Yeşil Sahaların Hayali Peşinde
Mesut adlı çocuk futbolcu olmak ister. Çok çalışır ve hayalini gerçekleştirir.

Bir zamanlar Mesut adında futbolu çok seven bir çocuk varmış. Mesut'un gözleri parlak, saçları siyah ve çok enerjikmiş. Her gün bahçede top oynarmış ve "Gooool!" diye bağırırmış. Televizyonda futbol maçları izlerken hayaller kurarmış. Bir gün babasına "Ben büyüyünce futbolcu olacağım!" demiş kararlılıkla. Babası gülümseyerek "O zaman çok çalışman gerekir evladım" demiş.
Mesut ertesi gün mahallede futbol kulübüne gitmiş. Antrenör Kemal Abi onu karşılamış ve "Hoş geldin küçük futbolcu" demiş nazikçe. Sahada diğer çocuklar top oynuyormuş, ayakları "tak tak" sesler çıkarıyormuş. Mesut çok heyecanlanmış ve hemen onlara katılmış. İlk gün çok zorlanmış ama hiç vazgeçmemiş. Akşam eve dönerken çok yorgunmuş ama mutluymuş.
Antrenmanlar çok zormuş ama Mesut hiç şikayet etmemiş. Her sabah erkenden kalkıyor, "hop hop" koşuyormuş. Topu ayağıyla sürmeyi, pas vermeyi, şut çekmeyi öğreniyormuş. Bazen düşüyor, "ay!" diyormuş ama hemen kalkıp devam ediyormuş. Antrenör Kemal Abi "Aferin Mesut, sen çok çalışkansın" diyormuş. Mesut bu sözleri duyunca daha da çok çalışmaya karar vermiş.
Günler geçmiş, Mesut her gün biraz daha iyileşmiş. Arkadaşlarıyla güzel paslar yapıyor, "fış fış" topu sürüyormuş. Kalede güzel goller atıyor, "şut!" diye bağırıyormuş. Takım arkadaşları onu çok seviyormuş çünkü çok iyi bir arkadaştı. Hep birlikte "yaşasın!" diye seviniyorlarmış. Mesut sadece kendini değil, takımını da düşünüyormuş.
Haftalarca antrenman yapmış, Mesut artık çok iyileşmişti. Dripling yapabiliyor, uzun paslar verebiliyormuş. Kondisyonu güçlenmişti, "nefes nefese" kalmıyormuş artık. Antrenör Kemal Abi ona "Sen artık hazırsın" demiş gururla. İlk maç için takıma seçilmişti ve çok heyecanlıymış. O gece uyuyamayacak kadar mutluymuş.
İlk maç günü gelmiş, Mesut çok heyecanlıymış. Formasını giymiş, kramponu bağlamış ve sahaya çıkmış. Kalbi "çat çut" hızla atıyormuş. Tribünlerde ailesi ve arkadaşları onu destekliyormuş. Maç başladığında elinden geleni yapmış, koşmuş durmuş. Güzel bir pas yapmış ve takımı gol atmış. Herkes "bravo Mesut!" diye bağırmış.
Maçı kazanmışlar ve Mesut çok mutluymuş. Antrenör Kemal Abi "Sen gerçek bir futbolcusun artık" demiş. Mesut'un ailesi tribünden alkışlamış, "yaşa yaşa!" diye bağırmışlar. O gün Mesut anlamış ki çok çalışmak ve vazgeçmemek çok önemliymiş. Hayalleri gerçekleşmeye başlamış. Ama daha çok çalışması gerektiğini de biliyormuş.
Yıllar geçmiş, Mesut büyük bir futbolcu olmuş. Ama hala her gün antrenman yapıyor, çok çalışıyormuş. Küçük çocuklara futbol öğretiyor ve onlara "Asla vazgeçmeyin" diyormuş. Çünkü biliyormuş ki başarı çok çalışmakla gelirmiş. Her maçta elinden geleni yapıyor ve takımına yardım ediyormuş. Artık ünlü bir futbolcuymuş ama hiç kibirlenmemişti.
Mesut böylece öğrenmiş ki hayaller çalışmakla gerçekleşirmiş. Sabırlı olmak ve her gün pratik yapmak çok önemliymiş. Takım halinde çalışmak ve arkadaşlarına yardım etmek güzelmiş. Futbolcu olmak sadece top oynamak değil, disiplinli ve çalışkan olmaktı. Her çocuk hayallerini gerçekleştirebilirmiş eğer çok çalışırsa. Gökten üç altın top düşmüş: biri Mesut'un başarısına, biri bu masalı dinleyen azimli çocuklara, biri de tüm dünyada hayallerinin peşinden koşan kararlı kalplere. İşte masalımız burada biter, başarı dolu günler diler.
Tepkiniz Nedir?






