Fotoğrafçılık ve Okul Gezisi
Bir okul gezisinde fotoğrafçılıkla tanışan öğrenciler, mesleği keşfeder.

Bir varmış, bir yokmuş, uzak bir kasabada fotoğrafçılıkla ilgili her şeyin büyülü olduğu bir okul varmış. Her yıl öğretmenler, yeni bir meslekle tanıştırmak için öğrencilere okul gezisi düzenlermiş. O yıl gezinin hedefi, fotoğrafçılık mesleğini öğrenmekmiş. Öğrenciler, fotoğrafçılıkla tanışacakları o özel günü heyecanla beklermiş.
Çocuklar sabah erkenden okula geldiklerinde, öğretmenleri elinde büyük bir fotoğraf makinesiyle onları karşılamış. "Bugün hepiniz fotoğrafçılık dünyasına adım atacaksınız!" demiş öğretmenleri gülümseyerek. "Hadi, size fotoğrafçılığın ne kadar eğlenceli bir meslek olduğunu göstereyim!" Çocuklar "Yaşasın!" diye sevinçle bağırmış.
Çocuklar öğretmenlerinin etrafında toplanmış. Öğretmen fotoğraf makinesini tutmuş ve bir ağaç dalının yanına doğru ilerlemiş. "Bu makine, dünyayı yakalayan sihirli bir kutu gibidir," demiş. "Birçok farklı türde fotoğraf makinesi var. Ama hepsinin ortak bir amacı vardır: Her anı, her ayrıntıyı kaydetmek!"
İlk fotoğrafı çekme sırası küçük Ela'ya gelmiş. Ela makineyi dikkatlice tutarak bakmaya başlamış. "Nasıl bir fotoğraf çekmeliyim?" diye sormuş. Öğretmeni Ela'nın yanına yaklaşarak "Fotoğraf çekmenin ilk kuralı, doğru zamanı yakalamaktır," demiş. Ela bir dalın üstünde sevimli bir kuş fark etmiş. "Tık" diye fotoğrafını çekmiş ve öğretmen gülümsemiş.
Ela fotoğrafına bakarak "Vay, bu gerçekten çok eğlenceli!" diye bağırmış. Diğer çocuklar da sırayla fotoğraf makinelerini almış. Kuşlar "cik cik" derken, yapraklar "hışır hışır" sesler çıkarırken hepsini fotoğraflamış. Çok eğlenmişler.
Öğretmen çocukları ormanın derinliklerine götürmüş. "Fotoğrafçılık sadece dışarıda yapılan bir iş değil, duyguları ve anıları da yakalamak demektir," demiş. "Fotoğrafçı bir insanın gülüşünü ya da çiçeğin güzel rengini yakalayabilir." Çocuklar çok dikkatli dinlemiş.
Geri dönüş yolunda öğretmen, çocuklara portre çekmeyi göstermiş. "Fotoğrafçı olmak için sadece makineyi kullanmak yetmez," demiş. "İnsanların yüz ifadelerini doğru şekilde göstermek gerekir. Bu bir sanat türüdür." Öğrenciler çevrelerindeki dünyayı farklı gözlerle görmeye başlamış.
Çocuklar okulun bahçesindeki büyük çiçek tarlasını fotoğraflamak için bir araya gelmişler. Her biri farklı açıdan çiçeklerin fotoğraflarını çekmiş. Ela'nın fotoğrafında büyük çiçek en güzel görünmüş. Öğretmen "Bu fotoğrafçılığın büyüsüdür!" demiş. "Her fotoğraf yeni bir hikaye anlatır."
Gün sona ererken öğretmen çocuklara önemli ipuçları vermiş. "Fotoğrafçı sadece kamerayı kullanmakla kalmaz, dünyayı ve anıları keşfeder," demiş. "Yaratıcılık, sabır ve gözlem gerektirir. Çok çalışırsanız ünlü fotoğrafçılar olabilirsiniz!" Çocuklar alkışlamış ve çok mutlu olmuş.
O günden sonra çocuklar, fotoğrafçılığı sadece meslek olarak değil, sanat olarak da görmeye başlamış. Ela ve arkadaşları her gün yeni fotoğraflar çekerek, fotoğrafçılığın büyülü dünyasında keşifler yapmaya devam etmiş. Kasabanın her yerinde onların çektiği renkli fotoğraflar asılmış.
Gökten üç fotoğraf makinesi düşmüş: Biri çocukların elinde sanat yaratma aracı olmuş, çünkü hayal kurmak güzeldir. Biri masalı dinleyen çocukların gözünde dünyayı farklı görme yetisi doğmuş. Biri de herkesin kalbine güzel anları yakalama sevgisi yerleşmiş. Ve gökyüzü masal gibi gülümsemiş.
Tepkiniz Nedir?






