Fener Böceği Masalı
Karanlıktan korkan minik fener böceği Işıltı, cesaretini bulup Fısıltılı Orman'ı aydınlatınca dostlarını nasıl kurtardı? Sıcacık, eğitici bir masal.
Bir varmış bir yokmuş, çiy damlalarının yapraklara şıp şıp düştüğü, kocaman meşelerin gölgesinde uyukladığı Fısıltılı Orman'ın en derin köşesinde minik bir fener böceği yaşarmış. Adı Işıltı'ymış. Kuyruğunda altın sarısı, bal renginde bir ışık taşırmış; tıpkı avucunuzda saklanmış küçücük bir yıldız gibi. Ne var ki Işıltı, ışığını yakmaktan pek korkarmış; çünkü ona göre karanlık, içinde bilinmeyen gölgelerin saklandığı, ürkütücü bir kadifeymiş. Bu yüzden geceleri bir yaprağın altına kıvrılır, ışığını söndürür, sabahı titreyerek beklermiş.
Bir akşam, gökyüzünde ay bir gümüş tabak gibi parlarken, ormanın öbür ucundan ince bir ağlama sesi yükselmiş. Işıltı kulaklarını dikmiş, kalbi tıp tıp atmaya başlamış. Sesin sahibi, balını arayan ufak bir arı kızıymış; karanlıkta yolunu kaybetmiş, kovanını bulamıyormuş. "Lütfen biri bana yardım etsin, hiçbir şey göremiyorum!" diye sızlanıyormuş minik arı. Işıltı önce yaprağının altına büzülmüş, "Ben çıkamam, dışarısı çok karanlık," diye fısıldamış kendi kendine. Ama arının ağlaması durmuyor, üstüne bir de yağmur damlaları tıp tıp düşmeye başlıyormuş. Işıltı'nın küçük yüreği bu kadarına dayanamamış; korksa da, ürperse de, "Belki ışığım ona yol gösterebilir," diye düşünmüş.
Titreyen kanatlarıyla yaprağın altından süzülmüş ve gözlerini sımsıkı yumarak kuyruğundaki ışığı yakmış. Birden çevresi bal rengiyle aydınlanmış; karanlık sandığı gölgeler aslında uykuya dalmış kelebekler, salınan eğrelti otları ve uyuyan salyangozlarmış. Işıltı şaşkınlıkla "Demek karanlık hiç de korkunç değilmiş!" demiş. Işığını bir fener gibi savura savura arı kızının yanına uçmuş, onu kovanına dek götürmüş. Tam o sırada bir baykuş, yuvasından düşmek üzere olan minik baykuş yavrusunu da göremiyormuş; Işıltı hemen oraya da koşmuş, ışığıyla dalı aydınlatmış ve yavru kurtulmuş. Fırrr diye kanat çırpan baykuş anne, ona minnetle bakmış. O gece Işıltı, ormanın bir ucundan diğerine süzülerek kaybolan herkese yol göstermiş; karanlık ona artık bir düşman değil, içinde dostlarının uyukladığı sıcacık bir yorgan gibi gelmiş.
Sabah olduğunda Fısıltılı Orman'ın tüm hayvanları minik fener böceğinin etrafında toplanmış. Kelebekler kanatlarını çırpmış, arılar vızıldamış, baykuş yavrusu sevgiyle ona sokulmuş. "Sen bizim küçük yıldızımızsın," demişler hep bir ağızdan. Işıltı o günden sonra ışığını saklamamış; her gece korkanlara cesaret, kaybolanlara yol, üşüyenlere umut olmuş. Çünkü öğrenmiş ki korku, çoğu zaman içimizde büyüttüğümüz bir gölgeymiş; oysa bir adım atıp ışığımızı yaktığımızda, karanlık küçülür, yüreğimiz büyürmüş. Sevgili çocuklar, siz de bir gün korktuğunuzda hatırlayın: İçinizdeki o minik ışığı yakmaya cesaret ettiğinizde, hem kendinizi hem çevrenizdekileri aydınlatırsınız. Gökten üç ışık huzmesi düşmüş; biri cesur fener böceği Işıltı'ya, biri ona güvenen orman dostlarına, biri de korkularını yenmeyi öğrenen ve başkalarına yardım eden tüm uslu çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
28
Beğenmedim
2
Sevdim
38
Güldüm
6
Kızdım
0
Üzüldüm
2
Şaşırdım
4
