Altın Lezzet Fırıncısı
Kasabanın ödüllü fırıncısı Tonton Usta, çırağı Elif'e iş öğretir.
Bir varmış bir yokmuş... Sokakları her sabah taze ekmek ve tarçınlı çörek kokan şirin bir kasabada, "Altın Başak Fırını" varmış. Bu fırının sahibi, beyaz önlüklü, kocaman aşçı şapkalı, bıyıkları unlanmış tonton bir amca olan Tonton Usta imiş. Tonton Usta, yaptığı ekmekler o kadar lezzetli olduğu için Kral tarafından "Altın Lezzet Ödülü" ile ödüllendirilmiş. Dükkanın duvarında bu altın madalya parıl parıl parlıyormuş.
Bir sabah, güneş henüz doğmadan, kasabanın meraklı çocuğu Elif, fırının kapısını çalmış. Elif, fırıncı olmak istiyormuş.
"Günaydın Tonton Usta! Bugün bana o meşhur ekmeklerinin sırrını öğretir misin?" diye sormuş.
Tonton Usta gülümseyerek, "Günaydın küçük çırak! Tabii ki öğretirim ama fırıncılık zor zanaattır, erken kalkmak ve sabırlı olmak gerekir. Hazır mısın?" demiş.
Elif heyecanla önlüğünü takmış: "Hazırım!"
Tonton Usta, önce koca bir çuval un getirmiş.
"Bak Elif," demiş. "Önce unu elemeliyiz. Un havalanmalı ki ekmeğimiz yumuşacık olsun."
Elif unu elemiş, her yer beyaz bir toz bulutu olmuş. Elif'in burnuna un konmuş, ikisi de gülüşmüşler.
Sonra Tonton Usta, küçük bir kapta ılık su ve garip kokulu bir tozu karıştırmış.
"Bu nedir usta?" diye sormuş Elif.
"Bu Mayadır evlat," demiş Usta. "Maya, ekmeğin kalbidir. Uyuyan hamuru uyandırır, onu kabartır ve büyütür. Ama mayanın çalışması için ılık suya ve şekere ihtiyacı vardır, tıpkı bizim enerjiye ihtiyacımız olduğu gibi."
Sıra en eğlenceli ama en yorucu kısma gelmiş: Yoğurma!
Tonton Usta ve Elif, hamuru tezgaha vurmuşlar, mıncıklamışlar, katlamışlar. Tonton Usta, "Hamura ne kadar emek verirsen, o da sana o kadar lezzet verir," demiş.
Yoğrulan hamurları bezeler haline getirip üzerine nemli bir bez örtmüşler. Elif, "Hadi hemen pişirelim!" demiş.
Tonton Usta onu durdurmuş: "Hop! Acele yok. Şimdi Dinlenme Zamanı. Hamurumuz uyuyacak, mayalanacak ve iki katına çıkacak. Sabretmeliyiz."
Bir saat sonra örtüyü kaldırdıklarında Elif gözlerine inanamamış. Minik hamurlar kocaman olmuş, puf puf kabarmış!
Tonton Usta, o kocaman tahta küreğiyle hamurları taş fırının içine, odun ateşinin karşısına sürmüş. "Fırının sıcaklığı çok önemlidir," demiş. "Az olursa pişmez, çok olursa yanar."
Kısa süre sonra fırından inanılmaz güzel kokular yayılmaya başlamış. Ekmekler nar gibi kızarmış, kabukları "çıtırt" diye sesler çıkarıyormuş.
Tonton Usta, fırından çıkan dumanı tüten ilk ekmeği bölmüş ve Elif'e vermiş. Elif tadına bakınca gözlerini kapatmış.
"Ustam! Bu harika! İçine bal mı koydun?"
Tonton Usta, duvardaki Altın Lezzet Ödülü'ne bakıp göz kırpmış:
"Hayır Elif. İçine un, su, maya ve tuz koydum. Ama en önemli malzeme, senin sabrın ve sevgindi. İşte altın lezzetin sırrı budur."
Elif o gün anlamış ki; fırıncılık sadece yemek yapmak değil, sabırla ve sevgiyle bir şeyi büyütmekmiş.
Gökten üç susam tanesi düşmüş: Biri ustaların ustası Tonton'a. Biri minik fırıncı Elif'e. Biri de emeğin tadını bilen iştahlı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
47
Beğenmedim
5
Sevdim
33
Güldüm
10
Kızdım
2
Üzüldüm
2
Şaşırdım
9
