Minik Parmakların Şarkısı
Minik Parmakların Şarkısı, dünyaya gözlerini yeni açan bir bebeğin, annesinin sevgisiyle büyüdüğü sıcacık bir masal.
Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarlarda değil, tam da yanı başımızda, yepyeni bir başlangıçla dünyaya gözlerini açan, minicik parmakları olan bir bebek varmış. Bu minik bebek, adeta pamuk bulutlarından süzülüp gelmiş, gözleri yıldızlar kadar parlak, gülücükleri güneş kadar sıcacıkmış. Annesinin kollarında, göğsüne yaslanmış, minik kalbi "pıt pıt pıt" atarken, dünyanın en güvenli yerinde olduğunu bilirmiş. Etrafındaki her şey ona yeni, her ses ona bir şarkı gibi gelirmiş. Annesinin yumuşacık sesiyle söylediği ninniler, onun için dünyanın en güzel melodisiymiş. Minicik elleriyle annesinin parmağını sımsıkı tuttuğunda, aralarında görünmez bir bağ oluşurmuş. Bu bağ, sevgiyle örülü, sıcacık bir yorgan gibi sarmalarmış onu.
Günler ayları kovalamış, minik bebek her geçen gün biraz daha büyümüş. Bakışları daha anlamlı, minik elleri daha hareketliymiş. Annesiyle babasının ona gösterdiği her yeni nesne, onun için bir keşif yolculuğu olurmuş. Kırmızı bir topu ilk gördüğünde gözleri kocaman açılmış, minik parmaklarıyla dokunmaya çalışırken hafifçe "gıdı gıdı" sesleri çıkarmış. Yumuşak bir battaniyeye sarıldığında huzurla iç geçirir, annesinin kucağında sallanırken tatlı tatlı uykuya dalarmış. Her sabah, güneşin ilk ışıkları odasına süzüldüğünde, minik bebek de uyanır, annesinin yüzüne kocaman bir gülücükle bakarmış. Annesi de onun minik ayaklarını okşar, "Tıp tıp tıp" diyerek oyunlar oynarmış. Bu minik oyunlar, onun dünyasını renklendirir, her anını neşeyle doldururmuş.
Bir gün, minik bebek ilk kez emeklemeye başlamış. Minicik dizleri üzerinde ileri doğru hareket etmeye çalıştığında, annesiyle babası onu alkışlamış, gözlerinde gurur parıltıları belirmiş. Her emekleyişi, her küçük adımı, onun için büyük bir zafermiş. Yerdeki renkli oyuncaklara doğru ilerlerken, "kıkır kıkır" gülermiş. Annesi, onu kollarının arasına alıp havaya kaldırdığında, minik bebek kendini bir kuş gibi özgür hisseder, tüm neşesiyle çırpınırmış. Babası ise onu kucağına alır, gökyüzüne doğru kaldırır, "Uç uç minik kuşum" diye fısıldarmış. Bu anlar, onların arasındaki sevgi bağını daha da güçlendirir, minik bebeğin kalbini sevgiyle doldururmuş.
Böylece, minik parmakların şarkısı, her geçen gün yeni notalarla zenginleşerek devam etmiş. Annesinin ve babasının koşulsuz sevgisiyle büyüyen bu minik bebek, her adımında, her gülüşünde, onlara dünyanın en güzel hediyesini sunmuş. Çünkü sevgiyle büyüyen her çocuk, etrafına da sevgi saçarmış. Ebeveynlerinin şefkatli dokunuşları, sabırlı bekleyişleri ve sonsuz sevgileri, minik bebeğin en değerli hazinesiymiş. Gökten üç pofuduk bulut düşmüş, biri minik parmakların şarkısını dinleyen tüm bebeklere, biri onları sevgiyle büyüten annelere ve babalara, biri de bu sıcacık masalı kalbinde hissedip sevgiyi çoğaltan herkese.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
19
Beğenmedim
8
Sevdim
32
Güldüm
6
Kızdım
1
Üzüldüm
3
Şaşırdım
2
