Keloğlan ve Padişahın Kızı

Akıllı Keloğlan, padişahın kızını kurtarmak için maceraya atılır.

Keloğlan ve Padişahın Kızı

Masalı Dinle

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Keloğlan adında akıllı ve iyi kalpli bir çocuk varmış. Annesiyle küçük bir köyde yaşarlarmış. Her gün annesine yardım edermiş. "Anne, ben büyüyünce ne olacağım?" diye sorarmış. Annesi gülümseyerek "Sen çok akıllısın oğlum, güzel şeyler yapacaksın" dermiş.

Bir gün padişahın kızı büyücü bir ejder tarafından kaçırılmış. Ejder prensesi çok uzaklardaki yüksek bir kaleye götürmüş. Padişah çok üzülmüş ve tüm şehre duyurmuş: "Kızımı kurtaran kişi onunla evlenebilir ve yarım ülkemi alabilir!" Çok cesur savaşçılar denemiş ama hiçbiri başaramamış. Keloğlan bu haberi duyunca annesine "Anne, ben gidip prensesi kurtaracağım!" demiş. Annesi endişelenmiş ama oğlunun kararlılığını görünce razı olmuş.

Keloğlan yola çıkmış. Uzun yolda yürürken yaralı bir kuş bulmuş. Kuş "Cıvık cıvık!" diye acıyla ağlıyormuş. Keloğlan hemen kuşun yarasını sarmış ve su vermiş. Kuş iyileşince çok sevinmiş: "Sen çok iyi kalplisın Keloğlan! Sana büyülü bir hediye vereceğim!" demiş. Kuş Keloğlan'a parlak bir taş vermiş: "Bu taş tehlikede sana yardım edecek!" Keloğlan kuşa teşekkür etmiş ve yoluna devam etmiş.

Biraz daha yürümüş, bu sefer yaşlı bir kadın görmüş. Yaşlı kadın çok yorgunmuş ve "Ooof, ne kadar yoruldum!" diye inliyormuş. Keloğlan hemen su ikram etmiş ve dinlenmesine yardım etmiş. Yaşlı kadın aslında iyi bir periymiş. Keloğlan'ın iyiliğini görünce çok sevinmiş: "Sen gerçekten iyi bir çocuksun! Sana sihirli bir ip vereceğim!" demiş. İp konuşabiliyormuş: "Ben sana her zaman yardım ederim!" demiş. Keloğlan şaşırmış ama çok mutlu olmuş.

Günlerce yürümüş ve nihayet ejderin kalesine varmış. Kale çok yüksekmiş, kapısı da çok büyükmüş. Ejder kaleyi görünce çok kızgın çıkmış: "Grrrrr! Kim gelmiş buraya? Burası benim evim!" diye bağırmış. Sesi çok korkunçmuş ama Keloğlan cesaret bulmuş: "Ben Keloğlan! Prensesi serbest bırak!" demiş. Ejder yüksek sesle gülmüş: "Sen küçük bir çocuksun! Benimle savaşamazsın! Ama sana bir şans vereceğim!" demiş.

Ejder üç bilmece sormuş. İlk bilmece: "Gökte uçar, suda yüzer, karada koşar ama hiçbiri değildir. Nedir bu?" Keloğlan düşünmüş düşünmüş. Sihirli taş parlamış ve Keloğlan'a yardım etmiş. "Hayal!" demiş Keloğlan. Ejder şaşırmış: "Doğru! İkinci bilmece: Verirsen çoğalır, alırsan azalır. Nedir?" Keloğlan bu sefer hemen "Sevgi!" demiş. Ejder daha da şaşırmış. Son bilmece: "Geceleri parlar, gündüz kaybolur, ama hep oradadır. Nedir?" Keloğlan "Ay!" demiş.

Ejder çok şaşırmış: "Sen gerçekten çok akıllısın! Prensesi serbest bırakacağım ama önce kaleme çıkmalısın!" demiş. Kale çok yüksekmiş. Sihirli ip "Beni kullan!" demiş. Keloğlan ipi atmış ve hop! Kaleye çıkmış. Prenses çok sevinmiş: "Yaşasın! Sonunda biri beni kurtardı!" diye bağırmış. Ejder sözünü tutmuş ve onları serbest bırakmış.

Keloğlan ve prenses birlikte saraya dönmüşler. Padişah çok sevinmiş: "Hop hop! Ne kadar mutluyum! Kızımı kurtardın!" diye bağırmış. Büyük bir düğün hazırlatmış. Keloğlan annesini de saraya getirmiş. Kuş arkadaşı da düğüne gelmiş. Hep birlikte çok güzel yemekler yemişler.

Bu güzel hikaye böyle bitmiş. Keloğlan'ın akıllı ve iyi kalbi sayesinde herkes mutlu olmuş. Ejder de artık kötülük yapmayı bırakmış ve kalede yalnız yaşamaya devam etmiş. Prenses ve Keloğlan uzun yıllar mutlu yaşamışlar. 

Gökten üç altın yıldız düşmüş:
Biri Keloğlan'ın kalbine cesaret ve bilgelik vermiş.
Biri masalı dinleyen çocukların gözlerine umut parıltısı katmış.
Biri de herkesin hayatına dostluk ve sevgi getirmiş. Ve masal böyle neşeyle sona ermiş.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow