Araba Sevgisi Masalı
Bebekliğinde kırmızı oyuncak arabasıyla oynamayı çok seven Emir, büyüdüğünde hayallerinin peşinden koşar.
Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde, oyuncaklarla dolu şirin bir odada Emir adında minik bir çocuk yaşarmış. Emir’in odasında bir sürü oyuncak varmış ama onun gözü tek bir şeyden başkasını görmezmiş: Üzerinde 7 numarası olan, beyaz çizgili, parlak kırmızı bir oyuncak ralli arabası!
Emir daha yeni yeni yürümeye başladığı o minik yaşlarda, halının üzerindeki desenleri birer yarış pisti zannedermiş. "Vruuum! Vııınnn!" diye sesler çıkararak kırmızı arabasını halının tepelerinden, minderlerin üzerinden aşırırmış. Babası onu izlerken, "Benim oğlum büyüyünce harika bir pilot olacak," diyerek gülümserdi.
Emir, oyuncak arabasına o kadar iyi bakarmış ki, onunla uyur, tekerleklerini her gün minik elleriyle silermiş.
Yıllar su gibi akıp geçmiş. Halı üzerinde oynayan minik Emir büyümüş, kocaman, yakışıklı bir delikanlı olmuş. Ama içindeki o kırmızı araba sevgisi hiç değişmemiş. Emir sadece arabaları sürmekle kalmamış, onların nasıl çalıştığını öğrenmek için okullar okumuş, motorların, tekerleklerin dilinden anlayan harika bir mühendis ve yetenekli bir ralli pilotu olmuş. Bir gün Emir'in en büyük hayali kapısını çalmış.
Dünyanın en zorlu yarışı olan Dünya Ralli Şampiyonası'na katılım hakkı kazanmış! Emir, garajına girmiş ve tıpkı çocukluğundaki o oyuncak araba gibi, üzerinde 7 numarası olan, beyaz çizgili, kıpkırmızı dev bir ralli arabası yapmış. Arabasının direksiyonuna oturduğunda, cebinden o hiç yanından ayırmadığı eski kırmızı oyuncak arabasını çıkarmış ve uğur getirsin diye ön cama koymuş.
Yarış günü gelip çatmış. Dünyanın dört bir yanından gelen devasa arabalar başlangıç çizgisine geçmişler.
Yarış rotası çok zormuş. Önce yüksek dağlardan, sonra derin çamurlu orman yollarından geçeceklermiş. Hakem yeşil bayrağı sallamış ve yarış başlamış!
Emir gaza basmış, arabası bir ok gibi ileri atılmış. Dağ yollarında diğer arabalar sadece hızlı gitmeye çalışıp virajlarda kayarken, Emir çok dikkatliymiş. O, çocukluğunda halının üzerindeki o engelli yolları düşünmüş. "Sadece hız yetmez, denge ve sabır da lazım," diyerek direksiyonu ustaca çevirmiş.
Orman yoluna girdiklerinde aniden yağmur bastırmış. Yerler vıcık vıcık çamur olmuş. Öndeki arabalar çamura saplanıp kalmış. Emir ise motorun sesini dinlemiş, lastiklerin çamurdaki kaymasını hissetmiş. Tıpkı küçükken minderlerin üzerinden aşarken yaptığı gibi, sabırla, gaza fazla yüklenmeden, çamurun içinden tereyağından kıl çeker gibi süzülerek geçmiş.
Bitiş çizgisine yaklaştığında seyirciler heyecanla bağırıyormuş. Sislerin ve çamurun içinden ilk çıkan, 7 numaralı kırmızı arabasıyla Emir olmuş! Bitiş çizgisini şimşek gibi geçmiş ve Dünya Şampiyonu olmuş!
Arabadan indiğinde herkes onu alkışlıyormuş. Emir, kocaman altın kupayı havaya kaldırırken, diğer elinde de o minik, kırmızı oyuncak arabasını tutuyormuş.
Kameralara gülümseyerek şöyle demiş: "Büyük başarılar, halının üzerinde kurulan minik hayallerle başlar. Asla hayal kurmaktan ve çok çalışmaktan vazgeçmeyin!"
Gökten üç tekerlek düşmüş. Biri hayallerinden vazgeçmeyen şampiyon Emir'e. Biri ona uğur getiren kırmızı arabasına. Biri de oyuncaklarıyla oynarken geleceğin büyük hayallerini kuran akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
28
Beğenmedim
3
Sevdim
50
Güldüm
9
Kızdım
2
Üzüldüm
5
Şaşırdım
10
