19 Mayıs Masalı

Ülkenin zor günlerinde, İstanbul'un karanlık sokaklarından kalkan Bandırma Vapuru denizlere açılır.

19 Mayıs Masalı - Masal Oku

Bir varmış bir yokmuş... Ülkemizin çok zor günler geçirdiği, gökyüzünün bile sanki üzüntüden griye boyandığı zamanlar varmış. İnsanların yüzü pek gülmez, herkesin kalbinde "Bize ne olacak?" korkusu taşıdığı o karanlık günlerde, İstanbul limanında Bandırma Vapuru adında yaşlı ama dayanıklı bir gemi kalkış için bekliyormuş.

Bu gemide çalışan Mehmet adında genç, güçlü, çalışkan ve vatanını çok seven genç bir kamarot (gemici) varmış. Mehmet, omuzlarında ağır halatları taşırken limandaki sessiz ve mutsuz insanlara bakıp iç geçirmiş. "Keşke bu karanlığı aydınlatacak bir ışık olsa, ülkem yeniden gülümsemeyi hatırlasa," diye düşünmüş.

19 Mayıs Masalı - Masal Oku

Tam o sırada gemiye çok özel bir yolcu binmiş. Bu yolcu, masmavi gözleri denizi andıran, altın sarısı saçlı, dik duruşlu komutan Mustafa Kemal'miş. O gemiye adım attığı an, Mehmet nedense kalbinde incecik, sıcacık bir kıpırtı hissetmiş. Sanki o gri hava dağılmış gibi gelmiş.

Gemi limandan ayrılmış ve Karadeniz'in hırçın sularına doğru yola çıkmış. Ancak yolculuk hiç de kolay değilmiş. Karadeniz sanki öfkelenmiş; dev dalgalar geminin boyunu aşıyor, rüzgar "Vuuuuu!" diye pencereleri dövüyormuş. Gemi beşik gibi bir sağa, bir sola yatıyormuş. Genç Mehmet bile bu fırtınada ayakta durmakta zorlanıyormuş. "Bu eski gemiyle neden bu kadar tehlikeli bir yola çıkıyoruz ki?" diye kendi kendine sormuş.

19 Mayıs Masalı - Masal Oku

Mehmet, elinde iki sıcak çay bardağıyla kaptan köşküne doğru yürümüş. Kapı aralıkmış. İçeride Mustafa Kemal ve arkadaşları büyük bir haritanın üzerine eğilmiş, kararlı bir şekilde konuşuyorlarmış. Mehmet sessizce dinlemiş.
Mustafa Kemal, o güven veren, sarsılmaz sesiyle şöyle diyormuş:

"Dalgalar ne kadar büyük olursa olsun, rüzgar ne kadar sert eserse essin, biz bu yolu gideceğiz. Çünkü bazı insanlar karanlık günlerde bile kalplerinde umut taşır. Biz, o umudu Anadolu'ya, Samsun'a taşıyoruz. Milletimizin inancıyla yepyeni bir güneş doğacak!"

Genç Mehmet bu sözleri duyunca adeta büyülenmiş. Elindeki çay tepsisini sıkıca tutmuş, gözleri dolmuş. O an anlamış ki; bu eski vapur sadece insan veya eşya taşımıyormuş... Bu vapur, koca bir ülkenin umudunu ve kurtuluşunu taşıyormuş!

19 Mayıs Masalı - Masal Oku

Mehmet'in içindeki o endişe bir anda uçup gitmiş. "Eğer o komutan bu fırtınadan korkmuyorsa, benim hiç korkmamam lazım!" demiş. O fırtınalı gecede, gemideki işlerini aslanlar gibi cesurca yapmaya devam etmiş. Rüzgar esmiş, dalgalar vurmuş ama gemideki hiç kimse vazgeçmemiş.

Zorlu geçen günlerin ardından fırtına dinmiş. Tarihler 19 Mayıs 1919 sabahını gösterdiğinde, Karadeniz usulca sakinleşmiş. Mehmet güverteye çıkmış. Karşıda, yemyeşil ağaçlarıyla Samsun limanı görünüyormuş.
Ama asıl mucize gökyüzündeymiş. Günlerdir gri olan gökyüzü aralanmış ve altın sarısı güneş, pırıl pırıl, sımsıcak bir şekilde Samsun'un üzerine doğmuş. Limanda bekleyen insanlar, gemiyi görünce ellerini sallamaya, gözyaşları içinde gülümsemeye başlamışlar.

19 Mayıs Masalı - Masal Oku

Mustafa Kemal, geminin burnunda durmuş, o güneşli ufka umutla bakıyormuş.
Mehmet, o an hayatı boyunca unutamayacağı o gerçeği tüm kalbiyle hissetmiş: "Bugün sadece fırtınalı bir yolculuk bitmedi... Bugün yepyeni, aydınlık bir başlangıç doğdu!"

İşte o gün Samsun'da yakılan o umut ateşi, tüm ülkeyi aydınlattı ve gençlere, çocuklara armağan edilen o güzel, özgür günlerin kapısını açtı.
Gökten üç umut ışığı düşmüş: Biri kalbinde vatan sevgisi taşıyan genç Mehmet'in omuzlarına. Biri milletine inanıp yola çıkan Mustafa Kemal'e. Biri de asla pes etmeyen, her fırtınadan sonra güneşin doğacağını bilen zeki çocuklara ve gençlere.

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 41
Beğenmedim Beğenmedim 4
Sevdim Sevdim 50
Güldüm Güldüm 3
Kızdım Kızdım 1
Üzüldüm Üzüldüm 3
Şaşırdım Şaşırdım 8