Bayram Temizliği Masalı
Temizlik hastası Elmas Teyze, yazın en güzel gününe denk gelen bayram sabahında evini kirleten çocuklara kızar.
Bir varmış bir yokmuş... Harika bir yaz mevsiminde çiçeklerin mis gibi koktuğu bu güzel günlerde, şirin bir kasabada Elmas Teyze adında bir kadın yaşarmış.
Elmas Teyze çok iyi kalpliymiş ama bir huyu varmış: Aşırı derecede temizlik hastasıymış! Onun evinde yere düşen tek bir toz zerresi bile bulamazdınız. Halıları her gün fırçalar, camları pırıl pırıl siler, masaları ayna gibi parlatırmış. Hele ki o harika yaz günlerinde, pencereleri sonuna kadar açar, içeriye dolan güneş ışığında havada uçuşan tozları bile elindeki bezle yakalamaya çalışırmış.
Elmas Teyze, bayram temizliğini de çok özenli ve çok güzel bir şekilde yapmış her zamanki gibi.
Derken, herkesin heyecanla beklediği o neşeli Bayram Sabahı gelip çatmış. Yaz mevsiminin en sıcak, en güzel günlerinden biriymiş. Elmas Teyze erkenden kalkmış, evini yine baştan aşağı silmiş süpürmüş. Sehpaların üzerine çeşit çeşit şekerler, çikolatalar ve limonatalar dizmiş.
Bir süre sonra kapı "Zırrr!" diye çalmış. Kapıda, mahallenin cıvıl cıvıl, rengarenk bayramlıklarını giymiş çocukları duruyormuş. Çocuklar bütün sabah dışarıda, o güzelim yaz güneşinin altında, toprak yollarda koşturup oynamışlar. Bu yüzden ayakkabıları biraz tozlu, biraz çamurluymuş.
"İyi bayramlar Elmas Teyze!" diyerek neşeyle içeri dalmışlar.
Elif, Can ve diğer çocuklar; Elmas Teyze'nin elini öpmüş, şekerlerini almışlar. Ama o da ne? Çocuklar salonda koştururken o pırıl pırıl, ayna gibi parlayan zeminlerde tozlu ayak izleri bırakmışlar.
Beyaz halının üzerinde minik toprak lekeleri oluşmuş.
Elmas Teyze bu manzarayı görünce ellerini yanaklarına koymuş ve dayanamayıp bağırmış:
"Eyvah! Halılarım! Yerlerim! Her yeri toz ettiniz çocuklar! Ben buraları temizlemek için ne kadar uğraştım biliyor musunuz? Lütfen hemen dışarı çıkın!"
Çocuklar bu duruma çok üzülmüşler. Başları öne eğik, ellerinde şekerlerle sessizce evden çıkıp gitmişler.
Elmas Teyze hemen kovasını, bezini almış. "Hışır hışır" yerleri silmiş, halıyı temizlemiş. Ev yine eskisi gibi tertemiz, tek bir tozun bile olmadığı o mükemmel haline dönmüş.
Elmas Teyze koltuğuna oturmuş, "Oh be, her yer pırıl pırıl oldu," demiş. Ama sonra etrafını bir sessizlik kaplamış. Dışarıdan çocukların neşeli kahkahaları, yaz rüzgarının sesi geliyormuş ama içerisi bomboş, sessiz ve sıkıcıymış. Masadaki şekerler öylece duruyormuş.
O an Elmas Teyze kalbinde büyük bir boşluk hissetmiş. "Ben ne yaptım?" demiş kendi kendine. "Evim tertemiz oldu ama sevdiklerim yanımda yok. Bayramın tadı, yazın neşesi bu temiz duvarların içinde değil ki, o çocukların gülüşündeymiş. Eşyalar kirlenirse yıkanır ama kırılan kalpler kolay temizlenmez."
Elmas Teyze hemen ayağa kalkmış. Kapıyı sonuna kadar açmış ve sokağa, güneşin altına çıkmış. Parkta üzgün üzgün oturan çocukların yanına gitmiş.
"Çocuklar," demiş yumuşacık bir sesle. "Sizden çok özür dilerim. Ben evimi çok seviyorum ama sizi evimden daha çok seviyorum.
Temizlik, sizin o güzel kahkahalarınızdan daha önemli olamaz. Hadi, evime geri dönelim! İsterseniz halının üzerinde yuvarlanabilirsiniz bile!"
Çocuklar bunu duyunca çok sevinmişler. Hep birlikte "Yaşasın!" diyerek Elmas Teyze'ye sarılmışlar. Yeniden eve dönmüşler, limonatalarını içmiş, çikolatalarını yemişler. O gün Elmas Teyze'nin evi belki birazcık tozlanmış ama içi sevgiyle, neşeyle ve unutulmaz anılarla dolup taşmış.
Gökten üç bayram şekeri düşmüş: Biri hatasını anlayıp özür dileyen Elmas Teyze'ye. Biri kalpleri tertemiz olan çocuklara. Biri de eşyalara değil, sevdiklerine değer veren güzel insanlara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
41
Beğenmedim
7
Sevdim
49
Güldüm
5
Kızdım
1
Üzüldüm
3
Şaşırdım
6
