Hızlı Gonzales Peynir Peşinde
Hızlı Peynir Peşinde masalıyla minik Gonzales'in peynir macerasına ortak olun! Tuzaktan kaçıp sahibinden lezzetli bir ödül kazanmasını anlatan neşeli bir hikaye.
Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil otlarla bezenmiş, rengârenk çiçeklerle süslenmiş büyük bir bahçenin en kuytu köşesinde, kocaman bir evin sıcacık duvarları arasında minicik bir fare ailesi yaşarmış. Bu ailenin en cana yakın, en neşeli ve en kıpır kıpır üyesi ise Hızlı Gonzales’miş. O kadar hızlıymış ki, minik kuyruğu rüzgarla dans eder, tıp tıp adımlar atan minicik ayakları sanki dünyayı bir uçtan bir uca gezip dururmuş. Pırıl pırıl parlayan gözleri her zaman merakla etrafa bakarken, sevimli bıyıkları da sanki en lezzetli kokuyu yakalamak istercesine sürekli havada kıpır kıpır dururmuş. Hızlı Gonzales’in kalbi, biricik peynirini düşündüğünde pır pır atar, minik burnu ise hemen havaya kalkıp o eşsiz kokunun peşine düşermiş.
Günlerden bir gün, evin sahibi, kocaman, yumuşacık kalpli amca, mutfağa mis gibi kokan, sapsarı bir peynir dilimi bırakmış. Ama bu peynir, sıradan bir peynir değilmiş, bir tuzağın tam ortasında, sanki bir hazine gibi duruyormuş. Hızlı Gonzales, minik burnuyla peynirin o eşsiz, ağız sulandıran kokusunu alır almaz, pırıl pırıl gözleri ışıl ışıl parlamış. Kalbi pır pır çarparak, fırrr diye mutfağa doğru koşmuş, minik ayakları sanki yere hiç değmiyormuş gibi hızla ilerliyormuş. Peyniri görür görmez, minik yüzüne kocaman, sevimli bir gülümseme yayılmış. Ama sonra o kurnaz tuzağı fark etmiş, bıyıkları hafifçe aşağı düşmüş, kaşları çatılmış. Bu gizemli tuzak, peynire ulaşmak için aşılması gereken akıllıca bir engelmiş. Ama Hızlı Gonzales akıllı mı akıllıymış, hemen minik beyninde bir plan kurmaya başlamış.
Hızlı Gonzales, tuzağın etrafında minik adımlarla fırıl fırıl dönmüş durmuş. Kocaman, sapsarı peynir diliminin albenisiyle gözleri kamaşmış ama aklı da bir yandan bu gizemli engeli nasıl aşacağını düşünüyormuş. Minik burnunu havaya kaldırıp etrafı koklamış, sanki peynirin kokusu ona bir yol gösterecekmiş gibi. Sonra birden pırıl pırıl gözleri parlamış, minik zihninde bir şimşek çakmış! Tuzağın demirlerinin altında, küçücük bir aralık olduğunu fark etmiş. Tam o anda, minicik bir rüzgar esintisiyle tuzağın demirleri hafifçe tıkır tıkır ses çıkarmış, sanki ona bir işaret veriyormuş gibi. Hızlı Gonzales, minik gövdesini o daracık aralıktan geçirmek için hazırlanmış. Bir solukta, sanki bir tünelden geçiyormuşçasına, tuzağın altından vızır vızır süzülmüş. Tam peynire uzanırken, tuzağın demirleri güm diye kapanmış! Ama o kadar hızlıymış ki, kapanan tuzağın altından son anda sıyrılıp, o lezzetli peynir dilimini minik elleriyle sımsıkı kavramış. Zaferle peynirini kapıp, fırrr diye gerisin geri, sıcacık yuvasına doğru koşmuş.
Evin sahibi, mutfağa gelip tuzağın kapandığını görünce şaşırmış. Ama tuzağın boş olduğunu görünce gülümsemiş. O kadar akıllı ve hızlı bir fareye kızamamış ki! Hatta Hızlı Gonzales’in bu cesaretini ödüllendirmek istemiş. Her gün, tuzağın yanına değil, güvenli bir köşeye, kocaman bir dilim peynir bırakmaya başlamış. Hızlı Gonzales ve ailesi de bu lezzetli peynirlerle mutlu mesut yaşamışlar. Gökten üç kocaman peynir dilimi düşmüş, biri akıllı Hızlı Gonzales’e, biri cömert ev sahibine, biri de masalımızı dinleyen ve tüm canlılara iyi davranan tüm güzel çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
15
Beğenmedim
1
Sevdim
27
Güldüm
3
Kızdım
0
Üzüldüm
0
Şaşırdım
4
