Elsa ile Rapunzel Masalı
Buz Prensesi ile Altın Saçlı Rapunzel uyku vaktinden kaçan yıldızları toplamak için yollarını birleştirir. Paylaşmayı ve dostluğu öğreten tatlı bir uyku masalı.
Bir varmış bir yokmuş, gökyüzünün uyku perdesinin indiği saatlerde, buzdan billur sarayların parıldadığı serin bir diyarda, avuçlarından kar taneleri uçuran bir buz prensesi Elsa yaşarmış. Saçları ay ışığında gümüş gibi örülü, mavi pelerini sabah ayazı kadar ferahmış. Bu tatlı prensesin bir merakı varmış: Her gece pencereye oturup gökteki yıldızların tek tek uyumasını izler, hangisinin en son göz kırptığını sayarmış. Ne var ki o gece tuhaf bir şey olmuş; yıldızlar uyumak yerine bir bir yere düşmeye başlamış, fısır fısır kıkırdayarak ormanın derinliklerine doğru süzülmüşler.
Prenses pelerinine sarılıp pencereden dışarı bakmış, düşen ışıkların izini sürmek için karların üzerinde sessizce yürümüş. Tam o sırada uzaklarda, sarmaşıklarla kaplı yüksek bir kulenin tepesinden upuzun, altın gibi parlayan bir saç örgüsü sarkmış. O örgünün ucunda, başında minik çiçeklerden tacı olan, gözleri yıldız tozuyla dolu neşeli bir genç kız varmış; adı Rapunzel'miş. "Ah, ne iyi oldu gelişin!" demiş Rapunzel sevinçle. "Uyku Yıldızları kulemin etrafına saçıldı, hepsi saklambaç oynuyor sanki, ama ben yukarıdan inemiyorum!" Elsa gülümsemiş, avucundan buzdan ışıl ışıl bir merdiven yükseltmiş, Rapunzel de altın örgüsünü tutunacak bir ip gibi sarkıtmış. İkisinin yolu işte böyle, ışıltılı bir köprüde kesişmiş.
Birlikte ormana dalmışlar, çıngırak gibi gülen yıldızları toplamaya koyulmuşlar. Ama yıldızlar oldukça yaramazmış; "Bizi yakalayabilirsen al bakalım!" diye fır fır dönerek dallara saklanırlarmış. Buz prensesi tek başına onları dondurup yere düşürmeye çalışınca yıldızlar küsüp daha da uzağa kaçmışlar. Rapunzel tek başına örgüsüyle yakalamaya çalışınca yıldızlar kahkahayla kayıp gitmişler. O an iki arkadaş anlamış ki tek başına olmuyormuş. "Ben buzdan bir fanus yapayım, sen örgünle yukarıdakileri usulca aşağı indir!" demiş prenses. Şıp şıp damlayan buz fanusunun içine, Rapunzel'in altın örgüsüyle indirdiği yıldızlar bir bir dolmuş. Paylaştıkça, yardımlaştıkça yıldızlar artık kaçmaz olmuş; çünkü dostça çalışan iki kalbin sıcaklığını sevmişler. En sonunda gökteki en parlak yıldız bile gülümseyerek fanusun içine süzülmüş.
İki arkadaş, dolan fanusu kulenin tepesine çıkarmış, kapağını gökyüzüne doğru usulca açmışlar. Yıldızlar tıp tıp sıçrayarak yerlerine geri dönmüş, gökyüzü yeniden uyku örtüsünü örtmüş, her biri tatlı tatlı esnemiş. Elsa ile altın saçlı Rapunzel, kulenin penceresinde el ele oturup uykuya dalan gökyüzünü izlemiş; biri diğerine omzunu yastık yapmış. O geceden sonra anlamışlar ki, paylaşılan bir iş tek başına yapılandan çok daha kolay, çok daha güzelmiş; çünkü dostluk, en yaramaz yıldızı bile uslandırırmış. Gökten üç ışıltılı yıldız düşmüş; biri buzdan merdiven kuran cömert prensese, biri altın örgüsünü dost eli gibi uzatan Rapunzel'e, biri de masalımızı dinleyip paylaşmayı ve yardımlaşmayı öğrenen tüm uslu, tatlı çocuklara. Şimdi gözlerinizi kapatın, sizin de yıldızlarınız çoktan uykuya daldı.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
23
Beğenmedim
3
Sevdim
50
Güldüm
6
Kızdım
0
Üzüldüm
2
Şaşırdım
2
