Ateşböceği Masalı

Temmuz gecelerinde vadiyi aydınlatan minik ateşböceği Işıkkanat, karanlıktan korkan dostlarına cesareti ve paylaşmanın sıcaklığını öğretir.

Ateşböceği Masalı - Masal Oku

Bir varmış bir yokmuş, temmuz ayının en sıcak gecelerinde, kavak ağaçlarının fısıldaştığı bir vadinin eteğinde, kanatları bir kor parçası gibi ışıldayan minik bir ateşböceği yaşarmış. Adı Işıkkanat'mış. Kardeşleri ancak solgun bir sarıyla parıldarken, onun ışığı gündüzün son güneşini yutmuşçasına altın gibi yanarmış. Karnının altındaki o küçücük fener, karanlık çöktüğünde vadinin en cömert lambası olurmuş; öyle ki gece kuşları bile yollarını onun aydınlığında bulurmuş. Fakat Işıkkanat utangaç bir böcekmiş, parlaklığını gösterip gösteremeyeceğini bilmez, çoğu zaman bir yaprağın gölgesine saklanırmış.

Ateşböceği Masalı - Masal Oku

O temmuz gecesi vadide tuhaf bir telaş başlamış. Ay bulutların ardına gizlenmiş, gökyüzü mürekkep gibi kapkara olmuş, cırcır böceklerinin sesi bile ürkek bir sessizliğe bürünmüş. Küçük tarla faresi Kıvırcık yuvasına dönemez olmuş, çünkü ceviz ağacının altındaki patikayı karanlıkta seçemiyormuş. "Ah, keşke bir ışık olsa!" diye sızlanmış, minik bıyıkları titreye titreye. Yaprakların arasından bunu duyan Işıkkanat'ın yüreği hızla çarpmış. Saklandığı gölgeden çıkmak mı, yoksa hep yaptığı gibi büzülüp beklemek mi diye düşünürken, uzaktan bir hıçkırık daha gelmiş. Şişkin gözlü minik kurbağa Zıpzıp da gölün kıyısında yolunu şaşırmış, annesini bulamıyormuş. İki dostunun da karanlıkta çaresiz kaldığını görünce, Işıkkanat derin bir nefes almış ve ilk kez kendi kendine "Belki de saklanmanın zamanı değildir," diye mırıldanmış.

Ateşböceği Masalı - Masal Oku

Titreyen kanatlarını çırpıp yaprağın altından süzülmüş ve karnındaki feneri sonuna dek yakmış. O an vadi, sanki gökten bir kıvılcım inmiş gibi altın rengi bir aydınlığa boğulmuş! Kıvırcık sevinçle ciyaklamış, patikayı apaçık görüyormuş artık. Işıkkanat önden uçmuş, minik fare arkasından koşmuş, derken gölün kıyısındaki Zıpzıp'ı da bulmuşlar. Tam o sırada karanlığı fırsat bilen sinsi bir baykuş, avını gözüne kestirmişçesine dalların arasından süzülmüş. Ama Işıkkanat'ın göz kamaştıran parıltısı baykuşun gözlerini öyle bir doldurmuş ki, yönünü şaşırıp uzaklardaki bir kayaya doğru savrulmuş. Rüzgâr yaprakları hışırdatırken, üç küçük dost birbirine sokulmuş; korkuları o altın ışığın sıcaklığında eriyip gitmiş. "Işığını bizimle paylaştın," demiş Zıpzıp minnetle, "sen vadinin en cesur böceğisin!"

Ateşböceği Masalı - Masal Oku

O geceden sonra Işıkkanat bir daha yaprakların gölgesine saklanmamış. Her temmuz akşamı, vadinin tepesindeki en yüksek kavağa konar, feneriyle bütün yolları aydınlatırmış. Fareler, kurbağalar, hatta gece gezen kirpiler bile onun ışığında güvenle yürürmüş. Işıkkanat böylece öğrenmiş ki, insanın en güzel yanını saklaması değil, onu başkalarıyla paylaşması gerekirmiş; çünkü bir ışık paylaşıldıkça azalmaz, tam tersine bütün karanlıkları birden aydınlatırmış. Gökten üç altın kıvılcım düşmüş; biri cesur ateşböceği Işıkkanat'a, biri onun aydınlığında yolunu bulan bütün küçük dostlara, biri de bu masalı dinleyen, sahip olduğu güzellikleri arkadaşlarıyla paylaşan tüm uslu çocuklara.

Ateşböceği Masalı - Masal Oku

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 17
Beğenmedim Beğenmedim 1
Sevdim Sevdim 21
Güldüm Güldüm 1
Kızdım Kızdım 0
Üzüldüm Üzüldüm 1
Şaşırdım Şaşırdım 3