Cesur Değirmenci Kızı
Un kokan bir değirmende büyüyen cesur bir kızın, kayıp gümüş çanını ararken dostluğu ve dürüstlüğü keşfettiği büyülü bir klasik masal macerası.
Bir varmış bir yokmuş, çınar ağaçlarının kucakladığı yeşil bir vadinin eteğinde, sabahtan akşama dönen bir değirmen varmış. Bu değirmende, saçları taze un gibi apak parlayan, gözleri iki damla bal renginde bir kız yaşarmış. Adı Ceren'miş. Öyle bir kızmış ki, dilinden bir tek yalan çıkmazmış; söylediği her söz, dere taşları kadar berrakmış. Boynunda ise anasından yadigâr, güneşte cin cin öten küçük bir gümüş çan taşırmış. O çan tıngırdadıkça, değirmenin dört bir yanı ışıl ışıl gülermiş.
Bir seher vakti, çarkın altından su şırıl şırıl akarken, Ceren un çuvallarını taşımak için eğilmiş de gümüş çanı boynundan kayıp derenin köpüklü sularına düşüvermiş. "Ah!" demiş kızcağız, "Anamın yadigârı gitti!" Hemen eteklerini toplayıp suyun peşine düşmüş. Dere, çanı yuvarlaya yuvarlaya vadinin derinliklerine, kimsenin ayak basmadığı gölgeli bir çalılığa götürmüş. Orada, kızıl tüylü, fırça kuyruklu ihtiyar bir tilki, çanı pençesiyle sudan çıkarmış ve gözlerini kısarak Ceren'e bakmış. "Bu çanı sana geri veririm," demiş kurnaz tilki, "ama bana bir küçük yalan söyleyeceksin. Değirmenden un çaldığını, komşuna iftira attığını söyle, çanı al git." Kuşlar bir anda susmuş, yaprakların hışırtısı bile kesilmiş.
Ceren dizlerinin üstüne çökmüş, gözleri dolmuş ama başı hep dik durmuş. "Çanım anamın hatırası, ondan değerlisi yok gönlümde," demiş, "lâkin ondan da değerlisi var: doğru sözüm. Yalanla süslenmiş bir çan, boynumu zincir gibi ağırlaştırır." Tam o sırada, dallar arasından bilge bir baykuş süzülmüş, kanatları vadiyi serin bir gölgeyle örtmüş. Meğer o tilki, ormanın koruyucusu baykuşun sınavıymış; nice geleni yalana kandırıp çanlarını, yüzüklerini toplarmış. Ceren'in dürüstlüğü karşısında tilkinin kurnaz gözleri bir anda yumuşamış, utançla kuyruğunu bacaklarının arasına almış. Baykuş, "Bunca yıldır kimse yalanı reddetmedi," demiş, "sen kalbinin sesini dinledin." Derenin şırıltısı yeniden yükselmiş, sanki vadi sevincinden alkış tutmuş.
Baykuş kanadını sallayınca, tilkinin biriktirdiği bütün gümüş çanlar çalılığın içinden ışıldayarak ortaya çıkmış. "Bunları hak sahiplerine götürmene yardım edeceğiz," demiş baykuş. Ceren kendi çanını tekrar boynuna takmış, tilki de artık dürüst bir dost olarak vadinin bekçisi olmuş. O günden sonra değirmenin çanı her çaldığında, vadideki herkes doğruluğun ne güzel bir şey olduğunu hatırlarmış. Sevgili çocuklar, dürüstlük en değerli hazineden bile kıymetlidir; çünkü kaybolan bir eşya yeniden bulunabilir, ama kaybolan bir söz kalbi ömür boyu ağırlaştırır. Gökten üç gümüş çan düşmüş, biri doğru sözlü değirmenci kıza, biri pişman olup dost olan ihtiyar tilkiye, biri de masalımızı dinleyip hep doğruyu söyleyen tüm uslu çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
19
Beğenmedim
7
Sevdim
21
Güldüm
4
Kızdım
0
Üzüldüm
1
Şaşırdım
0
