Tek Boynuzlu At Masalı
Küçük midilli Poni, efsanevi Unicorn gibi sihirli bir boynuzu olmadığı için üzülmektedir.
Bir varmış bir yokmuş... Şelalelerin gümüş gibi aktığı, her mevsim taze çimenlerin koktuğu "Atlar Vadisi"nde, neşeyle koşturan küçük midilliler (ponyler) yaşarmış. Bu midilliler rengarenk tüyleriyle vadinin neşesiymiş. Vadinin en yüksek tepesi olan Kristal Dağ'da ise, sadece çok özel durumlarda aşağı inen, gökyüzünün tüm renklerini yelesinde taşıyan efsanevi bir Tek Boynuzlu At (Unicorn) yaşarmış. Onun altın sarısı sihirli boynuzu, vadiye bereketli yağmurları ve güneşi getirirmiş.
Vadide yaşayan Poni adında, açık kahverengi tüyleri olan küçük ve çok hızlı bir midilli varmış. Poni, diğer arkadaşları gibi neşeli değilmiş. Her gün Kristal Dağ'a bakar, "Keşke benim de kafamda sihirli, parlayan bir boynuzum olsaydı. O zaman ben de efsanevi ve özel olurdum. Sıradan bir midilli olmak çok sıkıcı," diye üzülürmüş. Hatta bazen kafasına huni şeklinde kıvrılmış yapraklar takıp Unicorn taklidi yaparmış ama yaprak hep rüzgarda uçup gidermiş.
Günlerden bir gün, Atlar Vadisi'nde korkunç bir şey olmuş. Şiddetli bir fırtına kopmuş, ardından dağdan büyük kayalar yuvarlanmış. Fırtına dindiğinde, vadinin neşesi kaçmış. Sular bulanık akmaya, çiçekler solmaya başlamış. Çünkü dağdan yuvarlanan kayalar, efsanevi Unicorn'un yaşadığı sihirli mağaranın girişini kapatmış! Unicorn içeride mahsur kalmış, sihirli boynuzunun ışığı vadiye ulaşamıyormuş.
Büyük ve güçlü atlar mağaranın girişini açmak için dağa tırmanmaya çalışmışlar. Ancak kayalar o kadar dik ve yollar o kadar darmış ki, koca gövdeleriyle yukarı çıkamamışlar. Herkes çaresizce beklerken, küçük Poni öne çıkmış.
"Ben giderim!" demiş. "Benim boyum küçük ve bacaklarım çok hızlı. O dar patikalardan kolayca geçebilirim!"
Diğerleri Poni'ye güvenmiş. Poni, rüzgar gibi eserek dağa tırmanmaya başlamış. Büyük atların geçemediği dar kayalıkların arasından kıvrakça süzülmüş, uçurumların kenarından minik ama sağlam adımlarla atlamış. Hızı ve küçüklüğü, bu zorlu yolda onun en büyük gücüymüş.
Sonunda mağaranın girişine ulaşmış. Büyük kayaların arasında, sadece kendisi gibi küçük bir midillinin girebileceği dar bir boşluk varmış. Poni oradan içeri süzülmüş. İçeride efsanevi Unicorn, hüzünle bekliyormuş. Unicorn, "Hoş geldin küçük dostum," demiş.
"Dışarıdaki o dev kayaları itecek sihrim var ama önce şu burnumun dibindeki minik ama ağır taşları çekmek gerekiyor, boynuzum onlara takıldığı için büyü yapamıyorum."
Poni, hiç düşünmeden minik ama güçlü toynaklarıyla taşları eşelemiş, arka ayaklarıyla itmiş ve Unicorn'un etrafını temizlemiş. Boynuzu serbest kalan Unicorn, altın rengi sihirli bir ışık saçarak mağaranın girişindeki dev kayaları "BUM!" diye toza çevirmiş!
İkisi birlikte vadiye indiklerinde, bütün midilliler ve atlar sevinçle kişnemiş. Vadi tekrar yeşermiş, sular berraklaşmış.
Unicorn, bütün sürünün önünde Poni'nin yanına gelmiş. Onun dağınık yelesini sihirli boynuzuyla nazikçe okşamış.
"Sevgili Poni," demiş Unicorn. "Sen hep benim gibi sihirli bir boynuzun olsun isterdin. Ama bugün anladık ki; senin o küçük boyun, bitmek bilmeyen enerjin ve inanılmaz hızın olmadan ben o mağaradan asla çıkamazdım. Senin sihrin, kafanda değil, cesur kalbinde ve hızlı bacaklarındaymış."
Poni o gün çok önemli bir ders almış. Kendini başkalarıyla kıyaslamayı bırakmış. Sihirli bir boynuzu yokmuş ama o, vadinin en hızlı, en cesur ve en özel midillisiymiş.
Gökten üç mucize damlası düşmüş: Biri sihirli Unicorn'un boynuzuna. Biri kendi değerini anlayan Poni'ye. Biri de başkasına özenmek yerine kendi yeteneklerini keşfeden tüm eşsiz çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
62
Beğenmedim
3
Sevdim
72
Güldüm
6
Kızdım
6
Üzüldüm
6
Şaşırdım
14
