Dünya Kupası Masalı
Futbolun efsanevi yıldızı Pele’nin son dünya kupası finali, gökyüzünde parlayan coşku ve dostluk dolu bir masal.
Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarlarda değil, tam da bizim dünyamızda, yeşil sahaların kalbinde, tüm zamanların en sihirli ayaklarına sahip bir futbolcu yaşarmış. Adı Pele'ymiş. Onun her vuruşu, her pası, sanki bir dansmış, top da onunla birlikte neşeyle süzülürmüş. Ama bu masal, onun son dansını anlatırmış; öyle bir dans ki, gökyüzü bile bu coşkuya ortak olmuş, yıldızlar bile pırıl pırıl parlamış. Pele’nin yüzünde, güneşte parlayan bir damla su gibi, hem heyecan hem de hafif bir hüzün belirmiş; çünkü bu, onun son Dünya Kupası finaliymiş, tüm dünya nefesini tutmuş, gözlerini televizyon ekranlarına dikmiş, bu büyülü anı bekliyormuş.
O gün, dünyanın dört bir yanındaki evlerde, pencerelerden rengarenk bayraklar sarkmış, her köşe başına minik futbol topları asılmış. Çocuklar, ellerinde bayraklarla, "Pele! Pele!" diye tezahürat yaparken, anneleri mutfaklardan lezzetli kokular saçmış, babaları ise koltuklarına kurulmuş, heyecandan yerlerinde duramamış. Maçın başlamasına dakikalar kala, stadyumun içi adeta bir gökkuşağına dönmüş. Her milletten insan, farklı dillerde ama aynı coşkuyla şarkılar söylemiş, alkışlar gürül gürül yükselmiş. Hakem düdüğünü çalmış, fırrr! diye bir sesle top orta sahadan havalanmış. Pele, sanki rüzgarla dans eder gibi, topu ayağına almış, rakiplerini bir bir geçmiş, her adımı bir melodi gibi sahaya yayılmış.
Oyunun en heyecanlı anları yaşanırken, Pele topu sürmüş, sanki top onun ayağında bir kelebek gibi uçuşmuş. Rakip kaleye yaklaştıkça, stadyumdaki herkesin kalbi güm güm atmış. Bir anda, Pele bembeyaz formasıyla, topu havalandırmış ve öyle bir vuruş yapmış ki, top sanki gökyüzüne doğru yükselmiş, sonra da bir yıldız gibi kalenin ağlarına takılmış. Gol sesiyle birlikte, tüm dünya bir anda neşe çığlıklarıyla dolmuş. Televizyon ekranlarından bile o coşku, o mutluluk dalga dalga yayılmış, sanki her eve bir parça sihirli toz serpilmiş. İnsanlar sarılmış, çocuklar sevinçten zıplamış, gözlerde parıltılar, kalplerde sonsuz bir neşe belirmiş.
Maç bitmiş, Pele'nin takımı kupayı kaldırmış ve o an, Pele'nin gözleri parlamış, sanki tüm yıldızlar onun gözlerine dolmuş. O, sadece bir maç kazanmamış, tüm dünyaya futbolun birleştirici gücünü, dostluğu ve azmi göstermiş. O gece, herkes yatağına girerken, Pele'nin o son dansını, o sihirli golünü düşünmüş. Anlamışlar ki, bazen bir oyun, sadece bir oyun değilmiş; kocaman bir dünyanın kalbini bir araya getiren, unutulmaz anılar yaratan sihirli bir köprüymüş. Gökten üç altın top düşmüş; biri Pele'ye, biri tüm dünyayı bir araya getiren futbol sevgisine, biri de bu masalı dinleyen, kalbinde spor ruhunu taşıyan tüm minik kahramanlara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
23
Beğenmedim
7
Sevdim
34
Güldüm
6
Kızdım
2
Üzüldüm
2
Şaşırdım
7
