Karınca ile Arı
Yerde yaşayan çalışkan Karınca ve gökte uçan neşeli Arı, bahçede unutulan dev bir karpuz dilimi bulur.
Bir varmış bir yokmuş... Çimenlerin gökdelenler kadar yüksek göründüğü, çiçeklerin mis gibi koktuğu kocaman bir bahçede, yerdeki kırıntıları toplayan çalışkan bir Karınca ve çiçekten çiçeğe uçan neşeli bir Arı yaşarmış. Karınca hep yere bakar, Arı ise hep gökyüzüne bakarmış. Bu yüzden aynı bahçede yaşasalar da birbirlerini pek tanımazlarmış.
Bir yaz günü, bahçede piknik yapan insanlar gitmiş. Giderken geride kocaman, sulu, kıpkırmızı bir karpuz dilimi unutmuşlar!
Karınca, karpuzu görünce sevinçten antenlerini oynatmış. "Aman Allah'ım! Bu karpuz yuvamdaki herkese bir ay yeter!" demiş. Hemen karpuzu sırtlamaya çalışmış. İtmiş, çekmiş, ıkınmış... Ama karpuz o kadar büyükmüş ki, Karınca onu yerinden milim bile oynatamamış.
Tam o sırada tepesinden bir ses gelmiş: "Vızzz! Merhaba yerdeki dostum, yardıma ihtiyacın var mı?"
Karınca başını kaldırmış ve havada asılı duran Arı'yı görmüş.
Karınca, "Merhaba Arı Kardeş," demiş. "Bu karpuz çok ağır ve yuvam şu tepenin ardında. Nasıl götüreceğimi bilemiyorum."
Arı gülümsemiş: "Benim kanatlarım var ama ben de bu koca dilimi tek başıma kaldıramam. Ama ikimiz birleşirsek, hem yerdeki gücü hem de gökteki gücü kullanabiliriz!"
Arı havaya yükselip etrafı gözetlemiş. "Buldum!" diye bağırmış. "Şurada, rüzgarın düşürdüğü geniş bir ceviz yaprağı var. Onu kızak gibi kullanabiliriz!"
Birlikte karpuzu ite kaka yaprağın üzerine yuvarlamışlar. Karınca arkadan itmiş, Arı ise yaprağın sapından tutup havadan çekmiş. Karpuz kayarak ilerlemeye başlamış.
Ancak yollarına kocaman, yaşlı bir ağacın yerden fırlamış kalın kökü (onlar için dev bir tepe gibi) çıkmış.
Karınca, "Bunu aşamayız, çok dik!" diye üzülmüş.
Arı, "Pes etmek yok!" demiş. "Ben yukarıdan çekip yaprağın burnunu kaldıracağım, sen de aşağıdan tüm gücünle iteceksin."
"Bir, iki, üç! Yüklen!"
Karınca ayaklarını yere sağlam basıp itmiş, Arı kanatlarını var gücüyle çırpıp çekmiş. Ve "Hooop!" diye o dik engeli aşıp diğer tarafa kaymışlar.
Yolculuk bitmemiş. Önlerine derin bir yağmur suyu birikintisi çıkmış. Karınca korkmuş, "Ben yüzemem!" demiş.
Arı, "Merak etme," demiş. Yaprağı suyun üzerine itmişler. Yaprak bir sal gibi yüzmüş. Karınca yaprağın üstüne binmiş, Arı ise havadan kanatlarıyla üfleyerek rüzgar yapmış ve salı karşı kıyıya geçirmiş.
Sonunda karınca yuvasına varmışlar. Diğer karıncalar sevinç çığlıkları atmış. Karınca, Arı'ya dönüp, "Sen olmasan bu engelleri asla aşamazdım. Gökyüzünden bakmak ne kadar faydalıymış," demiş.
Arı da, "Sen olmasan ben de bu lezzeti yuvama götüremezdim. Yerdeki güç olmadan, gökteki hız bir işe yaramaz," demiş.
O gün karıncalar ve arı, karpuzu afiyetle paylaşmışlar.
Gökten üç karpuz çekirdeği düşmüş: Biri çalışkan Karınca'ya. Biri akıllı Arı'ya. Biri de yardımlaşarak zorlukları aşan tüm çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
94
Beğenmedim
10
Sevdim
75
Güldüm
15
Kızdım
5
Üzüldüm
7
Şaşırdım
8
