Koyun ile Keçi Masalı
Yemyeşil bir yaylada yaşayan sakin koyun Pofuduk ile yerinde duramayan keçi Zıpır, kimin daha yetenekli olduğunu kanıtlamak için eğlenceli bir yarışa girerler.
Bir varmış bir yokmuş... Gökyüzünün masmavi, çimenlerin zümrüt yeşili olduğu yüksek mi yüksek bir yaylada, kalabalık bir sürü yaşarmış. Bu sürünün en sevimli iki üyesi; tüyleri bulut gibi kabarık, sakin mizaçlı bir koyun olan Pofuduk ile ince bacaklı, boynuzlu ve sürekli hoplayıp zıplayan bir keçi olan Zıpır imiş.
Pofuduk ve Zıpır çok iyi arkadaşlarmış ama aralarında hep tatlı bir rekabet varmış. Bir gün yaylada yan yana otlarken Zıpır, çenesindeki minik sakalını sallayarak konuşmuş:
"Mee! İtiraf et Pofuduk, biz keçiler siz koyunlardan daha yetenekliyiz. Bizim bacaklarımız çok güçlüdür. Dümdüz otlaklarda sıkılırız, en sarp kayalara tırmanır, en yüksekteki lezzetli çalıları yeriz!"
Pofuduk, ağzındaki taze yonca yaprağını yavaşça çiğneyerek sakin sakin cevap vermiş: "Beee! Yanılıyorsun Zıpır Kardeş. Biz koyunlar belki kayalara tırmanamayız ama bizim de harika özelliklerimiz var. Bizim üzerimizdeki yün, dünyanın en sıcak tutan giysisidir. İnsanlar bizim yünümüzden kazaklar, battaniyeler yapar. Ayrıca biz sürümüzle birlikte yürümeyi, kurallara uymayı ve barış içinde yaşamayı severiz."
Zıpır inatçıymış, "Öyle mi? O zaman yarışalım!" demiş. "Şu karşıdaki ucu sivri kayanın tepesinde harika bir böğürtlen çalısı var. Oraya ilk çıkan kazanır!"
Yarış başlamış! Zıpır, ince ve çevik bacakları sayesinde kayaların üzerinde "tık tık tık" diye sekerek, hiç zorlanmadan dağ keçisi gibi zirveye ulaşmış. Böğürtlenleri "kıtır kıtır" yemeye başlamış.
Pofuduk ise kayanın dibine gelmiş. O yuvarlak ve yünlü vücuduyla tırmanmaya çalışmış ama toynakları kayalara tutunmak için uygun değilmiş. Ön ayaklarını kayaya koymuş ama "Vıııjjt!" diye gerisin geri yumuşak çimenlerin üzerine yuvarlanmış.
Zıpır yukarıdan kahkaha atmış: "Meee! Gördün mü? Dağcı olmak bizim işimiz!"
Pofuduk hiç bozulmamış, "Afiyet olsun sana," diyerek aşağıdaki düz ve yumuşak otları afiyetle yemeye devam etmiş.
Fakat öğleden sonra hava aniden değişmiş. Güneş bulutların arkasına saklanmış, yaylanın o meşhur, dondurucu soğuk rüzgarı "Vuuuuu!" diye esmeye başlamış.
Kayalıkların tepesindeki Zıpır'ın ince tüyleri onu soğuktan korumaya yetmemiş. Rüzgar estikçe Zıpır, "B-b-brrr! Ç-ç-çok s-soğuk!" diye tir tir titremeye, dişleri birbirine vurmaya başlamış. Üşüdüğü için kayalardan aşağı zor inmiş.
Aşağıya indiğinde bir de ne görsün? Pofuduk, o kalın, kıvırcık yün postunun içinde hiç üşümüyor, gayet rahat bir şekilde oturuyormuş. Pofuduk'un yünü, soğuk rüzgarı içeri hiç almıyormuş.
Pofuduk, Zıpır'ın titrediğini görünce ona şefkatle seslenmiş: "Beee! Gel buraya Zıpır. Benim yünüm ikimizi de ısıtmaya yeter."
Zıpır, hemen Pofuduk'un yanına koşmuş ve onun yumuşacık, sıcacık yünlerine sokulmuş. Birkaç dakika içinde titremesi geçmiş, içi ısınmış.
Zıpır mahcup bir şekilde, "Teşekkür ederim Pofuduk," demiş. "Tırmanmakta ben iyi olabilirim ama bu dağlarda senin o sıcak yünün ve kocaman kalbin olmadan yaşanmazmış. Hepimizin farklı bir süper gücü varmış."
O günden sonra Pofuduk ve Zıpır bir daha hiç "Kim daha iyi?" diye yarışmamışlar. Zıpır kayalardaki en tatlı meyveleri koparıp Pofuduk'a atmış, hava soğuduğunda ise Pofuduk kalın yünüyle Zıpır'ı ısıtmış. Farklılıklarının onları ne kadar iyi bir takım yaptığını öğrenmişler.
Gökten üç taze yonca düşmüş: Biri çevik keçi Zıpır'a. Biri sıcacık koyun Pofuduk'a. Biri de farklılıkların arkadaşlığa engel olmadığını bilen tüm akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
66
Beğenmedim
6
Sevdim
62
Güldüm
7
Kızdım
4
Üzüldüm
3
Şaşırdım
11
