Kül Masalı
Tuana, kolundaki yanık izi yüzünden "Kül Kız" diye alay konusu olur.
Bir varmış bir yokmuş... Dünyanın bir ucundan, Türkiye'nin güneşli topraklarından kalkıp, karlar ülkesi Kanada'ya taşınan Tuana adında, kömür karası saçları ve derin kahverengi gözleri olan narin bir kız varmış. Tuana'nın sağ kolunda, küçükken geçirdiği bir kazadan kalan pembe bir yanık izi varmış. Tuana bu izi hiç dert etmezmiş, çünkü annesi ona hep, "O iz, senin ne kadar güçlü olduğunun kanıtı," dermiş.
Ancak Kanada'daki yeni okulunda işler pek öyle gitmemiş. Sınıfın en süslü ve biraz da kibirli kızı Bella ve arkadaşları, Tuana'nın kolundaki izi görünce ona kötü bir isim takmışlar: "Kül Kız". Teneffüslerde, "Hey Kül Kız! Koluna soba külü mü döküldü?" diye gülüşürlermiş. Tuana çok üzülür, kalın kazağının kollarını parmak uçlarına kadar çeker, izini saklamaya çalışırmış.
O soğuk ülkede kendini yapayalnız hissedermiş.
Bu kasabada eski bir efsane anlatılırmış. Kasabanın arkasındaki "Buzlu Orman"ın derinliklerinde, sadece kalbi kristal kadar saf olanların görebileceği "Görünmez Kalp" adında sihirli bir ışık varmış. Bu ışığı gören kişi, gerçek mutluluğu bulurmuş.
Bir gün okul gezisiyle Buzlu Orman'a gitmişler. Bella ve grubu, "O kalbi kesin biz bulacağız, çünkü biz en güzeliz ve en popüleriz!" diyerek önden koşmuşlar. Tuana ise en arkadan, sessizce yürüyormuş. Yolda, karların arasına sıkışmış, titreyen minik bir sincap görmüş. Herkes yanından geçip giderken, Tuana durmuş. Eldivenini çıkarmış, o yanık izli eliyle sincabı nazikçe kurtarmış ve cebindeki fındığı ona vermiş. Sincap minnetle Tuana'ya bakıp ormana dalmış.
Ormanın en tepesindeki "Dilek Kayası"na vardıklarında herkes heyecanla etrafa bakınmış. Bella, "Hani nerede? Ben bir şey görmüyorum! Bu efsane yalanmış!" diye bağırmış. Diğer çocuklar da, "Sadece kar ve buz var," diyerek söylenmişler. Onların gözlerinde kibir perdesi olduğu için, güzelliği göremiyorlarmış.
Tuana ise sessizce kayanın kenarına oturmuş. İçinden, "Keşke arkadaşlarım beni dış görünüşümle değil, kalbimle sevse," diye geçirmiş.
Tam o sırada, Tuana'nın gözlerinin önünde hava titreşmeye başlamış. Havada asılı duran, pırıl pırıl, gökkuşağı renklerinde parlayan kocaman bir Kalp belirmiş! Kalp, o kadar sıcak bir ışık yayıyormuş ki, Tuana'nın içini ısıtmış.
Tuana şaşkınlıkla, "Ne kadar güzel..." diye fısıldamış.
Bella ve diğerleri Tuana'ya bakmış. "Kime konuşuyorsun Kül Kız? Orada hiçbir şey yok!" demişler.
Ama o an mucizevi bir şey olmuş. Tuana'nın baktığı o ışıktan yansıyan parıltılar, Tuana'nın yüzüne ve koluna vurmuş. O sakladığı yanık izi, bir anda altın gibi parlamaya başlamış. Tuana, o ışığın altında bir prenses gibi görünüyormuş.
Öğretmenleri yanlarına gelmiş ve gülümsemiş: "Efsane doğruymuş çocuklar. Görünmez Kalp, sadece gözüyle değil, kalbiyle bakanlara görünür. Tuana onu görebiliyor çünkü onun kalbinde ne kibir var ne de kötülük."
Bella ve arkadaşları utanarak başlarını eğmişler.
Tuana'nın kolundaki izin bir kusur değil, onun hikayesinin bir parçası olduğunu, asıl çirkinliğin ise alay etmek olduğunu anlamışlar.
O günden sonra kimse ona "Kül Kız" dememiş. Tuana, Kanada'nın soğuğunda, kalbinin sıcaklığıyla herkesin en sevdiği dostu olmuş.
Gökten üç kar kristali düşmüş: Biri gurbetteki Tuana'nın sabrına. Biri hatasını anlayan çocuklara. Biri de dış güzelliğe değil, iç güzelliğe önem veren herkese.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
54
Beğenmedim
10
Sevdim
35
Güldüm
7
Kızdım
5
Üzüldüm
4
Şaşırdım
10
