Bana Bir Masal Anlat Baba

Dışarıda kar yağarken uyuyamayan Afra, babasından bir masal ister.

Bana Bir Masal Anlat Baba

Bir varmış bir yokmuş... Dışarıda kar tanelerinin "lapa lapa" yağdığı, pencerelerin buz tuttuğu soğuk bir kış gecesiymiş. Sıcacık odasında, yorganına sarılmış Afra adında kıvırcık saçlı, minik bir kız yatıyormuş. Ama karın yağışını izlemekten uykusu gelmiyormuş. Babası odaya girip gece lambasını yakınca, Afra, "Baba, bana bir kış masalı anlatır mısın? Ama içinde kardan adamlar ve komik şeyler olsun!" demiş.

Babası gülümsemiş, Afra'nın yanına oturup battaniyeyi düzeltmiş. "Peki," demiş. "Sana 'Buzlar Ülkesi'nde geçen, anneni ilk gördüğüm o buz gibi ama sıcacık günü anlatayım."
Afra kıkırdamış. "Annemle karda mı tanıştınız?"
Babası anlatmaya başlamış:

"Çok eskiden, ben daha atkısı yere değen genç bir delikanlıyken, şehrimizde her yıl 'Büyük Buz Festivali' yapılırdı. Her yer kristal gibi parlardı. Ben de o gün, hayatımda ilk defa buz pateni yapmaya karar vermiştim! Ayağıma patenleri geçirdim ama buzun üstünde durmak, sabunlu tepsi de durmak kadar zormuş!"
Afra gülmüş: "Düşe kalka mı gittin baba?"

"Hem de nasıl!" demiş babası. "Bambi gibi bacaklarım titriyordu. Tam o sırada, buz pistinin ortasında bir parıltı gördüm. Bir kız, ama ne kız! Üzerinde kar tanesi desenli mavi bir palto, başında beyaz tüylü bir şapka vardı. Buzun üzerinde kuğu gibi süzülüyordu. O kadar hızlı dönüyordu ki, etrafında kar fırtınası oluşuyordu!"
Afra heyecanla sormuş: "O kız annemdi, değil mi?"

"Evet," demiş babası. "Annen harika kayıyordu. Ben de ona hava atmak istedim. 'Ben de kayabilirim!' dedim ve hızlandım. Ama o sırada kafamdaki kocaman ponponlu bere gözlerimin önüne düştü! Hiçbir şeyi göremez oldum! Kontrolden çıkmış bir kartopu gibi hızla kaymaya başladım. Sağa çarptım, sola çarptım ve en sonunda... GÜM!"

Afra merakla dinliyormuş: "Ne oldu baba?"
"Tam da annenle çarpıştık!" demiş babası gülerek. "İkimiz de pistin kenarındaki dev kardan adamın üzerine uçtuk. Kardan adamın havucu benim burnuma, kömürden düğmeleri de annenin kucağına düştü. Her yerimiz kar oldu! Ben karların içinden kafamı çıkardım, yüzümde kardan beyaz bir sakal oluşmuştu. Annen bana baktı ve o kadar çok güldü ki, yanakları elma şekeri gibi kızardı."
"Sonra ne oldu?" diye sormuş Afra.

"Sonra," demiş babası, "Ayağa kalkmaya çalışırken yerde tek bir kırmızı yün eldiven bulduk. İkimiz de aynı anda eldiveni tuttuk. Annen, 'Sanırım bu senin, kardan adamın elinden düşürdün,' dedi. Oysa eldiven onundu. O gün o eldiveni paylaştık, elimiz hiç üşümedi. Ve o karlı günde başlayan dostluğumuz hiç bitmedi."
Afra esnemiş, gözleri kapanmaya başlamış. "O eldiven hala duruyor mu baba?"
Babası, cebinden eski, yünlü kırmızı bir eldiven çıkarmış. "İşte burada," demiş. "Biraz sökülmüş ama hala sıcacık."

Afra, eldivene dokunmuş. "Çok güzelmiş," diye mırıldanmış. Babası onu alnından öpmüş. "En soğuk kış günlerini bile ısıtan şey sevgidir kızım," demiş.

Afra o gece rüyasında, kardan adamlarla dans eden annesi ve babasını görerek mışıl mışıl uyumuş.
Gökten üç kar tanesi düşmüş: Biri hikayeyi anlatan babaya. Biri kuğu gibi kayan anneye. Biri de sıcacık yatağında uyuyan Afra'ya.

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 29
Beğenmedim Beğenmedim 2
Sevdim Sevdim 14
Güldüm Güldüm 7
Kızdım Kızdım 1
Üzüldüm Üzüldüm 2
Şaşırdım Şaşırdım 1