Keloğlan ve Uyuyan Şehir

Keloğlan, gizemli bir çanı yanlışlıkla çalarak bütün kasabayı derin bir uykuya daldırır.

Keloğlan ve Uyuyan Şehir - Masal Oku

Bir varmış bir yokmuş... Zamanın durduğu, evlerin taştan, yolların topraktan olduğu eski bir kasaba varmış. Bu kasabanın insanları çok çalışkanmış ama büyük bir sorunları varmış: Herkes birbirine küsmüş! Fırıncı değirmenciye darılmış, terzi kumaşçıya kızmış, komşu komşunun yüzüne bakmaz olmuş. Kasabada hiç kahkaha sesi duyulmaz, herkes somurtarak gezermiş.
Bizim saçsız başı, şimşir tarağı, kalbi sevgi dolu Keloğlan da bu kasabada yaşarmış. Keloğlan insanların bu haline çok üzülür, onları barıştırmak istermiş ama kimse onu dinlemezmiş. Bir akşam, kasabanın en yüksek tepesindeki eski, terk edilmiş kuleye çıkmış. Orada, üzerinde tuhaf yazılar olan kocaman, eski bir tunç çan bulmuş. Keloğlan, "Belki bu çanı çalarsam herkes beni duyar da bir araya toplanır," diyerek çanın tokmağını tutmuş ve var gücüyle vurmuş: "DONGGG! DONGGG!"

Keloğlan ve Uyuyan Şehir - Masal Oku

Çanın sesi o kadar büyülü ve derinmiş ki, ses dalgaları kasabanın üzerine mor bir toz bulutu gibi yayılmış. Keloğlan aşağıya baktığında gözlerine inanamamış! Sokakta yürüyen, evinde yemek yiyen, dükkanında çalışan herkes anında olduğu yerde derin bir uykuya dalmış! Kediler, köpekler, hatta uçan kuşlar bile oldukları yerde uyuyakalmış.
Keloğlan koşarak aşağı inmiş. Fırıncı elinde ekmekle uyuyor, terzi iğnesi elinde donup kalmış. Keloğlan telaşla kuleye geri dönmüş. Çanın üzerindeki eski yazıları okumaya çalışmış. Yazıda şöyle diyormuş:
"Bu çan, kalbi küslükle dolu olanları uyutur. Şehir ancak gizli kırgınlıklar çözüldüğünde ve kalpler affettiğinde uyanacaktır."

Keloğlan ve Uyuyan Şehir - Masal Oku

Keloğlan anlamış ki, kasabayı kurtarmanın tek yolu insanların arasındaki buzları eritmekmiş. Hemen işe koyulmuş. Önce fırıncının evine girmiş. Fırıncının masasında, değirmenciye yazılmış ama gönderilmemiş bir özür mektubu bulmuş. Mektubu almış, uyuyan değirmencinin cebine koymuş.
Sonra terzinin dükkanına gitmiş. Terzi ile kumaşçı, bir parça mavi kumaş yüzünden küsmüşlerdi. Keloğlan o mavi kumaşı bulmuş, ikisinin dükkanının arasına köprü gibi sermiş.
Keloğlan gece boyunca hiç uyumadan ev ev dolaşmış.

Keloğlan ve Uyuyan Şehir - Masal Oku

Küskün kardeşlerin ayrı duran fotoğraflarını yan yana getirmiş. Birbirinden izinsiz alınan tırmıkları, sepetleri sahiplerine geri koymuş. Kırılan kalpleri, tamir edilen eşyalarla ve gizli kalmış özür notlarıyla birbirine bağlamış.

Sabaha karşı, Keloğlan son küslüğü de düzelttiğinde, tepedeki sihirli çan kendi kendine hafifçe titremeye başlamış. Ardından tatlı, incecik bir sesle "Çınnn..." diye ötmüş.
Mor toz bulutu dağılmış. Kasabadaki insanlar yavaş yavaş gözlerini açmışlar. Fırıncı uyanmış, değirmencinin cebinden düşen özür mektubunu okumuş ve gözleri dolmuş. Terzi ile kumaşçı, dükkanlarını birleştiren mavi kumaşı görüp birbirlerine gülümsemişler. Herkes, yıllardır içlerinde tuttukları o ağır yükün (küslüğün) kaybolduğunu hissetmiş. Sokaklarda birbirine sarılan, "Beni affet" diyen insanların sesleri ve kahkahalar yükselmeye başlamış.

Keloğlan ve Uyuyan Şehir - Masal Oku

Keloğlan kulede oturmuş, aşağıda barışan ve yeniden mutlu olan kasabasını izlerken derin bir oh çekmiş.
Eğitici Yön: Keloğlan o gün hepimize şunu öğretmiş: Küslük ve kin, insanın kalbini uyutan, hayatı donduran karanlık bir büyüdür. Affetmek, özür dilemek ve konuşmak ise dünyayı uyandıran, içimizi aydınlatan en güçlü sihirdir.
Gökten üç altın tokmak düşmüş: Biri kalpleri birleştiren zeki Keloğlan'a. Biri hatasını anlayıp affetmeyi bilen kasaba halkına. Biri de arkadaşlarına hiç küsmeyen, kalbi sevgi dolu çocuklara.

Paylaş

Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim 25
Beğenmedim Beğenmedim 4
Sevdim Sevdim 23
Güldüm Güldüm 4
Kızdım Kızdım 3
Üzüldüm Üzüldüm 0
Şaşırdım Şaşırdım 3