Barbie ve Şeker Diyarı
Evlerin kekten, ağaçların pamuk şekerden olduğu Şeker Diyarı'na hiç durmadan yağmur yağmaya başlar.
Bir varmış bir yokmuş... Evlerin mis kokulu çilekli keklerden, yolların kıtır kıtır bisküvilerden, ağaçların ise pembe pamuk şekerlerden yapıldığı, dünyanın en tatlı yeri olan Şeker Diyarı varmış. Bu tatlı ülkede, aklı fikri bilimde ve makinelerde olan, çok zeki bir kız yaşarmış. Adı Barbie imiş. Barbie, diğerleri gibi sadece şeker yemekle ilgilenmez, sürekli yeni icatlar yaparmış. En yakın arkadaşı, teknoloji meraklısı Stella ise onun tasarımlarını tabletinden çizer, ona yardım edermiş.
Bir sabah, Şeker Diyarı'nın üzerinde kapkara, devasa bulutlar toplanmış. Gökyüzü gürlemiş ve aniden "Şarıl şarıl" yağmur yağmaya başlamış. Ama bu sıradan bir yağmur değilmiş; haftalarca sürecek dev bir fırtınaymış!
Şeker Diyarı'nda yağmur demek, felaket demekmiş. Sular bisküvi yollara vurdukça yollar çamura dönüyor, pamuk şeker ağaçları ıslanıp eriyor ve yapış yapış oluyormuş. Kekten yapılan evlerin çatıları damlamaya, dondurma kuleleri eriyip akmaya başlamış. Bütün halk panik içinde meydanda toplanmış.
"Eyvah! Evlerimiz eriyor! Şeker Diyarı yok olacak! Kaçın!" diye feryat ediyorlarmış.
Barbie ve Stella hemen meydana koşmuşlar. Barbie, halkın telaşını görünce yüksek bir çikolata kutusunun üzerine çıkmış.
"Lütfen sakin olun!" diye bağırmış Barbie. "Ağlayarak veya kaçarak evlerimizi kurtaramayız. Eğer aklımızı kullanırsak, bu yağmuru durduramasak bile şehrimizi koruyabiliriz!"
Stella elindeki ışıklı tabletinden hemen hava durumunu ve şehrin haritasını açmış. "Haklısın Barbie!" demiş Stella. "Eğer şehrin üzerine dev bir koruma kalkanı kurarsak, yağmur sularını şeker nehrine doğru yönlendirebiliriz."
İki zeki arkadaş hemen işe koyulmuşlar. Barbie, dev lolipop çubuklarını şehrin dört bir yanına sütun olarak dikmiş. Stella ise tabletinden hesaplamalar yaparak, devasa ve şeffaf bir "Akıllı Şemsiye Ağı" tasarlamış. Erimeyen, esnek jelibon iplerini ve şekerden yapılmış devasa su geçirmez panelleri kullanarak kalkanı örmüşler.
Tüm kasaba onlara yardım etmiş. Biri panelleri taşımış, diğeri ipleri bağlamış. Yağmur hızını artırıp fırtınaya dönüşürken, Barbie kendi icat ettiği "Hızlı Fırlatıcı" makinesini kullanarak kalkanın son parçasını gökyüzüne doğru ateşlemiş.
Devasa şeffaf kalkan, Şeker Diyarı'nın üzerine muhteşem bir kubbe gibi kapanmış. Yağmur damlaları "Pıt pıt pıt" diye kalkanın üzerine çarpıyor ama aşağıya, şehre bir damla bile düşmüyormuş. Kalkanın üzerindeki akıllı oluklar, yağmur suyunu toplayıp şehrin dışındaki nehre güvenle taşıyormuş.
Eriyen evler kurtulmuş, pamuk şeker ağaçları kurumaya başlamış. Şeker Diyarı halkı sevinçten havalara uçmuş. Herkes Barbie ve Stella'yı omuzlarına almış. "Yaşasın bilim! Yaşasın aklın gücü!" diye bağırmışlar.
Barbie, arkadaşı Stella'ya sarılıp gülümsemiş: "Gördün mü Stella? Hiçbir fırtına, birlikte çalışan akıllı beyinlerden daha güçlü değildir."
Şeker Diyarı o günden sonra sadece tatlılığıyla değil, teknolojik zekasıyla da ünlü olmuş. Çocuklar korkmak yerine, yeni icatlar yapmak için okullarına koşmuşlar.
Gökten üç akıllı jelibon düşmüş: Biri bilimi kullanan zeki Barbie'ye. Biri harika hesaplar yapan Stella'ya. Biri de sorunlar karşısında pes etmeyip çözüm üreten tüm akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
36
Beğenmedim
5
Sevdim
51
Güldüm
6
Kızdım
2
Üzüldüm
3
Şaşırdım
14

mükemmmmel