Kutup Tilkisi Işık
Alaska'nın karlı topraklarında yaşayan minik kutup tilkisi Işık, kaybolan gökyüzü ışıklarını geri getirmek için buzların altındaki büyülü bir maceraya atılır.
Bir varmış bir yokmuş, buzların uçsuz bucaksız krallığı Alaska'nın en kuzeyinde, karların pofuduk yorganlar gibi örttüğü bir tepede, kar beyazı tüylü minik bir kutup tilkisi yaşarmış. Adı Işık'mış; öyle bir adı varmış çünkü doğduğu gece gökyüzünde yeşil ve mor perdeler dans etmiş, minik burnunun ucuna düşen ilk ışıltı ona bu adı kazandırmış. Işık'ın en sevdiği şey, her akşam tepenin en yüksek yerine çıkıp gökyüzünü süsleyen renkli ışık dalgalarını izlemek, kuyruğunu sallayarak onlara el sallamakmış. Buz gibi rüzgâr tüylerini okşarken, "İşşşş," diye eserken, o gözlerini kısıp o büyülü parıltılara hayran hayran bakarmış.
Ne var ki bir kış akşamı, Işık her zamanki gibi tepeye çıktığında gökyüzünün kapkaranlık olduğunu, o güzelim renkli perdelerin bir teline bile rastlanmadığını görmüş. Kalbi buz gibi olmuş minik tilkinin. Karların altından çıkan yaşlı bir baykuş, kar tanesi gibi bembeyaz kaşlarını çatarak, "Gökyüzünün ışıkları küsmüş küçük dostum," demiş. "Uzaklardaki Buz Mağarası'nda uyuyan Kandil Taşı sönmüş; onu yeniden yakmadıkça bu gökler bir daha renklenmez." Işık hiç düşünmeden, "Öyleyse o taşı ben yakacağım!" demiş ve minik patileriyle karların içine dalmış. Yol boyunca donmuş bir nehri geçmiş, buzul çatlaklarının üzerinden atlamış, açlıktan titreyen bir kar geyiğine son bir dilim kuru yosununu vermiş.
Buz Mağarası'na vardığında içerisi zifiri karanlıkmış; tavandan sarkan buz saçakları soğuk soğuk parıldıyormuş. Tam ortada, kömür karası bir taş uykuya dalmış gibi duruyormuş. Işık ona yaklaştığında, taşın önünde koca gövdeli, aç ve öfkeli bir kutup ayısı belirmiş. "Bu taş benimdir, kimse dokunamaz!" diye homurdanmış ayı, "Onun soğuk parıltısı beni koruyor." Ama Işık korkmamış, ayının aslında yalnız ve üzgün olduğunu anlamış. "Sen bu taşı saklarsan hem gökler kararır hem de sen bu buzlukta tek başına kalırsın," demiş yumuşacık. "Onu birlikte yakalım, o zaman bütün kutup senin dostun olur." Işık, yol boyunca biriktirdiği son güç kırıntısıyla burnunu taşa dokundurmuş.
O anda Buz Mağarası'nın tavanı aydınlanmış, gökyüzüne doğru yeşil, mor ve pembe ışık nehirleri yükselmiş; koca ayı ilk kez sevinçten gözyaşı dökmüş ve Işık'a sarılmış. O günden sonra Alaska'nın gökleri her akşam yeniden dans etmeye başlamış, kutup ayısı da Işık'ın en sadık dostu olmuş; ikisi tepede yan yana oturup renkli gökleri izlermiş. Minik tilki böylece öğrenmiş ki, korkuya rağmen atılan cesur bir adım ve bir düşmana bile uzatılan dostluk eli, en karanlık gökleri bile aydınlatmaya yeter. Gökten üç ışık zerresi düşmüş; biri cesur tilki Işık'a, biri artık yalnız olmayan kocaman ayıya, biri de masalımızı dinleyen, korkularına rağmen iyiliği seçen tüm cesur çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
17
Beğenmedim
4
Sevdim
24
Güldüm
4
Kızdım
0
Üzüldüm
2
Şaşırdım
1
