Sabırlı Kunduz Palamar
Küçük Kunduz Palamar'ın Sabır Barajı, aceleci bir kunduz yavrusunun sabrı ve dostluğu keşfederek dere kıyısındaki tüm hayvanları kurtardığı büyülü bir masal.
Bir varmış bir yokmuş, gür kavakların gölgesinde şırıl şırıl akan bir derenin kıyısında, kürkü kestane rengi parlayan, ön dişleri fildişi gibi ışıldayan minik bir kunduz yaşarmış. Adı Palamar'mış bu tombul yavrunun; kuyruğu geniş bir kürek gibiymiş, gözleri de sabahın çiy tanelerini andırırmış. Palamar öyle aceleciymiş ki, bir işe başlamadan bitirmek, bir dalı kesmeden köprü kurmak istermiş. Annesi ona her sabah, "Yavrum, dere yavaş yavaş oyar taşı, sen de öyle sabırla öğren," dermiş ama Palamar bu öğüdü bir kulağından alıp öbüründen salıverirmiş.
O yıl gökyüzü kararmış, bardaktan boşanırcasına yağmurlar başlamış. Dere kabarmış, köpüklene köpüklene taşacakmış neredeyse. Kunduzların, su samurlarının ve kıyıdaki tüm hayvanların yuvalarını sel basmasın diye kocaman bir baraj örülmesi gerekiyormuş. Yaşlı kunduzlar dalları özenle seçip birer birer üst üste dizmeye başlamış. Palamar ise sabredemeyip önüne geleni yığmaya koyulmuş; ince dalları kalınlarla karıştırmış, çamuru düzgün sıvamadan bir sonraki dala atlamış. "Ben en hızlı kunduzum, barajı herkesten önce bitiririm!" diye böbürlenmiş. Gelgelelim su ilk vurduğunda, onun aceleyle ördüğü bölüm bir çırpıda dağılıvermiş, dallar oraya buraya savrulmuş.
Tam o sırada yağmurun altında sırılsıklam olmuş minik bir su samuru yavrusu, yıkılan dalların arasında mahsur kalmış; "İmdat, imdat!" diye çığlık atıyormuş. Palamar'ın yüreği hop etmiş. Aceleyle bir dal daha atmak istemiş ama bu kez durmuş, derin bir nefes almış ve annesinin sözünü hatırlamış: "Dere yavaş yavaş oyar taşı." O anda gök gürlemiş, şimşekler suyun yüzünde çatırdamış. Palamar telaşı bir yana bırakmış; her dalı tek tek, sabırla, doğru yere yerleştirmeye başlamış. Kalın dalları alta, incecikleri araya, çamuru da özenle sıvamış. Diğer kunduzlar da onun sükûnetini görünce ona katılmış. El birliğiyle, taş üstüne taş koyar gibi, sağlam bir set örmüşler ve mahsur kalan minik su samurunu usulca kurtarmışlar.
Sabah olduğunda yağmur dinmiş, dere yeniden usulca şırıldamaya başlamış, ağaçların arasından kuş cıvıltıları yükselmiş. Palamar'ın örülmesine yardım ettiği baraj öyle sağlammış ki, tüm yuvaları koru gibi korumuş. Kurtardığı küçük su samuru onun en can dostu olmuş, kıyıda birlikte kaydırak kayarlarmış. Palamar o günden sonra öğrenmiş ki, en hızlı iş her zaman en iyi iş değilmiş; sabırla ve özenle yapılan şey, seli bile durdururmuş. Gökten üç kestane rengi tüy düşmüş; biri sabrı öğrenen minik kunduz Palamar'a, biri onun cesur dostu su samuruna, biri de masalımızı dinleyen, işini acele etmeden özenle yapan tüm uslu çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
11
Beğenmedim
0
Sevdim
16
Güldüm
2
Kızdım
0
Üzüldüm
0
Şaşırdım
1

Ne güzel faydalı düşünülmüş bir masal tebrikler 💚❤️🤍