Karınca ile Pelikan Masalı
Ormanın postacısı Pelikan Peli, kargoları dağıtırken yolları uzattığı için çok yorulur.
Bir varmış bir yokmuş... Çiçeklerin devasa şemsiyeler gibi açtığı, ağaçların gökyüzüne uzandığı "Neşeli Orman"da, herkesin çok sevdiği ama sürekli yorgun olan bir postacı yaşarmış. Bu, gagasının altındaki kocaman çantasıyla ormanın kargolarını dağıtan Postacı Pelikan'mış.
Pelikan çok iyi niyetliymiş ama bir sorunu varmış: Yön bulma konusunda çok başarısızmış! Tavşan'ın havucunu verirken dağı dolaşır, Ayı'nın balını götürürken gölün etrafında üç tur atarmış. En kısa yoldan gitmeyi bir türlü beceremediği için akşam olduğunda kanatları ağrır, bitkin düşermiş.
Bir öğleden sonra Pelikan, sırtında ağır kargo çantasıyla ulu bir çınar ağacının gölgesine yığılmış. "Of, of! Daha dağıtılacak on tane paket var ama hiç halim kalmadı," diyerek çantasından bir parça bisküvi çıkarıp yemeye başlamış. Yediği bisküviden yere küçük kırıntılar dökülmüş.
O sırada, çimenlerin arasında başında sarı baretine benzeyen bir çiçek yaprağı taşıyan, ormanın başmühendisi Küçük Karınca dolaşıyormuş. Karınca bisküvi kırıntılarını görmüş. Hemen antenlerini oynatmış.
Kısa süre sonra yuvasından yüzlerce karınca çıkmış. Pelikan, yattığı yerden karıncaları izlemeye başlamış.
Önce karıncalar kırıntılara ulaşmak için her yöne dağılmışlar. Kimi taşın üzerinden atlıyor, kimi çimlerin etrafından dolaşıyormuş. Ama birkaç dakika sonra Pelikan gözlerine inanamamış! O dağınık karıncalar, yuva ile bisküvi kırıntısı arasında dümdüz, ip gibi bir çizgi oluşturmuşlar. Hiçbiri yolu uzatmıyor, en kısa ve en hızlı yoldan gidip geliyorlarmış.
Pelikan şaşkınlıkla, "Bunu nasıl başarıyorsunuz?" diye sormuş. "Haritanız yok, pusulanız yok ama en kısa yolu şipşak buldunuz!"
Küçük Karınca, bisküvi parçasını sırtlanırken Pelikan'a dönmüş ve gülümsemiş:
"Bizim sırrımız görünmez bir koku izidir Pelikan Kardeş! Biz karıncalar yürürken yere özel bir koku bırakırız. Yuvadan yemeğe giden farklı yollar deneriz. Ama en kısa yolu seçen karınca, yuvaya daha çabuk döner. O kısa yoldan daha çok karınca geçtikçe, oradaki koku daha da güçlenir. Güçlü kokuyu alan diğer karıncalar da o yolu seçer. Böylece en kısa yolu hep birlikte bulmuş oluruz!"
Pelikan'ın gözleri parlamış. "Yani deneme yanılma yapıyor ve en iyi yolu birbirinize haber veriyorsunuz! Ben ise kargoları dağıtırken hep ezbere gidiyor, hiç kısa yol aramıyorum!"
Karınca, "İstersen sana yardım edebilirim," demiş. Karınca, Pelikan'ın kargo haritasını önüne açmış. Minik ayaklarıyla haritanın üzerinde gezinerek, tıpkı karıncaların yaptığı gibi en kısa rotaları kalemle çizmiş.
"Önce gölün yanından geçersen Tavşan'a, oradan düz uçarsan Ayı'ya gidersin. Hiç dolanmana gerek yok!" demiş.
Pelikan, Karınca'nın çizdiği bu "Karınca Rotası"nı takip ederek yeniden havalanmış. Harika bir şey olmuş! Eskiden akşama kadar süren kargo dağıtımı, sadece bir saat içinde bitmiş. Pelikan hiç yorulmamış, hatta gidip gölde yüzmek için bile vakti kalmış.
Pelikan o gün doğanın en büyük mühendislerinin karıncalar olduğunu öğrenmiş. (Biliyor musunuz çocuklar? Bugün dünyadaki büyük kargo şirketleri ve bilgisayarlar bile, kargoları hızlı dağıtmak için karıncaların bu "koku izi" taktiğini, yani Karınca Algoritmasını kullanıyorlar!)
O günden sonra Pelikan, kargolarını her zaman en hızlı şekilde ulaştırmış ve Küçük Karınca'ya her gün bir parça taze bisküvi getirmeyi hiç unutmamış.
Gökten üç bisküvi kırıntısı düşmüş: Biri aklını kullanan Küçük Karınca'ya. Biri doğadan ders almayı bilen Postacı Pelikan'a. Biri de doğanın sırlarını merakla araştıran akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
45
Beğenmedim
3
Sevdim
30
Güldüm
6
Kızdım
1
Üzüldüm
3
Şaşırdım
10
