Kirpi Fındık ve Kozalak Masalı
Küçük Kirpi Fındık ve Kaybolan Kozalak masalında, minik bir kirpinin ormandaki dostlarıyla el ele vererek en değerli hazinesini nasıl bulduğunu keşfedin.
Bir varmış bir yokmuş, kestane ağaçlarının altın yapraklarını yere serdiği bir ormanın en tatlı köşesinde, Fındık adında minik mi minik bir kirpi yaşarmış. Sırtındaki yumuşacık dikenlerin uçları, sabah güneşi vurunca bal rengi parıldarmış. Fındık'ın en sevdiği şey, kocaman bir çam kozalağını sırtında taşıyıp onunla yuvarlanarak oynamakmış; o kozalak onun için dünyanın en kıymetli oyuncağıymış. Her akşam onu karnına sarılarak, mışıl mışıl uyurmuş.
Bir sabah Fındık uyandığında karnındaki kozalağı bulamamış, minik burnu üzülmekten pembeleşmiş. "Ah, benim canım kozalağım nereye gitti?" diye çevresine bakınmış. Tam o sırada rüzgâr yaprakları hışırdatarak esmiş, sanki ona bir yön gösterircesine. Fındık cesaretini toplayıp yola koyulmuş, minik ayaklarıyla yaprakların üzerinde patır patır yürümüş. Yolda kabarık kuyruklu bir sincaba rastlamış, "Sen benim kozalağımı gördün mü?" diye sormuş. Sincap fındıklarını bir yana bırakıp, "Görmedim ama seninle aramaya gelebilirim küçük dostum!" demiş. Böylece iki arkadaş el ele, dere kenarına doğru ilerlemişler.
Derenin şırıltısı kulaklarına dolarken, ıslak taşların üzerinde bilge bir kaplumbağa güneşleniyormuş. "Ben bu sabah bir kozalağın suya düşüp yüzdüğünü gördüm, aşağıdaki söğüt ağacının köküne takıldı," demiş yavaşça. Fındık ile sincap hemen oraya koşmuşlar, gerçekten de sevgili kozalak, söğüdün kıvrımlı köklerine sıkışıp kalmış! Ama dere biraz derinmiş ve Fındık suya girmeye korkmuş. İşte tam o an, yumuşak kanatlı bir baykuş dallardan süzülmüş, güçlü pençeleriyle kozalağı usulca alıp Fındık'ın önüne bırakmış. "Dostlar bir arada olunca, hiçbir sorun büyük değildir," demiş göz kırparak.
Fındık sevinçten dikenlerini titreterek kozalağına sarılmış, ama bu kez onu tek başına saklamak istememiş. "Bunu hep birlikte yuvarlayarak oynayalım!" demiş. O günden sonra sincap, kaplumbağa ve baykuş her akşam kestane ağacının altında buluşup, kozalağı gülümseyerek birbirlerine yuvarlarlarmış. Böylece Fındık en değerli oyuncağının aslında dostları olduğunu öğrenmiş. Sevgili çocuklar, bir şeyi kaybettiğimizde umutsuzluğa kapılmamalı, güzel dostlarımızla el ele verdiğimizde her zorluğun üstesinden geleceğimizi bilmeliyiz. Gökten üç altın yaprak düşmüş; biri cesur kirpi Fındık'a, biri onu yalnız bırakmayan sadık dostlarına, biri de masalımızı dinleyen, paylaşmayı ve dostluğu seven tüm uslu çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
14
Beğenmedim
1
Sevdim
11
Güldüm
1
Kızdım
2
Üzüldüm
3
Şaşırdım
1
