Bir Sirk Masalı
1930'ların renkli Paris'inde, Starlight Sirki'nin sevgi dolu eğitmeni Berni, hayvan dostlarıyla muhteşem bir gösteriye hazırlanır.
Bir varmış bir yokmuş... 1930'lu yılların başlarında, ışıklar şehri Paris'in Arnavut kaldırımlı geniş meydanında kırmızı-beyaz çizgili devasa bir çadır kurulmuş. Bu, şehrin en neşeli, en renkli yeri olan Starlight Sirki'ymiş. Etrafta pamuk şeker kokuları dolaşır, gramofonlardan şen şakrak müzikler yükselirmiş.
Bu sirkin en çok sevilen kişisi, hayvanların patronu değil "en iyi dostu" olan Eğitmen Berni imiş. Berni; kıvırcık saçlı, güler yüzlü, kırmızı kuyruklu ceketi ve altın rengi papyonuyla etrafa neşe saçan genç bir adammış. O, hayvanlara asla bağırıp çağırmaz, eline kırbaç almazmış.
Onun sihirli gücü; cebindeki lezzetli elmalar, dilindeki tatlı sözler ve boynuna astığı akordeonuymuş. Berni'nin en yakın dostları, yaramaz ve enerjik minik maymun Zabu ile, boynunda renkli bir fırfır taşıyan tonton yavru fil Pofuduk'muş.
Sirk, o akşam Paris'in en büyük gösterisine hazırlanıyormuş. Çadırın içi rengarenk ampullerle süslenmiş. Ancak provalar sırasında bir sorun çıkmış. Yavru fil Pofuduk'un gösteride büyük, yıldızlı bir topun üzerine çıkıp dengede durması gerekiyormuş. Ama Pofuduk o kadar heyecanlı ve korkmuş ki, topun yanına gelince "Tırrrr!" diye titremeye başlamış.
"Ben çok ağırım, o topun üzerinde duramam ki, kesin düşeceğim," diye düşünerek geri geri gitmiş ve hortumuyla yüzünü saklamış.
Minik maymun Zabu, arkadaşına cesaret vermek için "Viyik viiyik!" diyerek topun üzerine zıplamış, taklalar atmış. Ama Pofuduk hala korkuyormuş.
Berni, Pofuduk'un yanına şefkatle yaklaşmış. Ona zorla bir şey yaptırmak yerine, cebinden sulu bir kırmızı elma çıkarıp ona uzatmış. Hortumunu okşamış.
"Korkmakta haklısın benim tatlı kızım," demiş Berni gülümseyerek. "Yeni bir şey denemek her zaman biraz korkutucudur. Ama koca kilonun içinde ondan çok daha büyük bir cesaret yatıyor. Sadece kendine inanmalısın."
Berni akordeonunu eline almış ve Pofuduk'un en sevdiği o neşeli Fransız melodisini çalmaya başlamış.
Müzik çaldıkça Pofuduk'un kulakları ritimle sallanmaya, korkusu uçup gitmeye başlamış. Berni müziğin ritmini hızlandırmış, Zabu el çırpmış. Pofuduk, müziğin verdiği güvenle derin bir nefes almış ve ilk patisini topun üzerine koymuş!
Akşam olmuş, çadır tıklım tıklım dolmuş. Paris halkı nefesini tutmuş izliyormuş. Sahne ışıkları Pofuduk'un üzerine çevrilmiş. Pofuduk önce biraz heyecanlanmış ama kenarda ona gülümseyerek akordeon çalan Berni'yi ve zıplayan Zabu'yu görünce içi rahatlamış.
Pofuduk, zarifçe koca topun üzerine çıkmış. Dört ayağıyla mükemmel bir denge kurmuş ve hatta hortumunu havaya kaldırıp ufak bir reverans bile yapmış!
Çadırda alkış kıyamet kopmuş! "Bravo! Harika!" sesleri Paris sokaklarında yankılanmış. Gösteri bittiğinde Berni, Pofuduk ve Zabu birbirlerine sımsıkı sarılmışlar. Pofuduk o gün, sevgiyle ve sabırla desteklendiğinde, en büyük korkuların bile aşılabileceğini öğrenmiş. Berni ise bir kez daha kanıtlamış ki; bir canlının kalbini kazanırsan, o sana dünyanın en güzel gösterisini sunar.
Gökten üç yaldızlı sirk bileti düşmüş: Biri sevgi dolu eğitmen Berni'ye. Biri cesaretini toplayan Pofuduk ve ona destek olan Zabu'ya. Biri de korkularının üstüne gidip kendine inanan tüm güzel çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
27
Beğenmedim
5
Sevdim
19
Güldüm
7
Kızdım
2
Üzüldüm
1
Şaşırdım
3
