Kediler Diyarı Masalı
Gökhan ve Ada, yılda sadece bir kez, güneş tutulması sırasında açılan sihirli bir aynadan geçerek Kediler Diyarı'na düşerler!
Bir varmış bir yokmuş... Zamanın birinde, eski ve ahşap bir evin tavan arasında oyun oynamayı çok seven iki yakın arkadaş varmış: Gökhan ve Ada. Tavan arası eski sandıklar ve üzeri örtülü eşyalarla doluymuş.
O gün çok özel bir günmüş. Gökyüzünde nadir görülen bir doğa olayı, yani Güneş Tutulması yaşanıyormuş. Ay, yavaş yavaş Güneş'in önüne geçiyor, hava gündüz vakti alacakaranlık gibi oluyormuş. Çocuklar pencereden bu muhteşem olayı izlerken, odanın köşesinde üzeri örtülü duran kocaman, oymalı, altın yaldızlı eski bir ayna aniden titremeye ve mor bir ışıkla parlamaya başlamış!
Gökhan ve Ada merakla aynaya yaklaşmışlar. Aynanın yüzeyi artık cam değil, dalgalanan mor bir suya benziyormuş. Gökhan, "Ada, bu ayna sadece Güneş tutulurken açılan sihirli bir kapı olmalı!" demiş. İki arkadaş el ele tutuşup cesaretle aynanın içinden "Hooop!" diye geçmişler.
Gözlerini açtıklarında kendilerini yumuşacık yün halılarla kaplı, binaların dev tırmanma tahtalarından yapıldığı inanılmaz bir şehirde bulmuşlar. Burası Kediler Diyarı imiş! Ve en ilginci, etraftaki tüm kediler iki ayak üzerinde yürüyor, şık kıyafetler giyiyor ve konuşuyormuş!
Onları karşılamaya, başında altından minik bir taç, sırtında kırmızı kadife bir pelerin olan Kral Kedi gelmiş.
"Miyav! Hoş geldiniz Işık Çocukları! Bu ayna yılda sadece bir kez, Güneş tutulması boyunca açılır. Tutulma bitmeden geri dönmelisiniz, yoksa bir yıl boyunca burada kalırsınız!" demiş Kral Kedi.
Gökhan ve Ada, Kral Kedi'nin peşine takılıp şehri gezmeye başlamışlar. Kediler Diyarı o kadar temizmiş ki yerlerde tek bir çöp bile yokmuş.
Kediler sürekli ellerini, yüzlerini yıkıyor, tüylerini tarıyormuş.
Ada, "Burası ne kadar temiz!" demiş.
Kral Kedi gülümsemiş: "Biz kediler temizliğe çok önem veririz. Temiz bir beden, sağlıklı bir zihin demektir."
Yolda giderken, minik bir kedi yavrusunun ağladığını görmüşler. Yavru kedi, "En sevdiğim çıngıraklı topumu dev yün yığınının içine düşürdüm, bulamıyorum!" diyormuş.
Gökhan, "Hemen yardım edelim!" diyerek yün yığınına dalmış ama topu bir türlü görememiş.
Kral Kedi, "Gökhan, bazen gözlerinle değil, kulaklarınla aramalısın. Biz kediler çok iyi dinleyicileriz. Kulaklarını dik, sessiz ol ve sese odaklan," demiş.
Gökhan ve Ada gözlerini kapatmışlar, derin bir nefes alıp dinlemeye başlamışlar. Gerçekten de yığının en altından incecik bir "Çıngır... Çıngır..." sesi geliyormuş. Dikkatli dinleyerek sesi takip etmişler ve topu bulup yavru kediye vermişler.
Tam o sırada gökyüzü aydınlanmaya başlamış. Güneş, Ay'ın arkasından çıkıyormuş!
Kral Kedi, "Eyvah! Tutulma bitiyor! Ayna kapanmak üzere, hemen koşun!" diye bağırmış.
Gökhan ve Ada, Kral Kedi'ye sarılıp teşekkür etmişler ve hızla tırmanma kulelerinin arasından geçerek mor ışık saçan aynaya doğru koşmuşlar. Ayna küçülmeye başlamış. "Bir, iki, üç!" diyerek son anda aynadan atlayıp kendi tavan aralarına geri dönmüşler.
Aynanın ışığı sönmüş ve tekrar sıradan bir cam olmuş. Gökhan ve Ada, yaşadıkları bu macerayı hiç unutmamışlar. O günden sonra tıpkı kediler gibi kişisel temizliklerine çok dikkat etmişler ve bir sorunla karşılaştıklarında önce sessizce durup "dikkatlice dinlemeyi" öğrenmişler.
Gökten üç yün yumağı düşmüş: Biri temizliği sevenlere, biri dikkatlice dinlemeyi bilenlere, biri de sihirli aynanın sırrını saklayan Gökhan ve Ada'ya...
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
46
Beğenmedim
5
Sevdim
47
Güldüm
6
Kızdım
0
Üzüldüm
0
Şaşırdım
11
