Bir Saklambaç Masalı
Rengarenk evlerin olduğu Gökkuşağı Mahallesi'nde Metin, Selin ve Büşra saklambaç oynar.
Bir varmış bir yokmuş... Evlerin şekerleme gibi pembe, mavi, sarı ve yeşile boyandığı, sokakların labirent gibi kıvrılarak birbirine bağlandığı Çiçek Mahallesi'nde güneşli bir öğleden sonraymış. Bu mahallede üç sıkı dost yaşarmış: Hızlı koşan çizgili tişörtlü Metin, sarı saçlı neşeli Selin ve gözlüklü, zeki Büşra.
O gün çocuklar meydandaki büyük çınar ağacının altında toplanmışlar.
Metin, "Hadi saklambaç oynayalım! Hava çok güzel," demiş.
Kızlar kabul etmiş. Sayışmaca yapmışlar ve ebe Metin olmuş. Metin ağaca yaslanıp gözlerini kapatmış ve yüksek sesle saymaya başlamış:
"Bir, iki, üç... Önüm, arkam, sağım, solum sobe! Saklanmayan ebe!"
Selin ve Büşra kıkırdayarak kaçışmışlar. Çiçek Mahallesi'nin sokakları o kadar karışık ve renkliymiş ki saklanacak harika yerler varmış.
Selin, pembe boyalı bir evin bahçesindeki kocaman ortanca çiçeklerinin arkasına saklanmış. Elbisesi çiçeklerle aynı renk olduğu için onu görmek neredeyse imkansızmış.
Büşra ise mavi boyalı evin önündeki büyük boş fıçıların arkasına gizlenmiş. Yeşil şapkasını da iyice gözüne indirmiş.
Metin gözlerini açmış. "Geliyorum!" demiş.
Sağa bakmış yok, sola bakmış yok. Sokaklar labirent gibiymiş. Bir o sokağa giriyor, bir bu sokağa çıkıyormuş ama arkadaşlarını bulamıyormuş. Kafası karışmış, ne yapacağını şaşırmış. Metin biraz sabırsızlanmış. "Of! Nereye kayboldular? Asla bulamayacağım!" diye söylenmiş.
Tam o sırada mahallenin sevimli beyaz köpeği Pamuk, kuyruğunu sallayarak Metin'in yanına gelmiş. Pamuk, bir şeyi kokluyor ve pembe eve doğru bakıp hafifçe havlıyormuş.
Metin, "Dur bakalım," demiş. "Pamuk bir şey biliyor olmalı. Köpekler çok iyi koku alır."
Metin dikkatlice bakınca, çiçeklerin arasında Selin'in saç tokasının parıltısını görmüş! Sessizce, parmak uçlarında yaklaşmış ve hızla koşarak ağaca vurmuş:
"Sobe Selin!"
Selin gülerek çıkmış: "Yaşasın! Ama Büşra'yı bulamazsın, o çok zekice saklanır."
Metin bu sefer acele etmemiş. Etrafı dikkatlice dinlemiş, gözlemlemiş. Mavi evin oradan bir tıkırtı gelmiş. Metin hemen o tarafa yönelmiş. Fıçıların arkasında Büşra'nın yeşil şapkasının ucu hafifçe görünüyormuş.
Metin sessizce yaklaşmış ve Büşra fark etmeden koşup ağaca vurmuş: "Sobe Büşra!"
Büşra şaşkınlıkla çıkmış: "Nasıl buldun beni? Hiç ses çıkarmamıştım!"
Metin gülmüş: "Ses çıkarmadın ama şapkan seni ele verdi. Hem sabırlı olunca her şey görünüyor."
Üç arkadaş ter içinde ama kahkahalarla yere oturmuşlar. Oyun bittikten sonra mahallenin dondurmacısı gelmiş. Dondurmacı terli terli olmaz, biraz dinlenin sonra dondurmaları alırsınız demiş. Üç arkadaş dinlendikten sonra dondurmalarını yiyerek, bir sonraki oyunda kimin ebe olacağını konuşmuşlar.
Gökten üç renkli top düşmüş: Biri sabırlı ebe Metin'e. Biri güzel saklanan Selin ve Büşra'ya. Biri de oyun oynamayı seven tüm neşeli çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
55
Beğenmedim
6
Sevdim
53
Güldüm
12
Kızdım
3
Üzüldüm
7
Şaşırdım
7
