Cam Ustası Masalı
Camcı Ustanın Kırık Kandili masalında, kırılan bir kandili onaran minik cam ustası, sabrı ve iyiliğiyle karanlık kasabaya ışık getirir.
Bir varmış bir yokmuş, dağların eteğinde, akşamları mor sisin usulca indiği Cıvıltıkuyu kasabasında, camdan renkli kandiller yapan minik bir usta yaşarmış. Adı Berrak'mış; ceylan gözlü, kızıl kıvırcık saçlı, önlüğünün cebi hep renkli cam parçalarıyla dolu bir kızmış. Öyle ustaymış ki, elleri camı ısıtınca cam sanki gülümser, bir kırmızıya bir turkuaza dönerek dans edermiş. Kasaba halkı, karanlık çöktüğünde onun yaptığı kandilleri yakar, sokaklar bir çiçek bahçesi gibi ışıldarmış.
Derken bir akşam, kasabanın en yaşlı ve en cömert kadını olan Zümra Nine'nin kapısındaki büyük gök mavisi kandil, sert bir rüzgârla düşüp paramparça olmuş. Çıngır çıngır dökülen cam parçaları taş sokakta soğuk bir sesle çınlamış. O kandil sıradan bir kandil değilmiş; Zümra Nine onunla her gece kaybolan yolcuları evine buyur eder, sıcak çorba ikram edermiş. Kandil kırılınca kasabanın o ucu bir anda kör bir karanlığa gömülmüş, yolcular yolunu şaşırmaya başlamış. Berrak bunu duyunca hiç düşünmeden önlüğünü kuşanmış, "Ben bu kandili yeniden dünyaya getiririm!" demiş. Ne var ki gök mavisi camı elde etmek için gereken özel kum, ancak baykuşların yuva kurduğu Ay Kayalıkları'nda bulunurmuş.
Berrak, fenersiz karanlıkta değil ama minik bir mum kutusuyla yola koyulmuş. Yolda tıngır mıngır su sesleri gelen bir dere kenarında, ayağı çamura saplanmış yaşlı bir tilkiye rastlamış. Başkaları geçip gitse de o durmuş, çamuru sabırla kazımış, tilkiyi kurtarmış. Tilki minnetle, "Ay Kayalıkları'na giden gizli patikayı yalnız ben bilirim, seni götüreyim," demiş. Tepeye vardıklarında rüzgâr uğuldarken kayaların arasında pırıl pırıl gök mavisi kum ışıldıyormuş. Fakat kumu bekleyen huysuz bir kaya baykuşu, "Bu kum benim yuvamın hazinesi, kimseye vermem!" diye kanat çırpmış. Berrak telaşlanmamış; cebindeki renkli cam parçalarından baykuşa küçük bir yuva süsü yapmış, sabırla, incecik parmaklarıyla. Baykuş o kadar duygulanmış ki, bir avuç kumu sevinçle armağan etmiş. Berrak geri dönerken şafak sökmek üzereymiş.
Kasabaya varan Berrak, ocağını yakmış, camı sabırla eritmiş; ter içinde, gözleri parlayarak yeni gök mavisi kandili yoğurmuş. Akşam olunca kandili Zümra Nine'nin kapısına asmışlar. Işık öyle bir yayılmış ki, uzaktaki yolcular yollarını yeniden bulmuş, kasaba baştan başa mavi bir ışıltıya bürünmüş. Zümra Nine, Berrak'ın alnından öpmüş, tilki kuyruğunu sallamış, baykuş uzaktan mutlulukla ötmüş. O günden sonra kimse ne bir kandili kırık bırakmış, ne de yardıma muhtaç birinin yanından geçip gitmiş. Gökten üç minik cam parçası düşmüş; biri sabırlı usta Berrak'a, biri iyilikseverliği unutmayan Zümra Nine'ye, biri de masalımızı dinleyip başkalarına yardım eden tüm uslu çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
14
Beğenmedim
1
Sevdim
11
Güldüm
2
Kızdım
0
Üzüldüm
1
Şaşırdım
1
