İlk Otomobil Masalı
İnsanların sadece at arabalarıyla yolculuk yaptığı bir dönemde, Mucit Karl "atsız bir araba" yapmayı hayal eder.
Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde, yolların asfalt değil parke taşı olduğu, insanların bir yere gitmek için sadece at arabalarını kullandığı eski ve şirin bir kasaba varmış. Bu kasabada yaşayan atlar çok yorulur, ağır yükleri taşırken "Öf, puf!" diye nefes nefese kalırlarmış.
Kasabanın en köşesindeki tahta kapılı bir atölyede, aklı fikri çarklar ve vidalarla dolu olan Karl adında zeki bir mucit yaşarmış. Karl, atların bu kadar yorulmasına çok üzülürmüş. "Öyle bir makine yapmalıyım ki," dermiş kendi kendine, "Kendi kendine gitsin, hiç yorulmasın. Atlar da yeşil kırlarda özgürce koşup oynasın!"
Karl, hayalindeki bu "Atsız Araba"yı yapmak için gece gündüz atölyesinde çalışmaya başlamış. Demirleri bükmüş, tekerlekleri yontmuş, boruları birleştirmiş. Atölyeden sürekli "Tak! Tuk! Çıngg!" diye sesler geliyormuş. En büyük destekçisi ise güler yüzlü eşi Bertha imiş. Bertha her sabah ona sıcak bir çorba getirir, "Senin hayaline inanıyorum Karl, başaracaksın," diyerek ona güç verirmiş.
Aylar geçmiş ve Karl, üç tane büyük tekerleği olan, atı olmayan ama arkasında fokurdayan sihirli bir kutusu (motoru) olan o garip makineyi bitirmiş. Makineyi kasaba meydanına çıkarmış.
Kasaba halkı bu üç tekerlekli demir yığınına bakıp kahkahalarla gülmüş. "Hah hah ha! İlahi Karl! Atsız araba mı olurmuş? Bu demir yığını asla yürümez!" demişler.
Karl makineyi çalıştırmayı denemiş. Motor "Pata... Pata... Pof!" demiş ve durmuş. Karl çok üzülmüş. "Belki de haklılar, bu çok çılgınca bir hayaldi," diyerek atölyesine kapanmış ve o gece yorgunluktan derin bir uykuya dalmış.
Ama eşi Bertha pes etmemiş! "Karl'ın icadı çalışıyor, bunu herkese kanıtlayacağım!" demiş. Sabahın ilk ışıklarında, güneş daha yeni doğarken, Bertha çocuklarını da yanına almış ve sessizce atölyeye girmiş. O üç tekerlekli "Atsız Araba"nın direksiyonuna geçmiş. Motordaki kayışı çekmiş.
Makine bu kez "PATA PATA PATA PATA!" diye gürültüyle ve neşeyle çalışmaya başlamış! Tekerlekler dönmüş, araba yavaş yavaş atölyeden çıkmış. Bertha gaza basmış ve araba kasabanın taşlı sokaklarında kendi kendine ilerlemeye başlamış! Rüzgar Bertha'nın saçlarını savuruyormuş.
Arabanın "Pata pata" sesini duyan kasaba halkı yataklarından fırlayıp pencerelere koşmuş. Gözlerine inanamamışlar! At yokmuş, at arabası yokmuş ama Bertha, demir bir makinenin üzerinde el sallayarak hızla geçiyormuş!
"Aman Allah'ım! Yürüyor! Atsız araba gerçekten yürüyor!" diye bağırmışlar.
Sese uyanan Karl, dışarı fırlamış. Kendi icat ettiği arabanın üzerinde eşi Bertha'nın gururla ilerlediğini görünce gözyaşlarını tutamamış. O gün tüm kasaba, Karl'ın ne kadar büyük bir dahi olduğunu anlamış. Yorulan atlar ise artık sadece kırlarda oyun oynamak için koşturacakmış.
O günden sonra Karl ve Bertha, arabalarını daha da geliştirmişler. İnsanlık için yepyeni bir çağ başlamış. Her şey, asla pes etmeyen bir mucit ve ona inanan cesur bir eşin sevgisiyle olmuş.
Gökten üç tekerlek düşmüş: Biri hayal kurmaktan korkmayan Karl'a. Biri ona cesaret veren Bertha'ya. Biri de aklını kullanıp dünyayı güzelleştiren akıllı çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
40
Beğenmedim
2
Sevdim
34
Güldüm
9
Kızdım
0
Üzüldüm
1
Şaşırdım
7
