Maşa ve Koca Ayı Masalı
Kış hazırlığı yapan Koca Ayı, en lezzetli meyveleri toplar.
Bir varmış bir yokmuş... Tren raylarının kenarındaki yemyeşil ormanda, ahşaptan yapılmış, bahçesi rengarenk çiçekler ve arı kovanlarıyla dolu sıcacık bir kulübe varmış. Burada, sirkten emekli olmuş, bahçesiyle uğraşmayı seven tonton Koca Ayı yaşarmış. En yakın arkadaşı ise yerinde duramayan, pembe başlıklı, afacan mı afacan küçük kız Maşa imiş.
Bir sabah Koca Ayı, kış uykusu için hazırlık yapmaya karar vermiş. Ormana gitmiş; sepet sepet çilek, ahududu ve böğürtlen toplamış. Mutfağa girmiş, semaverini yakmış, kavanozlarını dizmiş. "Mmm! Bu kış harika reçeller yiyeceğim," diye hayal kurmuş.
Tam o sırada kapı "GÜM!" diye açılmış ve içeri Maşa dalmış!
"Ayııı! Ayııı! Oyun oynayalım mı? Saklambaç mı? Yakalamaca mı? Ooo, bu kırmızı şeyler de ne?"
Koca Ayı, "Dur!" demeye kalmadan Maşa, "Ham hum şaralop!" diye çilekleri yemeye başlamış. Ayı arkasını dönüp şeker almaya gidince, Maşa diğer sepetteki böğürtlenleri de yemiş. Ayı döndüğünde sepetler bomboşmuş! Üstelik Maşa, son kalan çileği yemek için kafasını kavanoza sokmuş ve kafası orada sıkışmış! "Immm! Iıııh!" diye kafasında kavanozla etrafta koşturmaya, eşyaları devirmeye başlamış.
Koca Ayı, Maşa'yı yakalayıp "Pop!" diye kavanozu kafasından çıkarmış. Üzgünce boş sepetlere bakmış.
Maşa hatasını anlamış. "Üzülme Ayıcık! Ben sana daha güzelini, en değişik reçeli yaparım!" demiş.
Maşa bahçeye koşmuş. Yerden kozalakları, mantarları, hatta havuçları toplamış. Sonra ağaçtaki Sincap'ı görmüş.
"Hey Sincap! Bana biraz ceviz at, reçelime lezzet katsın!" demiş.
Sincap, Maşa'nın elindeki tuhaf karışımı görünce kıkırdayıp ona bir kozalak fırlatmış. Maşa hepsini kazana atmış. Kazan fokurdamış, fokurdamış ve "POF!" diye patlamış! Her yer yapış yapış olmuş.
Koca Ayı, Maşa'nın bu haline gülmekten kendini alamamış. Onu temizlemiş. Maşa, "Tamam, meyve yoksa bal reçeli yaparız!" diyerek bu sefer bahçedeki arı kovanlarına koşmuş.
Ayı, "Hayır Maşa, dikkat et!" diye bağırmış ama Maşa kovanın kapağını çoktan açmış!
Arılar, "Vızzz! Kim bizim balımızı alıyor?" diyerek Maşa'yı kovalamaya başlamışlar. Maşa, "Ayıııı! Kurtar beni!" diye bağırarak Ayı'nın arkasına saklanmış. Koca Ayı, arıları sakinleştirmek için onlara birer çiçek vermiş.
Sonunda Koca Ayı, Maşa'yı karşısına oturtmuş. Hareketleriyle ona anlatmış:
"Bak Maşa, reçel yapmak da bal almak da sabır işidir. Acele edersen ya patlar ya da arılar kızar. Emek vermeden güzel sonuç olmaz. Hadi, şimdi doğrusunu yapalım."
Maşa, "Söz veriyorum Ayıcık, bu sefer uslu durup emek vereceğim!" demiş.
İkisi birlikte tekrar ormana gitmişler. Maşa bu sefer yaramazlık yapmamış, dikenlere takılsa da en olgun meyveleri tek tek, özenle toplamış.
Eve döndüklerinde Maşa, Ayı'nın tarifiyle meyveleri kazana dökmüş, şekeri katmış ve sabırla karıştırmış. Mis gibi kokular tüm ormana yayılmış. Reçeller kavanozlara doldurulduğunda, yakut gibi parlıyorlarmış.
Akşam olunca Koca Ayı ve Maşa, verandaya oturmuşlar. Taze çaylarının yanında kendi yaptıkları o enfes reçeli yemişler. Maşa anlamış ki; acele etmek işleri karıştırır ama sabırla ve emekle yapılan her şey baldan bile tatlı olurmuş.
Gökten üç çilek düşmüş: Biri sabırlı Koca Ayı'ya. Biri dersini alan Maşa'ya. Biri de emek verip başaran akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
138
Beğenmedim
17
Sevdim
137
Güldüm
38
Kızdım
11
Üzüldüm
13
Şaşırdım
22

bence güzel bir masal ve keşke bizede bir çilek düşse