Ezop Masalı
Azimli martı Ezop çok çalışıp uçmanın sınırlarını zorlamak ister.
Bir varmış bir yokmuş... Uçsuz bucaksız masmavi denizin kıyısındaki sarp kayalıklarda, kalabalık bir martı sürüsü yaşarmış. Bu martılar için hayat çok basitmiş: Uyan, balıkçı teknelerini bekle, atılan simit parçalarını kap ve uyu. Onlar için uçmak, sadece karınlarını doyurmak için bir araçmış.
Ancak bu sürüde Ezop adında genç bir martı varmış ki, o diğerlerine hiç benzemezmiş. Ezop için uçmak, yemek yemekten çok daha önemliymiş. O, rüzgarla dans etmeyi, bulutların üzerine çıkmayı ve daha hızlı, daha zarif uçmayı hayal edermiş.
Diğer martılar, "Boşuna yoruluyorsun Ezop! Enerjini sakla, bak balıkçı teknesi geliyor," diye ona gülerlermiş. Ama Ezop onları duymazdan gelirmiş. O, tek başına yükseklere çıkar, kanatlarını farklı açılarda bükerek hız denemeleri yaparmış.
İlk zamanlar işler hiç kolay olmamış. Ezop, "Hızlı Dönüş" hareketini denerken dengesini kaybetmiş ve "Şlapp!" diye denize çakılmış. Tüyleri sırılsıklam olmuş, canı yanmış. Sürüdeki yaşlı martılar, "Gördün mü? Martılar böyle uçmaz," demişler. Ezop üzülmüş ama vazgeçmemiş.
Ertesi gün, güneş doğarken Ezop yine havadaymış. "Dün denize düştüm, demek ki kanatlarımı biraz daha dik tutmalıyım," diye düşünmüş. Defalarca denemiş. On kere, yüz kere... Kanatları ağrımış, nefesi kesilmiş ama çalışmayı bırakmamış. Her düşüşünde, hatasını anlayıp tekrar havalanmış.
Bir gün, gökyüzünde çok sert bir fırtına kopmuş. Rüzgar o kadar güçlüymüş ki, diğer martılar kayalıkların arasına saklanmış, kanatlarını açmaya bile korkmuşlar. "Aç kalacağız, balık avlayamayacağız!" diye ağlaşıyorlarmış.
İşte tam o sırada Ezop, günlerce çalıştığı o özel tekniği hatırlamış. Rüzgarla savaşmak yerine, onunla uyum içinde olmayı öğrenmişti. Ezop, korkusuzca fırtınanın içine dalmış. Kanatlarını rüzgarın akışına göre ayarlamış ve bir ok gibi fırtınayı delip geçmiş!
Diğer martılar gözlerine inanamamış. Ezop, fırtınanın ortasından geçip, denizin sakin olduğu, balıkların bol olduğu "Sessiz Koy"u bulmuş ve sürüye haber vermiş. Ezop'un azmi, o gün tüm sürünün karnını doyurmasını sağlamış.
Sürü, Ezop'un etrafında toplanmış. Artık kimse ona gülmüyormuş.
Ezop onlara şöyle demiş: "Başarmak için özel olmanıza gerek yok, sadece pes etmeden çalışmanız gerekir. Her düşüş, daha iyi uçmayı öğrenmek için bir fırsattır."
O günden sonra Ezop, sürünün uçuş öğretmeni olmuş. Ve hepsi anlamış ki; gökyüzü sadece uçmak için değil, hayalleri gerçekleştirmek içinmiş.
Gökten üç beyaz tüy düşmüş: Biri azimli Ezop'un kanadına. Biri çalışmanın gücüne inananlara. Biri de hayallerinden asla vazgeçmeyen cesur çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
42
Beğenmedim
4
Sevdim
30
Güldüm
4
Kızdım
2
Üzüldüm
2
Şaşırdım
2
