Nasreddin Hoca ile Fısıldayan Kuyu

Nasreddin Hoca'nın bilge gülüşüyle dolu, fısıldayan bir kuyunun sırrını çözdüğü bu masalda, sabır ve bilgelik hayat buluyor.

Nasreddin Hoca ile Fısıldayan Kuyu - Masal Oku

Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarların birinde, yemyeşil ağaçların gölgelendirdiği, çiçek kokularının rüzgarla dans ettiği şirin bir köyde, herkesin sevdiği, esprili ve bilge mi bilge bir Hoca yaşarmış. Bu Hoca'nın adı Nasreddin'miş. Ak sakalları rüzgarda nazlı nazlı uçuşurmuş, başında yeşil sarığı, sırtında cübbesiyle köyün her köşesinde bir bilgelik tohumu ekermiş. Gözlerinin içi, sanki binlerce yıldız parıltısıyla doluymuş, her baktığında bir sırrı çözermiş gibi derin derin gülümsemiş. Köy halkı, en ufak dertlerinde bile Hoca'nın kapısını çalmaktan çekinmezmiş, çünkü bilirlermiş ki Hoca'nın her sözünde bir hikmet, her hikayesinde bir ders gizliymiş. O, sadece sözleriyle değil, tavırlarıyla da insanlara yol gösterirmiş. Bir gün, köyün ortasındaki eski, yosun tutmuş kuyu, garip sesler çıkarmaya başlamış. Fışıltılar, mırıltılar, sanki kuyu derinliklerinden gelen gizemli fısıltılar tüm köyü sarmış. Köylüler, bu duruma bir anlam verememiş, kimisi korkmuş, kimisi meraklanmış. Kuyuya yaklaşmaya çekinir olmuşlar, zira fısıltılar gittikçe artar, sanki birileri onlarla konuşmaya çalışırmış gibiymiş. Herkesin aklına hemen Nasreddin Hoca gelmiş, çünkü bu gibi sıradışı olayların çözümü hep onda bulunurmuş.

Nasreddin Hoca ile Fısıldayan Kuyu - Masal Oku

Köylüler, telaşlı adımlarla Hoca'nın evine doğru koşmuşlar. "Hocam, Hocam!" diye seslenmişler, "Kuyu fısıldıyor, ne yapacağımızı bilemiyoruz!" Nasreddin Hoca, bahçesinde domates fidelerini suluyormuş, elindeki testiyi yavaşça yere bırakmış, bilge gözlerini köylülere çevirmiş. Yüzünde muzip bir gülümseme belirmiş. "Fısıldasın bakalım, ne derse dinleyelim," demiş sakin bir sesle. Hoca'nın bu rahat tavrı, köylülerin içindeki endişeyi biraz olsun dağıtmış. Hep birlikte kuyuya doğru yola koyulmuşlar. Kuyuya yaklaştıklarında, fısıltılar daha da belirginleşmiş, sanki rüzgar dalları okşarken çıkardığı seslere benziyormuş, hışır hışır. Hoca, kuyuya dikkatle yaklaşmış, etrafında dönüp durmuş, elini kulağına götürüp dinlemiş. Köylüler, nefeslerini tutmuş, Hoca'nın ne diyeceğini merakla beklemişler. Hoca, bir süre sonra başını kaldırmış, "Anladım!" demiş neşeyle, "Kuyu bize bir şeyler anlatmak istiyor, ama sanırım dili biraz eski." Köylüler şaşkınlıkla birbirlerine bakmışlar. Hoca, kuyuya doğru eğilmiş, "Söyle bakalım kuyu, ne derdin var? Bizimle ne paylaşmak istersin?" diye seslenmiş. Kuyu, sanki Hoca'nın sözlerini anlamış gibi, fısıltılarını bir anlığına kesmiş, sonra daha da şiddetli bir şekilde fışır fışır sesler çıkarmaya başlamış. Hoca, gülümsemiş, "Sabır, sabır," demiş, "Her sırrın bir anahtarı vardır."

Nasreddin Hoca ile Fısıldayan Kuyu - Masal Oku

Nasreddin Hoca, kuyuya daha da yaklaşmış, elini kuyunun soğuk, yosunlu kenarına koymuş. Gözlerini kapatmış, derin bir nefes almış. Sanki kuyunun ruhuyla bir bağ kurmaya çalışıyormuş gibiymiş. Köylüler, Hoca'nın bu hallerine alışkın olsalar da, bu seferki sessizlik ve odaklanma onları daha da meraklandırmış. Bir süre sonra Hoca, gözlerini açmış ve yavaşça geri çekilmiş. Yüzünde anlamlı bir ifade belirmiş. "Kuyu, bize bir ders vermek istiyormuş," demiş. "Diyor ki, 'Benim derinliklerim, aslında sizin kendi iç dünyanızın bir yansımasıdır. Bazen gürültülü, bazen sessiz, bazen de fısıltılarla dolu.' Ama asıl önemli olan, bu fısıltıların ne anlattığı değil, sizin ne dinlediğinizdir." Köylüler, bu sözler karşısında şaşkınlıklarını gizleyememişler. Hoca, cebinden küçük, pırıl pırıl bir ayna çıkarmış. "Bu ayna," demiş, "kuyunun bize verdiği bir hediye. Her baktığınızda kendi iç sesinizi, kendi fısıltılarınızı duyacaksınız. Önemli olan, o fısıltıların iyi mi, kötü mü olduğunu ayırt edebilmektir." Hoca, aynayı köyün en yaşlı kadınına uzatmış. Kadın, aynaya baktığında, yüzünde huzurlu bir gülümseme belirmiş. Sanki kuyunun fısıltıları, o an ona kendi içindeki güzellikleri fısıldıyormuş gibiymiş. Köylüler, Hoca'nın bu bilgece hareketine hayran kalmışlar. Kuyu, o günden sonra artık korkutucu fısıltılar çıkarmamış, sadece arada bir hafif bir şırıltıyla, sanki Hoca'nın sözlerini onaylarmış gibi ses çıkarmış.

Nasreddin Hoca ile Fısıldayan Kuyu - Masal Oku

Böylece Nasreddin Hoca, fısıldayan kuyunun sırrını çözmüş, köylüler de kendi iç seslerini dinlemenin, kendilerini anlamanın ve bilgelikle hareket etmenin önemini öğrenmişler. Herkes, Hoca'nın sayesinde sadece bir kuyunun gizemini değil, aynı zamanda kendi ruhlarının derinliklerindeki fısıltıları da keşfetmiş. O günden sonra köyde herkes daha anlayışlı, daha sabırlı ve daha bilge yaşamış. Nasreddin Hoca'nın gülümseyen yüzü, köyün her köşesinde bir ışık gibi parlamış, her fısıltı, bir öğüt olarak kulaklarda çınlamış. Gökten üç bilge söz düşmüş, biri Nasreddin Hoca'nın sabrına, biri fısıldayan kuyunun öğretisine, biri de kendi iç sesini dinleyen ve her fısıltıda bir ders arayan tüm güzel kalplere.

Nasreddin Hoca ile Fısıldayan Kuyu - Masal Oku

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 4
Beğenmedim Beğenmedim 2
Sevdim Sevdim 4
Güldüm Güldüm 1
Kızdım Kızdım 0
Üzüldüm Üzüldüm 0
Şaşırdım Şaşırdım 0