dansa tutulmuş. Onu arayan Küçük Prens'in sesini duymuş, ama şimdi yeni dostlarıyla o kadar mutluymuş ki, geri dönmek istememiş.
Pırıltı, kayıp yıldızın sıcak ışıltısı ve yeni arkadaşlarının neşeli fısıltılarıyla dolu kalbiyle, Küçük Prens’in yanına dönmüş. Kanatları, her zamankinden daha parlak, sanki yıldızın tüm ışığını içine çekmiş gibiymiş. Küçük Prens, Pırıltı’nın gözlerindeki pırıltıyı ve anlattığı her macerayı hayranlıkla dinlemiş. Pırıltı, uzayın sadece sonsuz bir boşluk olmadığını, aynı zamanda dostlukların, keşiflerin ve minik melodilerin de yuvası olduğunu tüm kalbiyle hissetmiş. Bu macera, Pırıltı’ya, her küçük kelebeğin kocaman bir cesaretle dolu olduğunu ve dünyanın en uzak köşelerinde bile, kalbinin sesini dinleyerek mucizeler bulabileceğini öğretmiş. Gökten üç yıldız tozu düşmüş: Biri Pırıltı’nın ışıltılı kanatlarına. Biri bu masalı seven küçük kalplere umut. Biri de dostluğun sihirli gücüne.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
5
Beğenmedim
0
Sevdim
12
Güldüm
1
Kızdım
0
Üzüldüm
0
Şaşırdım
0
