Keloğlan ve Şirinler
Keloğlan, ormanda gezintiye çıkıp Şirinleri ziyaret eder.
Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde, yemyeşil ormanların derinliklerinde, sadece iyi çocukların görebileceği, mantardan yapılmış rengarenk evleri olan gizli bir köy varmış. Bu köyde, boyları elma kadar, tenleri masmavi, şapkaları bembeyaz olan Şirinler yaşarmış.
Bir gün, bizim saçsız başı, şimşir tarağı, köyünden çıkıp diyar diyar gezen akıllı kahramanımız Keloğlan, bu ormana yolu düşmüş. Keloğlan, mantar evleri görünce çok şaşırmış. "Vay canına! Burada kimler yaşıyor acaba?" diye düşünürken, karşısına kırmızı şapkalı, beyaz sakallı tonton Şirin Baba çıkmış.
Şirin Baba, "Hoş geldin Keloğlan! Biz senin namını duyduk, sen zeki ve iyi kalpli birisin," demiş.
Keloğlan ve Şirinler hemen kaynaşmışlar. Şirine ona çiçekten taç yapmış, Güçlü Şirin odun taşımasına yardım etmiş.
Her şey çok güzelmiş ama ormanın karanlık tarafındaki şatosunda yaşayan, koca burunlu, kambur ve huysuz büyücü Gargamel, yine hain planlar peşindeymiş. Gargamel, kedisi Azman'ı yanına almış ve ormana bir tuzak kurmuş. Yere kocaman bir ağ sermiş, üzerine de Şirinlerin en sevdiği yiyecek olan "Şirin Çilekleri"nden koymuş. İpin ucunu da bir ağacın arkasına saklamış. "Heheh! O mavi bücürler çilekleri yemeye gelince ipi çekeceğim ve hepsini yakalayacağım!" demiş.
Keloğlan ve Şirinler ormanda yürüyüşe çıkmışlar. Obur Şirin, çilekleri görünce, "Ooo! Çilek! Hem de bedava!" diyerek koşmaya başlamış.
Ama Keloğlan'ın gözünden hiçbir şey kaçmazmış. Yerdeki kurumuş yaprakların altındaki ağı fark etmiş. Hemen Obur Şirin'i kolundan tutmuş. "Dur bakalım Obur! Bu çilekler ormanın ortasında ne arıyor? Bu işte bir iş var," demiş.
Keloğlan etrafı incelemiş ve ağacın arkasında saklanan Gargamel'in koca burnunu görmüş. Keloğlan kıkırdamış ve Şirin Baba'nın kulağına bir plan fısıldamış.
Keloğlan, yüksek sesle bağırmış: "Aaa! Burada kocaman bir altın hazine var! Ama onu çıkarmak için çok güçlü birine ihtiyaç var!"
Ağacın arkasındaki Gargamel, "Altın mı?" diye duyunca gözleri parlamış. Şirinleri unutup, "O altınlar benim olacak!" diyerek saklandığı yerden fırlamış. Tuzağın olduğu yere, yani çileklerin tam ortasına atlamış ve yeri kazmaya başlamış. "Hani nerede altınlar?" diye bağırıyormuş.
Keloğlan, hemen yerdeki ipi çekmiş! ŞLAK!
Gargamel, kendi kurduğu ağın içinde asılı kalmış! Havada sallanırken, "Seni gidi kel çocuk! Sizi yakalayacaktım!" diye bağırmış. Kedisi Azman da korkup kaçmış.
Şirinler ve Keloğlan kahkahalarla gülmüşler. Şirin Baba, "Aferin Keloğlan! Zekanla bizi kurtardın," demiş.
Keloğlan, "Kötülük düşünen, kendi tuzağına düşer Şirin Baba," demiş.
O gün Şirinler Köyü'nde büyük bir şölen yapılmış. Keloğlan ve Şirinler, Gargamel'in sallandığı ağacın uzağında, güven içinde dans edip eğlenmişler.
Gökten üç şirin elma düşmüş: Biri zeki Keloğlan'a. Biri neşeli Şirinler'e. Biri de aklını iyilik için kullanan tüm çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
90
Beğenmedim
8
Sevdim
71
Güldüm
26
Kızdım
5
Üzüldüm
5
Şaşırdım
10
