Müzik Kutusu Masalı
Şule, tavan arasında bulduğu eski bir müzik kutusunu büyükannesine getirir.
Bir varmış bir yokmuş... Pencerelerinden her zaman taze kurabiye kokularının yayıldığı, içi eski kitaplar ve dantel örtülerle dolu sıcacık bir ev varmış. Bu evde, saçları pamuk gibi bembeyaz, gözleri sevgiyle gülen Gülten Büyükanne yaşarmış. Hafta sonları, kıvırcık saçlı ve yerinde duramayan torunu minik Şule onu ziyarete gelir, bu evde harika vakit geçirirlermiş.
Bir öğleden sonra Şule, büyükannesini eski fotoğraf albümlerine bakarken görmüş. Gülten Büyükanne fotoğraflara bakıyor, "Ah o eski güzel günler... Ne kadar da enerjiktim, nasıl da dans ederdim," diyerek tatlı tatlı iç geçiriyormuş. Yüzünde bir gülümseme varmış ama geçmişe duyduğu özlem de belli oluyormuş.
Şule, büyükannesini neşelendirmek istemiş. Tavan arasına çıkıp oyun ararken, köşede tozlanmış, üzeri çiçek oyma desenleriyle süslü ahşap bir kutu bulmuş. Kutuyu silmiş ve büyükannesinin yanına getirmiş.
"Büyükanne, bak ne buldum! Bu nedir?" diye sormuş.
Gülten Büyükanne kutuyu görünce gözleri parlamış. "Ah, benim canım müzik kutum! Bunu gençliğimden beri açmamıştım," demiş. Titreyen elleriyle kutunun yanındaki minik altın anahtarı çevirmiş: Kırt, kırt, kırt...
Kutunun kapağı yavaşça açılmış. İçinde pembe tütülü, zarif ve minicik bir Balerin varmış.
Ve bir anda... "Tın tın tın..." diye kristal gibi, büyüleyici bir melodi çalmaya başlamış. Minik balerin kendi etrafında fırıl fırıl dönmeye koyulmuş.
Balerin döndükçe, müzik kutusunun içinden altın rengi, ışıltılı tozlar havalanmış. Bu sihirli tozlar odanın ortasında birleşmiş ve tıpkı bir sinema perdesi gibi havada görüntüler oluşturmaya başlamış!
Şule şaşkınlıkla gözlerini kocaman açmış. Havadaki sihirli ışıkların içinde, Gülten Büyükanne'nin gençliğini görmüşler! Genç Gülten, yemyeşil bir kırda arkadaşlarıyla kahkahalar atarak koşuyor, uçurtma uçuruyor ve neşeyle dans ediyormuş. Başka bir ışıkta, pırıl pırıl bir bahar şenliğinde elinde elma şekeriyle gülümsüyormuş.
"Büyükanne! Bu sensin! Ne kadar çok eğleniyormuşsun," demiş Şule büyülenmiş bir halde.
Gülten Büyükanne de gözleri dolu dolu, gülümseyerek o güzel günleri izlemiş. "Evet canım yavrum. O zamanlar her anın tadını çıkarır, bol bol dans ederdik. Geçmişteki o mutlu günler, kalbimde saklı kalan en güzel hazinelerdir."
Şule, havada süzülen neşeli görüntülere bakmış, sonra da büyükannesinin ellerini tutmuş.
"Büyükanne," demiş Şule heyecanla, "Geçmiş çok güzelmiş ama bugün de çok güzel! Sen hala benim o neşeli büyükannemsin. Hadi, şimdi de beraber dans edelim, bugünü de yarınlar için harika bir anı yapalım!"
Gülten Büyükanne, torununun bu akıllıca ve sevgi dolu sözleri karşısında çok duygulanmış. Müzik kutusu o tatlı melodisini çalmaya devam ederken, büyükannesi bastonunu kenara bırakmış.
Şule'nin minik ellerini tutmuş ve salonun ortasında, sihirli ışıkların altında birlikte usulca dans etmeye başlamışlar. Şule kıkır kıkır gülüyor, büyükannesi ise gençliğindeki o aynı neşeyle etrafında dönüyormuş.
O gün Şule ve büyükannesi anlamış ki; geçmişteki anıları sevgiyle hatırlamak çok güzeldir, ama sevdiklerimizle "şu anı" yaşamak ve yeni mutlu anılar biriktirmek dünyanın en büyük sihridir.
Gökten üç müzik notası düşmüş: Biri geçmişin güzel anılarına sahip Gülten Büyükanne'ye. Biri bugünün neşesini yaşatan minik Şule'ye. Biri de sevdikleriyle her anın kıymetini bilen güzel çocuklara.
Paylaş
Tepkiniz Nedir?
Beğendim
31
Beğenmedim
2
Sevdim
34
Güldüm
6
Kızdım
1
Üzüldüm
5
Şaşırdım
8
