Prens ve Cadı Masalı
Prenses olmak isterken yanlışlıkla kurbağaya dönüşen iyi kalpli Cadı masalı.
Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Uzak bir diyarda eğri büğrü ağaçların olduğu ama çiçeklerin hiç solmadığı "Renkli Orman"da, Esme adında çok sevimli, iyi kalpli ama birazcık sakar bir cadı yaşarmış. Esme, diğer masallardaki gibi korkunç değilmiş; turuncu saçları, yamalı renkli elbisesi ve kocaman mor şapkasıyla görenleri gülümsetirmiş. En yakın arkadaşı da çok bilmiş, mavi tüylü Baykuş Bobo'ymuş.
Bir sabah Esme aynaya bakmış. "Bobo," demiş, "Herkes cadılardan korkuyor. Keşke ben de herkesin sevdiği, ışıl ışıl bir prenses olsaydım!"
Bobo, "Huuu! Huuu! Esme, sen zaten kalbinle çok güzelsin," demiş ama Esme kararlıymış.
Tozlu büyü kitabını açmış. "Hımm... Papatya suyu, biraz sim... Ve biraz da..." Esme heyecandan "Gül Yaprağı" yerine kazana yanlışlıkla "Nilüfer Yaprağı" atmış!
Kazan fokurdamış: "Fokur fokur... GÜM!"
Esme, pembe dumanı olan iksiri "lıkır lıkır" içmiş.
"İşte prenses oluyorum!" diye düşünürken, birden küçülmeye başlamış. Cildi yeşermiş, elleri perdelenmiş.
Aynaya bir bakmış ki ne görsün? Prenses yerine, kafasında mor şapka olan, kocaman gözlü, yeşil bir Kurbağa olmuş!
Esme, "İmdat!" demek istemiş ama ağzından sadece "VRAAAK!" sesi çıkmış. Zıplamaya çalışmış, "Zıp... Şlapp!" diye yere yapışmış. Baykuş Bobo gülmekten daldan düşecekmiş.
Tam o sırada ormanda yürüyüşe çıkan genç bir Prens, çalıların arkasından sesleri duymuş. Prens elini kılıcına götürmüş, "Burada kötü bir cadı mı var yoksa?" diye korkarak yaklaşmış. Çünkü ona hep cadıların kötü olduğu anlatılmış.
Ama Prens çalıları araladığında, karşısında kötü bir cadı değil; kafasında kocaman şapka olan, şaşkın şaşkın bakan sevimli bir kurbağa görmüş. Esme, Prens'i görünce utanmış ama sonra haline o kadar çok gülmüş ki, "Vrak vrak vrak!" diye kahkahalar atmış. Hiç beklenmedik bir anda büyük bir mutluluk ile gelen Esme'nin bu neşeli kahkahası sihri bozmuş!
POF!
Yeşil dumanlar içinde Esme, tekrar o turuncu saçlı, sevimli haline dönmüş. Prens şaşkınlıktan donakalmış. "Sen... Sen bir cadısın! Ama beni kurbağaya çevirmeyecek misin?" diye sormuş.
Esme gülümseyerek Prens'e en güzel kurabiyelerinden ikram etmiş. "Hayır Prens," demiş. "Ben sadece yanlışlıkla kendimi kurbağa yaptım. Ben kimseye kötülük yapmam, ben ormanın çiçeklerini sular, yaralı kuşları iyileştiririm."
Prens kurabiyeyi yemiş ve Esme'nin neşeli gözlerine bakmış. "Haklısın," demiş. "Bana hep cadıların kötü olduğu anlatıldı ama sen çok tatlı ve komiksin." Demek ki tüm cadılar kötü değilmiş.
O günden sonra Prens ve Esme çok iyi arkadaş olmuşlar. Prens sarayına döndüğünde herkese, "Tüm cadılar kötü değildir, bazıları dünyanın en iyi kalpli dostlarıdır, önemli olan görüntülerine değil nasıl olduklarına bakmaktır" diye anlatmış. Gökten üç kurabiye düşmüş: Biri şaşkın ama iyi kalpli Esme'ye. Biri doğrusunu öğrenen Prens'e. Biri de insanları dış görünüşüyle yargılamayan akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
88
Beğenmedim
13
Sevdim
66
Güldüm
26
Kızdım
5
Üzüldüm
8
Şaşırdım
12
