Bir Peri Masalı

Fakir ama dürüst oduncu Muhsin, baltasını göle düşürür ve masal başlar.

Bir Peri Masalı

Bir varmış bir yokmuş... Yemyeşil ağaçların gölgesinde, kuşların şarkı söylediği "Zümrüt Ormanı"nın kıyısında iki kardeş yaşarmış. Biri, eski kıyafetleri olan ama yüzü hep gülen, kalbi tertemiz oduncu Muhsin; diğeri ise süslü kıyafetler giyen ama yüzü hep asık, açgözlü Selim'miş.

Muhsin, her sabah eski demir baltasını omzuna atar, ormana kuru odun toplamaya gidermiş. Bir gün, ormanın derinliklerindeki "Aynalı Göl"ün kenarında çalışırken, baltası elinden kaymış ve "Cumburlop!" diye derin sulara düşmüş. Muhsin çok üzülmüş, çünkü yeni bir balta alacak parası yokmuş. Gölün kenarına oturmuş, kara kara düşünmeye başlamış.

Tam o sırada gölün suyu köpürmüş, etrafa simli ışıklar saçılmış ve suyun içinden dünya güzeli, kanatları su damlasından yapılmış Göl Perisi çıkmış! Peri, elinde pırıl pırıl parlayan, som altından yapılmış bir balta tutuyormuş.
"Üzülme delikanlı," demiş Peri. "Düşürdüğün balta bu mu?"

Muhsin, altın baltaya bakmış. Gözleri kamaşmış ama başını iki yana sallamış:
"Hayır güzel Peri, benim baltam bu değil. Benimki eski ve paslıydı."
Peri suya dalıp bu sefer elinde gümüşten, kabzası incilerle süslü bir balta ile çıkmış.
"Peki ya bu mu?" diye sormuş.

Muhsin yine dürüstçe cevap vermiş: "Hayır, bu da değil. Bu çok değerli, benim olamaz."
Peri son kez suya dalmış ve Muhsin'in o eski, demir saplı baltasıyla çıkmış. Muhsin sevinçle, "Evet! İşte bu benim baltam!" diye bağırmış.

Göl Perisi gülümsemiş: "Sen çok dürüst bir adamsın Muhsin. Yalan söylemedin, açgözlülük yapmadın. Bu yüzden sana kendi baltanla birlikte, şu altın ve gümüş baltaları da hediye ediyorum."
Muhsin köye zengin biri olarak dönmüş ama hiç değişmemiş; yine herkese yardım etmiş. Kardeşi Selim, Muhsin'in elindeki altın baltayı görünce kıskançlıktan çatlamış. Olayı öğrenince hemen plan yapmış. "Ben de gidip en paslı baltamı atacağım, sonra altınları kapacağım!" demiş.

Selim koşarak Aynalı Göl'e gitmiş. Kasten baltasını "Güm!" diye suya fırlatmış ve yalandan ağlamaya başlamış. "Vah baltam! Gitti güzelim baltam!"
Göl Perisi yine ışıklar içinde çıkmış. Elinde o muhteşem altın baltayı tutuyormuş.

"Ağlama yabancı," demiş. "Düşürdüğün balta bu mu?"
Selim'in gözleri parlamış, hemen atılmış:
"Evet! Evet! O benim baltam! Ver onu bana!"

Peri kaşlarını çatmış, yüzü ciddileşmiş:
"Yalan söylüyorsun! Sen dürüst değil, açgözlü birisin. Bu yüzden ne altın baltayı alacaksın, ne de suya attığın kendi baltanı!"
Peri bir anda suyun içinde kaybolmuş. Selim, gölün kenarında baltasız ve eli boş kalakalmış.

O günden sonra Selim, yalan söylemenin ve açgözlülüğün insana her şeyi kaybettirdiğini anlamış. Muhsin ise dürüstlüğü sayesinde ömür boyu mutlu ve huzurlu yaşamış.
Gökten üç elma düşmüş: Biri her zaman doğruyu söyleyen Muhsin'e. Biri dürüstlüğü ödüllendiren Göl Perisi'ne. Biri de "Yalanın sonu hüsrandır" diyen akıllı çocuklara.

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 13
Beğenmedim Beğenmedim 0
Sevdim Sevdim 19
Güldüm Güldüm 1
Kızdım Kızdım 1
Üzüldüm Üzüldüm 0
Şaşırdım Şaşırdım 1