Hediye Sandığı Masalı

Selma Nine'nin Hediye Sandığı, küçük Yusuf'un paylaşmayı, sabrı ve iyiliği keşfettiği, kalpleri ısıtan büyüleyici bir dini masaldır.

Hediye Sandığı Masalı - Masal Oku

Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil bağların ve serin çeşmelerin sardığı küçük bir kasabada, kalbi bal gibi tatlı, gözleri zeytin karası bir oğlan yaşarmış. Adı Yusuf'muş bu çocuğun; her sabah anneannesinin pişirdiği sıcacık simitlerin kokusuyla uyanır, taş duvarlı evlerin arasından koşa koşa mahallenin sonundaki ihtiyar çınarın altına varırmış. Yusuf'un en sevdiği şey, dünyada en güzel meyveleri kendine saklamak, en parlak misketleri kimseyle paylaşmamakmış. "Benimki benim, seninki de senin," dermiş arkadaşlarına gülerek; ama içinde, paylaşmanın tadını henüz bilmeyen küçük bir boşluk varmış.

Hediye Sandığı Masalı - Masal Oku

Mahallenin en ucundaki sarmaşıklı evde, herkesin sevgiyle "Selma Nine" dediği, yüzü güneş gibi aydınlık bir ihtiyar kadın yaşarmış. Selma Nine'nin avlusunda eski, oymalı bir sandık dururmuş; derler ki bu sandık, içine konulan her iyilikle dolar, paylaşıldıkça hiç tükenmezmiş. Bir ikindi vakti Yusuf, ceplerinde son kalan üç olgun inciri sıkı sıkı tutarken Selma Nine'nin kapısının önünden geçmiş. İçeriden "Gel bakalım yavrum, gel de şu sandığın sırrını öğren," diye tatlı bir ses gelmiş. Yusuf merakla içeri süzülünce Selma Nine, "Bu sandığa bir şey koyacaksın," demiş, "ama vermek istediğin, en çok sevdiğin bir şey olacak. İyilik, ancak insanın kıymet verdiğini verince büyürmüş." Yusuf duraksamış, incirlerine bakmış, sonra bir tanesini ürkek ürkek sandığa bırakmış. O an sandığın içinden tıp tıp diye yumuşak bir ses yükselmiş.

Hediye Sandığı Masalı - Masal Oku

Selma Nine sandığın kapağını açtığında Yusuf'un gözleri faltaşı gibi açılmış; içeride bir incir yerine bir avuç incir, üstüne de minik bir not duruyormuş: "Verdiğin çoğalır, paylaştığın bereketlenir." Yusuf o gün öğrenmiş ki, Rabbimiz veren eli, alan elden üstün tutarmış; bir tohum gibi ekilen her iyilik, kat kat büyüyerek geri dönermiş. Ertesi günler boyunca Yusuf, sandığa kâh bir dilim ekmeğini, kâh en sevdiği mavi misketini, kâh hasta komşusu için topladığı taze nane demetini koymuş. Her seferinde sandık, başkalarına yetecek kadar bereketle dolmuş. Bir gün şiddetli bir yağmur başladığında, şıp şıp damlayan damlaların altında üşüyen yetim bir kıza Yusuf hırkasını uzatmış; işte o gün sandık, içinden bir sürü sımsıcak hırkayla dolup taşmış. Yusuf anlamış ki asıl bereket sandıkta değil, paylaşan yürekteymiş.

Hediye Sandığı Masalı - Masal Oku

Yıllar su gibi akıp geçmiş, Yusuf büyüyüp kasabanın en cömert, en sevilen insanı olmuş; çeşmeler yaptırmış, yetimlere kucak açmış, açları doyurmuş. Selma Nine'nin o oymalı sandığını avlusuna koymuş ve her çocuğa onun sırrını öğretmiş: İyilik, paylaştıkça çoğalan, vermekten korkmayan kalplerde filizlenen bir hazinedir. Çünkü Rabbimiz, "Sevdiğiniz şeylerden vermedikçe iyiliğe erişemezsiniz," diye buyurmuş; ve veren her el, hem dünyada hem ahirette mutluluk bulurmuş. Gökten üç olgun incir düşmüş; biri cömert yürekli Yusuf'a, biri güzel ahlakı öğreten Selma Nine'ye, biri de masalımızı dinleyen, paylaşmayı ve iyiliği seven tüm güzel kalpli çocuklara.

Hediye Sandığı Masalı - Masal Oku

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 24
Beğenmedim Beğenmedim 2
Sevdim Sevdim 13
Güldüm Güldüm 2
Kızdım Kızdım 1
Üzüldüm Üzüldüm 2
Şaşırdım Şaşırdım 1